Halk türkülerine modern ve farklı bir yorum Ayşegül ve “Güzelleme 2″ albümü

Yorumladığı türküleri dinlemesi her zaman zevk veren müzisyen aynı zamanda grup yorum’un ilk vokallerinden biridir. Güzelleme albümleriyle, türkülere farklı ve çağdaş bir soluk getiren Ayşegül Yordam, türküleri caz formlarıyla sentezleyen albümleri ile dikkatleri üzerine çeken, bu alanda  başarılı sonuçlara ulaşan ender sanatçılardan biri oldu.

İzmit doğumlu olan Ayşegül, ilk ve orta eğitimini doğduğu şehirde  tamamladı. 1986 yılında Yıldız Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nden mezun oldu. 1987-1994 yılları arasında Bursa’da mesleği ile ilgili çalışmalarda bulundu. 1994 yılında İstanbul’a dönerek “Güzelleme” adını verdiği ve halk türkülerini farklı bir anlayışla yorumladığı ilk albümünü yayınladı.

Ayşegül  “Güzelleme 2″ albümü


Sonraki şarkıya geçmek için >| şarkı seçmek için [>] işaretine basınız.
Ayşegül’ün “Güzelleme”ler serisi dışında Ağıt, Sevgiliye Hasret, Güz[1998] Yagmur[2004], Farfara[2005] ve N’ettim Size[2006] adlarında yayınlamış 6 albümü daha var.

Akustik gitar ve perdesiz bas gitarların ağırlıkta olduğu bu albüm kendi alanında hala en çok satılan albümlerden biridir. 1995 yılında “Güzelleme 2” 1997 yılında “Güzelleme 3″ 2000 yılında Güzelleme 4” aynı anlayışı sürdürdüğü albümlerini yayınladı. Bu seri, halk müziğinin yeniden yükselişinde ve farklı çalışmaların ortaya çıkışında büyük rol oynadı.

Ntvmsnbc’nin Ayşegül ile müziği ve son çalışmaları üzerine söyleşi (6 Kasım 2000)

Peş peşe Güzelleme albümleri yaptınız ve inanılmaz çok sattı. Dört güzelleme arasında bir tane “Güz” albümü yayınlandı. Sizi dinleyen kimi müzikseverler “Güz” albümünü yadırgadılar. İnsanlar Güzelleme’ye çok mu alışmışlardı?

Halkımızın yapısını benim kadar siz de bilirsiniz. Bir kısım insanlar biraz kolay algılayabildiği şeyleri seviyor. Toplumumuzda çok fazla düşünmeyi sevmeyen bir kesim var. “Güz” ile birlikte biraz daha karmaşık, bilmediği bir müzik geldiği zaman tepki veriyor. Ama açıkçası, müzik çevresinden hiç kimse olumsuz tepki vermedi. Müziği bilen, müzik yapan hiç kimse beğenmediğini belirtmedi. Onun dışında gelen tepkiler çok ilginçti. “Nefret ettim” diyenler bile vardı. Tabii, bunlar anlaşılır şeyler değil. Mesela bir filmi beğenmezsiniz ama nefret de etmezsiniz, en fazla alıp dinlemezsiniz. Gelen ağır eleştirileri açıkçası ben anlamadım.

Bu biraz da size yönelik sevginin yoğunluğundandır herhalde. Aşk, nefret ilişkisine benziyor…

Biraz iki taraflı düşünmeleri gerekiyordu. Beni de düşünmeliydiler. Hayatımın sonuna kadar aynı şeyi yapmam mümkün değil. Benim bir arayış içinde olmam son derece doğaldı. “Güz”ü açıkçası kendim için yaptım. Hiç destek alamadım. Yapmaya başladığımda da destek alamamıştım. Ben “Güz”de istediğim şeyi yaptım dedim ama, ne Güzelleme kadar sattı, ne de promosyonu yapıldı. Sanatçıyı böyle tatmin ediyorlar. Madem istediğin müziği yapıyorsun, al tatmin ol o zaman deniliyor. Ama ben bunu kendim için yapıyorum, dedim ve yaptım. İyi ki de yapmışım. Bana bir devam etme motivasyonu verdi. Ayşegül

Güzellemeler’in artık bitmesi gerektiğini mi düşündünüz?

Evet, güzellemelerin bir şekilde bitmesi gerekiyordu zaten. Gerçi son CD de Güzellemeler adıyla çıktı ama, işte aması var. Mesela son CD’mi çok severek yaptım. Çünkü onun içinde biraz “Güz” var biraz Güzelleme’ler var. Yani, yeni bir şeyler var. Daha minimalist. Tabii ki yoğun şarkılar da var ama daha sakin, nahif bir albüm oldu.

“Güzelleme 4” yapmak istediğiniz müziği mi yansıtıyor?

Bir kere şöyle bir şey yok; ben istediğim müziği yaparım, demenizin çok da koşulu yok çünkü. Sonuçta siz bir firmaya bağlısınız, bir kitleniz var. Ama, o zaman ben de küser giderim demek de çok anlamsız. Bir sentezde uzlaşmaya varmak zorunda kalıyorsunuz. Ben “Güz”de istediğim şeyi yaptım dedim ama ne Güzellemeler kadar sattı, ne de promosyonu yapıldı. Böyle tatmin ediyorlar. Madem istediğin müziği yapıyorsun, al tatmin ol o zaman, deniliyor. İşte Güzelleme 4’te biraz daha ortayı tutturduk. Kendi içinde bir denge kurdu. Bir iki parça daha kolay anlaşılır, ondan sonra yine yoğun bir müzik var. Ama bunlar birbirine çok aykırı şeyler değil. Ben de açıkçası çok da uçuk şeyler yapmayı istediğimi de sanmıyorum. “Güz” asla benim için uçuk bir albüm değildir. Bekli bir iki sene sonra çok daha iyi anlaşılacak ve sevilecek.

Caz türkü sentezi tarzında bir albüm yapmanın Türkiye halkı için erken olduğunu mu düşünüyorsunuz ?

Tabii. “Güz” albümü ancak, bir iki sene sonra, kolay yapılan kolay tüketilen bir müzik olacak. Yaptığım zaman biraz erkendi.

Peki hep türkü mü söyleyeceksiniz?

Evet, ben hep türkü söyleyeceğim. Ama otantik müzik olmayacak. Çünkü ben otantik müzik yapmıyorum. Otantikten benim anladığım tamamen yerel sazlarla, çok ciddi armonizasyonlara gitmeden, arkasına Batı müziği enstrümanları koymadan, bire bir yöresel yapılan müziktir. Ben başından beri bunu hiç yapmadım. Hep batılı sazlarla, batılı bir armonizasyon ve çok da klasik bir okuma biçimi değil. Türküden anladığımız bir okuma biçimi değil.

Share

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
İnsanlık Tarihine Damga Vurmuş 15 Siyah Beyaz Fotoğraf
Masallar ve Toplumsal Cinsiyet: Yuvadan Ayrılmanın Anlamı
Kapat