“Varlık kavramı en karanlık kavramdır…” Heidegger, Zaman ve Varlık – Joan Stambaugh

Zaman ve Varlık Üzerine, Heidegger’in “Zaman ve Varlık” adlı konferansını ve bu konferans üzerine altı seminer oturumunun bir özetiyle birlikte “Felsefenin Sonu ve Düşünmenin Görevi” üzerine bir konferansı ve Heidegger’in fenomenolojiyle bağına ilişkin kısa bir geriye bakışı içerir.

devamı ⇒“Varlık kavramı en karanlık kavramdır…” Heidegger, Zaman ve Varlık – Joan Stambaugh

“İnsanlar babalarından çok, zamanlarının çocuklarıdır” Ölümcül Kimlikler – Amin Maalouf

Aslında bizler çağdaşlarımıza, atalarımıza olduğundan çok daha fazla yakınız. Size Prag, Seul ya da San Francisco sokaklarında rasgele çevirdiğim biriyle, kendi büyük-büyükbabamla olduğundan çok daha fazla ortak şeyim olduğunu söylesem, abartmış mı olurum?

devamı ⇒“İnsanlar babalarından çok, zamanlarının çocuklarıdır” Ölümcül Kimlikler – Amin Maalouf

Varlık ve Zaman (1): Heidegger Neden Önemlidir? – Simon Critchley

HeiddegerGeçtiğimiz yüzyılın en önemli ve etkili kıta filozofu, aynı zamanda bir Nazi’ydi. Bu noktaya nasıl geldi? Ondan ne öğrenebiliriz?
Martin Heidegger (1889-1976) yirminci yüzyıl kıta geleneği içindeki en önemli ve etkili filozoftur. İlk olarak 1927 yılında yayımlanan Varlık ve Zaman, Heidegger’in magnum opus’udur. Varlık ve Zaman ile hesaplaşmadan, Heidegger sonrası kıta felsefesinde nelerin vuku bulduğunu anlamanın yolu yoktur. Ayrıca birçok Anglo-Amerikan filozofun aksine, Heidegger mimarlık, çağdaş sanat, toplum ve siyaset teorisi, psikoterapi, psikiyatri ve teoloji gibi birbirinden farklı felsefe-dışı alanlarda da çok etkili olmuştur.

devamı ⇒Varlık ve Zaman (1): Heidegger Neden Önemlidir? – Simon Critchley

Sait Faik Abasıyanık: “Uyandığımız zaman günün üçte birini arkada bırakmışızdır”

Sait Faik AbasiyanikKayıp Aranıyor
Bir pazartesi günüydü. Günler, şu garip günler! Uyandığımız zaman üçte birini arkada bırakmışızdır başlayan günün, kaldı mı üçte ikisi…Yap bakalım hesabını! Hey gidi pazartesi hey! Kaldı on altı saatin. Bir saat kavgaya say, bir saat konuşmaya, iki saat yürümeye, yarım saat düşünmeye koy, yemeye içmeye de bir saat, yarım saat el yıkama, aptes bozmaya, yarım saat olduğun yerde kestirmeye, çeyrek saat bilet almaya, tünele, tramvaya, vapura binmeye… Say sayabildiğin kadar. Koy bu on saatin içine boşlukları doldur bakalım. Sevişmeye koyabiliyor musun on dakika?

devamı ⇒Sait Faik Abasıyanık: “Uyandığımız zaman günün üçte birini arkada bırakmışızdır”

“Zamanı kullanacak zaman yok!”* Zamanın Zorbalığı – Prof. Dr. Özcan Köknel

zaman saatEski Roma ve Yunan mitolojisinde zaman (Kronos) bütün dünyaya, olaylara, olgulara egemen olan, bunları koruyan, yöneten bir tanrıdır. Mitolojiye göre, zaman tanrısı Kronos babasını ortadan kaldırıp onun yerini almış ve bütün dünyaya egemen olmuştur. Tanrı Rhea’dan birçok çocuğu olan Kronos, Zeus dışında bütün çocuklarını da yok etmiştir. Zeus, Kronos’a başkaldırmış, onun egemenliğine son vermiş, belirli bir yerde: belirli sınırlar içinde kalmasını sağlamış, onun yok ettiği tanrıları tekrar gün ışığına çıkarmıştır Mitolojide zamanın, tanrıları bile ortadan kaldıran, silen, yok eden güçlerle donatılmış bir kavram olduğunu görüyoruz. Daha güçlü tanrılar bu etkinliği sınırlamaya çalışmışlar, ancak zamanın gücü kaybolmamıştır Zeus’un Kronos’un egemenliğine son vermesi, onun yetkilerini kısıtlaması, zamanın ölçülmesi düşüncesini doğurmuştur.

devamı ⇒“Zamanı kullanacak zaman yok!”* Zamanın Zorbalığı – Prof. Dr. Özcan Köknel

Son Kullanım Süresi Dolunca Mehmet Altan’ın “Dostane Eleştirileri”ne de gerek kalmadı!

Haber vermekten çok direk parti yayın organına dönüşen Yeni Şafak, Akit ve Zaman gibi tek taraflı manüpülasyon amaçlı her türlü fikir fantezisi ve rivayetin “gerçek” haber olarak yer aldığı gazetelerden biri Star. Başyazarlığını kovulmadan önceye kadar Mehmet Altan’ın yaptığı mecmua seçim sürecinde Akp’nin yayın organına dönüştüğü için destekçi marketlerde bedava dağıtıldı. Abisi Ahmet Atlan Taraf’ta liberal solcu aydınımsı kesim ve politize olmuş Kürtlerin kafasını bulandırmaya yönelik ince işçilik yaparken, kendisi Akp’nin hükümetten iktidara geçiş sürecinde daha direk ve dolayımsız hizmette bulundu.  “Dostane eleştirileri” sebebiyle önce yazıları azaltılan sonra ANF’ye verdiği demecin yalanlama isteğini red etmesi sonucu gazeteden atılan yazar birdenbire(!)  gerçekleri görmeye başladı.
Altan, T24 sitesinden Hazal Özvarış’a verdiği röportajda “Hükümet biat istiyor” diyor, medyada “Sapına kadar sansür olduğu“nu belirtiyor ve “Hükümete yakın gazetelerin iktidar baskısı ile reklam aldığını” söylüyor.  Altan’ın Star Gazetesi’nde yayınlanmayan yazısını ve sözkonusu sitelerde  yayınlanan  iki söyleşiden ilgili bölümleri aşağıdan okuyabilirsiniz.

devamı ⇒Son Kullanım Süresi Dolunca Mehmet Altan’ın “Dostane Eleştirileri”ne de gerek kalmadı!