Benim Polisim Hangi Olaya Geç Gideceğini Bilir! – Serdar Türkmen

Anlatılası bir tesadüf

Bankamatik sıraları arasından, “Hangisinde daha az “yaşlı teyze/amca” var titizliğinde seçtiğim sıraya girmiştim ki, işlem yapan adam kartını çıkarıp çıkarıp yeniden sokuyor, her hamlesi, sıradaki homurdanmaları ve “Hayret bir şey ya!” sözcüğündeki uzlaşıyı beraberinde getiriyordu. Bu homurdanmalardan cesaret aldığını düşündüğüm, sıradaki adam, işlemi yapanın ensesinde rahatlıkla hissedebileceği bir şiddetle,

Üfff.

İşlem yapan döner, sertçe

Ne var kardeşim, iki dakka bekledin diye ne bu afra tafra?

Diğeri,

Ne diyon lan sen! Kim olduğumu biliyon mu sen benim?

Kimsin lan sen, artist?

Bekleyen adam cüzdanını çıkarır, armasını gösterir.

Polisim lan polis, gel bakim sen şu karakola, gel orda görüşecez senle

“Vay be sivil polismiş demek” diye geçiriyorum içimden, hiç de benzemiyordu. Bir taraftan da polisin vatandaşa böyle rahatça posta koyması kanıma dokunuyor. Derken mağdur olan kanımı dondurur:

Ulan şerefsiz ondan bende de var, al bakim, –O da cüzdanını çıkartıp polis armasını gösterir– şimdi gidelim istediğin yere!

İt dalaşıymış meğer… Berabere bitti!

İçi Çürümüşler

Ülkedeki 210 bin civarındaki polisin her biri en az 2000 lira maaş alır. Alış-verişlerinde de genelde yalnızca ‘alış’ı kullandıklarından, kolladıkları abileri gibi birikim yapar ve böylece toplumun ‘yeni’ varlıklıları olma yolunda hızla yürür.

Devlet, sıkça yinelendiği ve sıkça da yineleneceği umuduyla bu yazıya konu edildiği üzere, egemenlerin bir zor aygıtıdır. “Ben zora gelemem” diyenleri dize getirmek niyetiyle de bir kolluk kuvvetine ihtiyaç duyar. Polis de, “Huzurun teminatı”, “Halkın vicdanı” falan gibi bol kafiyeli komik pankartların anlattığının tersine, sömürücüleri kollamayı görev edinmiştir.

Vedat Türkali’nin “Dünyayı yönettiğini zanneden trafik polisleri…” betimlemesinin isabetliliğini, ‘Trafik polisinin olduğu yerde trafik sıkışır’ tezinin ışığında hemen her gün görürüz. Tabi bu -muhtemelen- gülümseten cümlenin ardına, polisin keyfi uygulamalarından, işkenceden, taciz ve tecavüzden, ajan-provokatörlerin icraatlarından bahsedersek gülümseyiş acılaşır.

Organize suç örgütlerlerinin içinden üst düzey emniyet mensupları çıkıyor. Bu eski MHP-BBP’li’, yeni ‘Fethullahçı’ bileşenin karıştığı kirli olayların dökümünü yapmak; daha doğrusu ayyuka çıkarılmışların dökümünü yapmak her ne kadar gerekliyse de, buraya aktarmak epeyce ağaç gerektiriyor. Kazara afişe olan kankilerini, “İçimizdeki çürükler” ayaklarına yatıp kurban edebiliyor bu ‘içi çürümüşler’.

Kavga olur, ölen ölür, kaçan kaçar, kalanı almaya gelir polis. Fakat emekçiler bir eylem yapacaksa, günler öncesinden hazırlık yapıp, saatler öncesinde eylem yerindeki bankanın önünde hazır (!) bulunur. Dolayısıyla iki ünlü vecizeyi birleştirerek: “Benim polisim hangi olaya geç gideceğini bilir” demek yanlış olmaz.

Kafiye sevmeyen öğrencilere selam!


7.4.2010 Çarşamba sabahı 10:00 civarı Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi bahçe duvarında emniyet müdürlüğünün astığı “Halkın Huzuru Polisin Gururudur” yazılı pankartı gören öğrenciler pankartı indirip, “İşkence ve Cinayet Polisin Gururudur” şeklinde düzelterek okulun girişine astılar.

Serdar, Urfa-Samsun-Mersin
Eylül 2010

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Devrimci Gençlik Köprüsü halkların kardeşliğine açıldı

Kent merkezine 45 kilometre uzaklıkta Van-Hakkari karayolu üzerinde 1969 yılında Deniz Gezmiş ve arkadaşları tarafından yaptırılan, 1999 yılında bombalanarak yıkılan...

Kapat