Hrant’ın Fransız Direnişçi Ağabeyi: Misak Manouchian ve kurşuna dizilmeden önce eşine yazdığı son mektup

21 Şubat günü Fransa’da ‘Emperyalizme Karşı Uluslararası Direniş Günü’ olarak kutlanır. Çünkü 21 Şubat 1944 günü, Paris’te, Mont Valérien’de Gestapo, yabancı işçilerden kurulu 23 kişilik bir Direnişçi Grubunu kurşuna dizmişti. Grubun şefi, 1906 Adıyaman doğumlu marangoz, şair, komünist Misak Manuşyan’dı.
Manuşyan grubu, Nazi İşgaline karşı mücadelesi ve nihayet kurşuna dizilmeleri, şiirlere (Louis Aragon), şarkılara (Leo Ferré), filmlere (Frank Cassenti), romanlara konu olan ünlü ‘Kızıl Afiş’, Fransa’da yabancı işçilerin Nazizme karşı mücadelesinin enternasyonalist simgesi.
Misak’ın eşi, 1913 Istanbul doğumlu Meline, eşinin öldürülmesinden otuz yıl sonra kaleme kağıda sarılıp ‘Bir Özgürlük Tutsağı:Manuşyan’ kitabını yazmış.

Misak’ı, bildiği kadarıyla ilkgençliğini, şairliğini, entelektüel yaşamını ve siyasal angajmanlarını, savaş öncesi Fransa’yı, Ermeni Direnişçileri, Ermeniliği anlatıyor. Bu arada kendi çocukluğunu ve genç kızlığını da yazmış. Misak da Meline de, 1915 ‘Kafle’sinin hayatta kalabilen öksüz yetim Ermenilerinden. Biri Suriye’de diğeri Yunanistan’da yetimhanelerden geçtikten sonra Fransa’da bir araya gelmişler.

Aras Yayınevi, Manuşyan’ı yayınlarken, Sapancalı (1916) bir başka Ermeni Direnişçi Arsen Çakaryan’ın tanıklığını da çevirip kitaba eklemiş. En güzeli de 24 sayfalık fotograf ve belgeler bölümü. Ayrıca ayrıntılı bir kronoloji de var.

Bir kadın, 38 yaşında kurşuna dizilen Direnişçi eşini nasıl anlatabilir? Mahremiyete girmeden, ama sadece kamusal/siyasal yaşantıyla da sınırlı kalmadan, Fransa’da Ermeni, üstelik de solcu bir Ermeni olarak yaşamanın acı tatlı tüm yanlarını aktarmış Meline Hanım. Dayanışmanın yanında ihanet, Direniş’in hemen bitişiğinde teslimiyet, cesaret ve korku, takip ve kaçma…1935 ila 1944 yılları arasındaki 9 yılın öyküsü Manuşyan. Anadolu’nun çeşitli yörelerinden kopup (koparılıp) Fransa’ya gelen Ermeniler arasında, Direnişçilere yardım edenler arasında şarkıcı Charles Aznavur’un annesiyle babası da var.

Nazizme karşı Direnmenin binbir geçerli/haklı nedeni olsa gerek: Gestapo’nun sorgu ve mahkemelerinde Misak, Ermenilerin, milletlerini ortadan kaldırmaya yönelik girişime destek verdikleri için Alman Nazizmine karşı savaştığını söylüyor.

Misak’ın, Meline’nin anlattığı Misak’ın, ayrıca şiirlerinden tanımaya çalıştığımız Misak’ın, arkadaşlarının anlattığı Misak’ın garip bir şekilde Hrant’a benzediği kesin. Ruhen, siyasal olarak ve belki de şeklen…Misak’ın da Şark Çıbanı var. Biri Adıyaman’da diğeri Malatya’da doğmuş. Biri 38 diğeri ise 53 yaşında kurşunlarla düşürülmüş. İkisi de dava adamı. İkisi de aslında hala yaşıyor.

Hrant’ın Fransız Direnişçi Ağabeyi: Misak Manouchian (1906 Adıyaman- 1944 Paris) (Express dergisinin 17 Şubat 2010)

Misak Manuşyan’ın 22 arkadaşıyla kurşuna dizilmeden önce hayat arkadaşı Mélinée Manouchian’a yazdığı mektup:Tek bir şeyden derin pişmanlık duyuyorum, bu da seni mutlu edememiş olmam

Sevgili Melinée, benim sevgili öksüz küçüğüm,

Birkaç saat içinde artık bu dünyaya ait olmayacağım. Bugün öğleden sonra saat 03.00’de idam edileceğiz. Sanki hayatımda bir kaza gibi geliyor bu başıma, inanmıyorum gerçekleşeceğine, ama yine de seni bir daha asla görmeyeceğimi biliyorum.
Ne yazayım ki sana? İçimdeki her şey karmakarışık, ama aynı zamanda da çok açık seçik. Kurtuluş Ordusu’na gönüllü katıldım. Zafere ve hedefe az bir zaman kalmışken ölüyorum. Kurtulacaklara ve yarının özgürlük ve barışının güzelliğini tadacaklara mutluluklar diliyorum. Eminim ki Fransız halkı, ve özgürlük için savaşanlar bizim hatıramızı insanlık onuruyla taçlandırmayı bilecekler. Ölüm anında, Alman halkı için hiçbir nefret duymadığımı ilan ediyorum, hiç kimse için nefret duymuyorum, herkes eninde sonunda hak ettiğini alacaktır, caza ya da ödül olarak. Alman halkı da, ve tüm diğer insanlar da savaş sonrası barış ve kardeşlik içinde yaşayacaklar, ama bu uzun sürmeyecek. Herkesin mutluluğu…

Tek bir şeyden derin pişmanlık duyuyorum, bu da seni mutlu edememiş olmam. Senin de hep dilediğin gibi, seninle bir çocuğumuz olsun çok isterdim. Savaştan sonra kesinlikle evlenmeni isterim, ben mutlu olayım diye çocuk sahibi olmanı, ve son dileğimi yerine getirmen için de, seni mutlu edecek biriyle evlen. Neyim var neyim yoksa, hepsini sana ve yeğenlerime bırakıyorum. Savaş bitince karım olarak kendine savaş aylığı bağanması hakkını talep edebilirsin, çünkü ben de Fransız Kurtuluş Ordusu’nun herhangi bir askeri gibi ölüyorum.

Hatıramı onurlandırmak isteyen dostlarımın yardımıyla, okunmaya değer şiirlerimi ve yazılarımı yayınlamalısın. Eğer mümkün olursa, hatıramı, Ermenistan’daki aileme götür. Pek yakında yoldaşlarımın 23’ü ile birlikte, vicdanı huzurlu olan bir adamın cesareti ve dinginliğiyle öleceğim, çünkü, kanımca ben hiçbir kötülük yapmadım, yapmışsam da, nefret duymadım kimseye. Bugün güneşli bir gün. Çok sevdiğim güneşe ve doğanın güzelliklerine bakarken işte, işte o zaman, hayatıma ve sizlere, sevgili karıma ve sevgili dostlarıma elvede diyeceğim. Bana kötülük yapmış, ya da yapmak istemiş herkesi bağışlıyorum, bağışlamadığım tek kişi, kendi canını kurtarmak için bize ihanet eden kişidir, ve bizi satanlardır. Seni özlemle kucaklarım, kız kardeşini ve beni tanıyan uzak yakın diğerlerini de, hepinizi kalbimde saklıyorum. Elveda. Dostun, yoldaşın, kocan…

Bir Özgürlük Tutsağı Manuşyan/Melinée Manouchian/Biyografi/
Aras Yayıncılık/Istanbul Ekim 2009/Çeviren: Sosi Dolanoğlu/199 s.

Yorum yapın

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org

Önceki yazıyı okuyun:
Ece Ayhan, “Kömürün elmasa dönüşmesi üzerine…” Zafer Yalçınpınar’la söyleşi

"Ece Ayhan’ın hayatı, zihninde, çok derin bir yerde “kömürün elmasa dönüşmesinin eczası ya da kimyası olarak şiir” düşünmekle, tasarlamakla, yazmakla...

Kapat