Mısırlı Ahmet ve Darbukaya Duygulu Dokunuşlar


Darbuka ustası Ahmet Yıldırım, çocuk yaşlarda kendi kendine darbuka çalmayı öğrendi. Kendini geliştirmek üzere “bu müziğin en iyi icra edildiği yer olan Mısır’a gitti.   Omar Khayrat, Mohammad Fuad, Fethi Seleme, Amr Diab gibi Mısır’ın en ünlü ve usta müzisyenleriyle çalıştı ve kendine özgü bir teknik yarattı.
Mısır’dan dönüşünde “Mısırlı” lakabını alan ve dünyada da böyle tanınan usta, Mısır’da ise “Ahmed-i Türki” adıyla anıldı. Mısır’dan sonra gittiği İspanya’da flamenko müziğini de tarzına dahil etti. Mısırlı Ahmet’in teknik ve ritmleri caz, flamenko, Latin Amerika, Hint ve Arap müziğine pek çok müzik türünden izler taşıyor.

 “Akdenizli Büyük Ustalar” serisi adlı AB projesinde onun için albüm yapıldı. Şimdi ise kurduğu “Galata Ritmhanesi”nde sırrını, hayatı öğrencileriyle paylaşıyor.

Cumhuriyet gazetesi söyleşisinden bir bölüm

Özel bir darbuka kullanıyorsunuz….
Çömlek darbuka kullanıyorum. Çömlek darbukalar toprak ve deriden oluştuğundan, döküm darbukaların soğuk, karaktersiz ifadesinden çok farklı, organik yapısıyla sıcak ve sürprizlerle dolu. Karşımıza, hava şartlarına bağlı olarak tonları değişen, her ustanın marifetini yansıttığı, yani standartlaşmayan, kırılgan bir enstrüman çıkıyor. İnsan gibi bir enstrüman yani.

Son dönemlerde gördüğümüz örnekleri düşünecek olursak, birçok tınıya eşlik eden darbuka, sınıf atladı diyebilir miyiz?
Tarih boyunca hep eşlik enstrümanı olarak kaldı. Darbukacılar toplum gözünde pabucunu çıkarıp müzik yapan insanlardı, ancak artık darbuka sınıf atladı. Şimdi doktorundan mühendisine, tiyatrocusundan gazetecisine kadar her kesimden insan bu enstrümanı öğrenmek, anlamak istiyor.

Ülkemizde solo müziğe ilgi nasıl?
1990’ların sonunda solo albümlerde artış oldu. Keman, piyano, klarnet albümleri yapılmaya başlandı. Bu ülke saz sanatçılarını hep solist arkasında tanıdı ancak şimdi onlar kendi kimlikleriyle müziğin içinde yer alıyorlar. Bu çok güzel ve önemli bir şey.
Sözü olan parçalara isim koymak kolay olmasa gerek. Ancak solo parçalara nasıl isim veriyorsunuz? (“Hikmetim”, “When Levent is flying”, “Meçhul”)

Müzik bana ne hissettiriyorsa ismi de o oluyor. Mesela ‘Meçhul’ şarkısı; bana meşhul duyguları hissettiren bir tınıydı ve adı öyle oldu.

Dünyada ve ülkemizde ritime, daha çok da Doğu ritimlerine büyük bir ilgi var. Bunun nedenini neye bağlıyorsunuz?
Çünkü Doğu’da gizem var, sır var. Avrupa’da bu derin tarihi yaşayamazsınız. Ortadoğu medeniyetin, kültürlerin beşiğidir. Bu ritmler bize çok samimi geliyor ve o nedenle seviyoruz.

Darbuka denince insanların aklına ya roman havaları ya da arap ezgileri geliyor. Neden sadece bunlarla birlikte anılır darbuka?
Darbuka hem oyun havalarıyla doğdu. Televizyonlarda darbuka çalan birinin yanında dans eden birileri oldu o nedenle böyle tanındı. Ancak bütün enstrümanlar çok derindir, siz oynatmak için çalıyorsanız o oynatır. Sizin durumunuzdur enstrümana yansıyan. Darbuka popta, yada başka tür müziklerde de kullanılmaya başladı. Darbuka hakettiği yeri almaya başladı. Dipte duran enstrüman artık değeri almaya başladı.

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Refik Durbaş ve şiirleri;”Gelişini bekliyorum şimdi gidişini özlediğim gibi…”

Onlar ki aydınlık üzre ecel toprağına umut ektiler. Ay dolandı vay deli gönlüm Ölüm şaşırdı menzilini Onlar ki karanlık üzre...

Kapat