Fatih Sultan Memet ile Valide Sultan – Yılmaz Erdoğan

ANLATICI : Yıl 1453. Aylardan Mayıs. Osmanlı ordusu Bizans kapılarına dayanmış. Fonda top ve Allah Allah sesleri duyulur.
ANLATICI :
Fakat fetih işi zora saplanmış. İstanbul’un fethinde sorunlar yaşanıyor. Fatih Sultan Mehmet havlu mu atıyor ne? Allahtan Valide Sultan dişli bir dişi. Her güçlü erkeğin arkasında dişli bir dişi vardır. İnanmayan tarihe baksın. Tarihte devam mecburiyeti ve seçmeli dersler vardır. Temize çekerken olayları ak sakallı tarihçiler, unutmuşlar kadınları yazmayı. Oysa her vaka-i hayriyede Hayriye gibi bir kadın vardır

Anlatıcı çıkar… Sahnede bir taht vardır. Fatih bağıra çağıra girer, Valide Sultan da peşindedir.

FATİH : Fethetmiyorum ulan fethetmiyorum. İstanbul’u artık hiç fethetmiyorum. Israr etme Valide, fethetmiyorum.

VALİDE : Aman devletli evladım, streslere gark olmayasuz. İstanbul’u fethetmeye mecbursun. Bu hususta muvaffak olamazsan koca  Osmanlı’da herkes karalar bağlayacak. O kadar siyah elbiseyi nereden bulacağız. Sevgili yavrum, bizi Neslihan Yargıcı’ya mahkum etmeyiniz. Çok kazıkçı diyorlar.

FATİH : Mahfoldum Valide, ne gecem kaldı, ne gündüzüm. Pazar günleri bile açığım.  Yirmi bir yaşındayım ben Valide, millet boğazda rakı içecek diye kendimi çar çur edemem. Bu ne yaman çelişki Valide.

VALİDE : Aman Padişahım. Mehmedim, ikinci Mehmedim. Kapris yapmayasuz. Siz şol İstanbul’a artist olmak için gelmediniz. Siz bu fethi eylemezseniz. ikinci köprüye kimin adı verilecek.

FATİH : Yok ya? Koskoca İstanbul’u şeyimizden ter atarak fethedeceğiz, ondan sonra içine edecekler. Yok öyle yağma.

VALİDE : Nereden bilirsin evladım içine edileceğini.

FATİH : Ben mallarımı tanırım Valide. Aha, şuraya yazıyorum. Şu Haliç var ya Haliç, önce orayı maffedecekler. Biri diyecek Haliç “benim gözüm gibi olacak” diğeri diyecek, “yok, asıl benim gözüm gibi olacak.” Göreceksin sonunda Haliç, benim … … GÖZÜM  gibi olacak.

VALİDE : Sükut evladım sükut.
Böyle laflar yakışıyor mu size? Zinhar böyle şer beyanlarda bulunmayasuz. Fethedesiniz Konstantiniye’yi, orta çağ kapana, yeni çağ açıla. Tebamız çağ atlaya.

FATİH : Fethetmiyorum Valide, fethetmiyorum.

VALİDE : Tarihi değiştirmeye muktedir değiliz haşmetli evladım. İstanbul’u almak senin alnına yazılmış. Bak (Fatih’in alnından okur.) Al Mehmet al, Mehmet İstanbul’u al.

FATİH : (Çok şaşırır.)
Yapma ya? Öyle mi yazıyor hakkatten? Dikkatli bak Valide, daktilo hatası falan olmasın.

VALİDE : Hayır evladım. İlahi yazılarda hata olmaz inanmazsan al kendin oku. (Bir ayna tutar Fatih aynadan okur.)

FATİH : La temhem la, ulubnatsi temhem la. Ne demek oluyor bu Valide.

VALİDE : Evladım ayna olduğu için tersten okuyorsun. Doğrusu, “al Mehmet al, Mehmet İstanbul’u al…”

FATİH : Öyle ya… O halde alacağız Konstantiniye’yi başka yolu yok. Fakat Valide, bir terslik olur da, İstanbul’u başka bir Padişah alacak olursa, çok mühim bir vasiyetim olacak.
VALİDE : Nedir evladım söyle?

FATİH : Topkapı Sarayı’nı Topkapı’ya kurmasınlar, sapa kalıyor. Oraya otogar yapılsın, Tatlıses Turizme yer ayrılsın.

VALİDE : Başüstüne evladım. Vasiyetine ekleyecek başka birşey var mı?

FATİH : Var Valide var. Vasiyetim daha bitmedi. Derhal İstanbul’a felç halinde bir trafik eylensin, tebam yollarda fıtkı olsun. Denizlerin içine edilmek suretiyle balıklar telef eylensin, balıklardan boşalan yere koyunlar konuşlansın.
Boğaz sırtları Arap kardeşlerimize verilsin. Rus, Bulgar, Romen ve bilcumle Şark blokuna mensup orospular Laleli’ye yerleştirilsin. Sokak ve caddeler devamlı kazılsın ve kat’a doldurulmasın. İSKİ’nin çukuru PTT’ninkinden alçak olsun. Suların akmasına mahal verilmesin. Buna rağmen sular inatla akmaya devam ederse derhal bütün oylar Refah’a verilsin.
Gecekondulara önce tapu verilsin, seçimden sonra hepsi yıkılsın. Bütün mafyalar illere göre adilce dağıtılsın. Pazar mafyası Malatyalılara, hamal mafyası Maraşlılara, arazi mafyası Çorumlulara, otopark mafyası Tokatlılara verilsin. Bütün tiyatrolar yıkılsın. Yerlerine birahaneler yapılsın. Tebam temsil seyredeceğine, devamlı bira içip, devamlı çişe gitsin. İstanbul’a tramvay yapılsın. Sonra tramvay kaldırılsın. Sonra tekrar tramvay yapılsın.
Sonra tramvay kaldırılıp yerine yine tramvay yapılsın.
Sonra tramvay yine kaldırılıp yerine bir türlü metro yapılamasın. İstanbul’un bilimum pazarcı esnafı, tedris ve terbiye edilsin. Sabahın erken saatlerinde, bilhassa tebam en derin uyukudayken “Patates soğaaaaaan!” diye bağırtılsın.
“Patates soğaaaaan! Kurabiye bunlaaaaar!
Patates soğaaaaan…. Aygaaaaaz… ” Çok istiyorsan fethedeyim konstantiniye’yi Valide
ama olacağı bu haldir. BEN MALLARIMI TANIRIM…

Yılmaz Erdoğan

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Rüyalarımda bile dilimi kaybetmeyeceğim | Di xewnan de jî ez ê zimanê xwe winda nekim

Bazen ülkemde kelimelerin eksikliğini hissederim Lı welatê xwe carna hest dıkım ku gotın tunene Hissederim ne zamanki çiçekçi kadın Konuşmaz...

Kapat