Başak Kültür ve Sanat Vakfı çocuklara sanat ve umut aşılamaya devam ediyor


Başak Kültür ve Sanat Vakfı “Sokakta Buluşan Kültürler” projesi ile İtalya ve Fransa’dan gelen genç sanatçıları İstanbul’un 12 ilçesinde yaşayan 7-15 yaş arası çocuklarla 4 Haziran’da başlayan ve Ağustos’un sonuna kadar sürecek olan çeşitli sanat dallarında atölye çalışmaları devam ediyor. Göç mağduru, yoksul çocuk ve gençlerin sanatsal yeteneklerini ortaya çıkartılmayı, desteklenmeyi, geliştirilmeyi ve toplumsal uyum konusunda yaşadıkları problemlerin aşılması konusunda yardımcı olmayı amaçlayan Başak Kültür ve Sanat Vakfı’nın devam ediyor.

Proje kapsamında her hafta İstanbul’un bir İlçesinin şehir merkezinden uzak bir sokağına konuk olan Atölyeleri yokaklarını renklendirmeye ve kurumlar arası işbirliği etkinlikleri sürüyor. Sokakların sessiz çığlığında çocuklara sanatla umut aşılayan atölyeleler geçen hafta İstanbul’un üç ayrı noktasındaydı. Sarıyer-Bahçeköy/Bahar Country’de gerçilektirileşen V. İSTANBUL SOSYAL HİZMETLER ŞENLİĞİNDE İstanbul’da Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumuna bağlı kuruluşlarda kalan yüzlerce çocuk ve gençle bir araya geldi. Bu etkinliğe Küçük Müzisyen Ronahi’nin keman dinletisi, Resim, Seramik, Müzik ve yüz boyama atölyeleri katıldı.
İkinci gün Kartal İlçesinde, Kartal Pir Sultan derneğinin desteği ile Cumhuriyet Mah. Ceviz Sokağındaki çocuklarla, Üçüncü gün ise Kadıköy- Fikirtepe çocuklarıyla biraya gelindi.

Çalışmaya katılan Derya Özkan’ın bizimle paylaştığı duygu ve deneyimleri

Sıcak bir öğleden sonra koyulduk yola rotamızda Fikirtepe,”Çeşme Sokak” vardı bu sefer.
Adını aldığı çeşmeden bir eser olmasa da çeşme başı serinliğinde ki sokağımıza vardığımızda tanıdık sesler çalındı kulağımıza. Ne yapacağını bilmemenin verdiği heyecanla kıpırdayan ama çekingen çığlık gözlü çocuklar…

Arkadaşlarına haber vermeye giden çocukları biraz bekledikten sonra sermeye başladık örtülerimizi. Rengârenk kumaşların, tüylerin, boncukların gölgeleri ışıdı birer birer çocukların yüzünde beklide fark edilmenin verdiği gurur ve heyecanla yaklaşmaya başladılar minik elleriyle…

Bu günkü konumuz el kuklalarıydı minik çoraplardan süsleyerek oluşturduğumuz birkaç örnek kuklayı ellerine geçiren gönüllerimiz, “Merhaba, ben Alessandra”, “Ben Elena”, “Ben Caharlotte”, “Bense Jahela” dedikçe çocukların yüzünde ki sabırsızlık görülmeye değerdi.
Üstelik bu çalışmanın diğer güzel yanı gün bitiminde çocukların ellerinde bu günü hatırlayacakları bir hatıra ile ayrılacak olmalarıydı “ Yaptığınız kuklaları alabilirseniz” dediğimde, geldiğimizden beri yan taraftaki kaportacının kapısından bize bakan 12 yaşındaki Emrah doğruldu olduğu yerden ve yanıma yaklaşarak adeta bir sır verircesine,”Eğer kuklalar bizde kalacaksa bende yapayım bir tane, Kardeşim için!”dedi. İşte o an derinden hissettim kaportacı levhası altında vücudu araba yağı ve kir içinde kalmış bu koca bakışlığının sadece bir çocuk olduğunu…..
Geniş bir halka oluşturarak başladık hayallerimizi dökmeye, yoldan geçenlerin,balkonlardan sarkanların bakışları altında diş dünyayı unuturcasına aktı yüreklerimizden geçenler kumaşlara,kartonlara,boncuklara.

Bizi biraz uzaktan seyreden iki erkek çocuk çarptı gözüme. Elimdekileri bir yana bırakıp yavaşça yanlarına yaklaştım.”Neden gelmiyorsunuz “dediğimde, gözlerindeki heyecan eşine sık rastlanmayan bir alevli yalaz misali çaktı ama nedense onları tutun bir şey vardı. Önce üstelenmek istemedim ama sonradan fark ettim ki adeta üstelenmemi istiyorlardı,”haydi bir kez daha çağır hatta çek götür işte” dercesine bakıyorlardı bana.Emrah’ın biraz evvel verdiği o koca dersten sonra anladım ki minicik yüreklerine kocaman şeyler sığdırmış bu 10-11 yaşında ki çocuklar utanıyorlardı adeta çocuk olmaktan.Çocuk olmak,oyun oynamak basitti ve manasını yitirmişti sanki çok zaman önce.”Siz zaten büyüksünüz biliyorum, haydı gelin kardeşlerinize götürürsünüz onları sevindirirsiniz” dediğimde,bir görev yüklendiklerine kendilerini inandıran bu minik yüreklerde katıldı diğerlerin yanına…

“Bugün Çeşme Sokak’ta” ben ve tüm arkadaşlarım bir kere daha anladık gerçek mutluluğun bir çocuk tebessümünde bir yerlerde gizli olduğunu. Başımı Kaldırdığımda göz göze geldiğim arkadaşlarım hiçbir söz kullanmadan anlatılar hislerini. Zaman anlamadığımız çabuklukta akıp giderken, ellerinde kuklaları oynamaya koyulmuş 25’i aşkın çocuk kaldı ardımızda.

Aramızdan el sallayan, bir dahaki buluşma gününü çoktan düşlemeye koyulmuş 25 koca yürekli minik insan…

Derya Özkan
Başak Kültür ve Sanat Vakfı

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
TKP Eski Genel Başkanı Aydemir Güler’den Yazar Vedat Türkali’ye Cevap Geldi

Sosyalist Partisi Gen.Baş. Yard. Kadir Akın'ın  Vedat Türkali ile yaptığı ve sitemizde yayınladığımız söyleşiden [Oku] sonra  TKP eski genel başkanı...

Kapat