“Ölüm. İnsanın Tanrı’sına kavuşması. O en kutsal an…” Okul ve Okul Yolu -Tezer Özlü

Kış aylarında yağmur en çok bizim okulun beton avlusuna yağıyor. Karaköy Alanı’ndan, Kuledibi’ne çıkan dik yokuşla birlikte, iki kıyısında yükselen koyu gri yapıların mimari özellikleri Orta Avrupa kentlerinin eski, karanlık sokaklarını andıran Bankalar Caddesi başlar.

Devamı…“Ölüm. İnsanın Tanrı’sına kavuşması. O en kutsal an…” Okul ve Okul Yolu -Tezer Özlü

Fyodor Dostoyevski: İnsanların en büyük derdi özgürlüğünü devredebilecek birini bulmaktır!

dostoyevskiAh, onlar biz olmadan hiçbir zaman karınlarım doyuracak ekmeği bulamayacaklardır! Hiçbir bilim onlara özgür kaldıkları sürece ekmek vermeyecektir, sonunda da onlar özgürlüklerini ayaklarımıza getirecek ve bize: «Size köle olalım daha iyi olur, hiç olmazsa karnımızı doyurursunuz…» diyecekler. Böylece sonunda özgürlüğün ve toprağın verdiği ekmeğin, herkes için eşit miktarda olamayacağını anlayacaklardır. 

Devamı…Fyodor Dostoyevski: İnsanların en büyük derdi özgürlüğünü devredebilecek birini bulmaktır!

Tanrı Kavramının Sömürülmesi – Albert Einstein

Albert EinsteinDaha iyi bir dünyanın kurulmasına çalışılırken Tanrı kavramından yararlanılması gerektiğine inanmıyorum. Bunun, çağdaş bir aydının davranışları ile bağdaşabileceğini sanmıyorum. Ayrıca, tarih de gösteriyor ki, her topluluk ya Tanrının kendilerinden yana olduğuna inanıyor, ya da böyle olduğuna karşısındakileri inandırmağa çalışıyor.
Bu da, sağduyuya dayanan bir anlayış ve davranışı güçleştiren bir durum. Daha ahlâklı ve aydınca bîr tutumun gelişmesi yolunda girişilecek sabırlı ve açık sözlü eğitim çalışmaları, kanımca, daha mutlu bir yaşama düzenine giden tek yoldur.

Devamı…Tanrı Kavramının Sömürülmesi – Albert Einstein

“Doğa azla yetinir onu örnek alırsak asla yanılmayız” Yasalara Dair – Cicero

CiceroBir tanıkla yargıçtan başka hiçbir şeyden korkmayan insan karanlıkta ne kadar uzun yol alabilir ki! Eğer ıssız bir yerde tek başına kalmış, biçare bir adamla karşılaşıp onun her şeyini soyabilecek durumda olsa ne yapacaktır? Faziletli olan, yani doğası icabı iyi olan insan onunla konuşacak, ona yardım edecek, ona yol gösterecektir; başkaları için hiçbir şey yapmayan, her şeyi kendi çıkarı itibariyle değerlendiren diğerinin ise ne yapacağı açık! Bu diğeri, adamı öldürüp parasını çaldığını inkâr ederse, bunu yaptığı şeyi doğal olarak kötü addettiği için değil, suçu ortaya çıkacağı, yani başı belaya gireceği için yapacaktır. Aman ne gerekçe! Sadece filozofun değil, kaba bir köylünün bile yüzünü kızartabilir.

Devamı…“Doğa azla yetinir onu örnek alırsak asla yanılmayız” Yasalara Dair – Cicero

Spinoza’nın son uyarısı: “Erdem” mutluluğu verecek bir ödül değil, mutluluğun kendisidir…”

SpinozaSpinoza’nın Etika’sının Sunuluşu – Ulus Baker
Spinoza’nın Tanrıya, Zihne, Tutkulara, tutkular karşısındaki insan Köleliğine ve bu kölelikten Özgürleşmeye dair temel kitabı Ethica Ordine Geometrico Demonstrata yukarıda andığım noktaların ana başlıkları oluşturdukları beş sistematik bölümden inşa edilmiştir.
Önce Tanrı ile başladığı söylenir -ama Spinoza için Tanrı bir “postüla” olarak konmaz, dolayısıyla Spinoza’nın teologlar gibi Tanrıyı varsayım olarak kullanmadığı bellidir; daha önce sorduğu soru töz mü tözler mi sorusudur bu yüzden. Aklın gözüyle bakılırsa (hayal gücümüz ve havsalamız her yerde çok sayıda “tözler” bulunduğunu haber veriyor olsalar da), her sıfat için tek bir tözün varlığından bahsedebiliriz; ve bu töz zorunlu olarak vardır ve sonsuzdur. Spinoza bu tözün Tanrı’dan başka bir şey olmadığını söyler. Tek ve mutlak olarak sonsuz, ezeli-ebedi tözün özellikleri de olmalıdır: özellikleri varolmak, bölünemez olmak ve tek (biricik) olmaktır.

Devamı…Spinoza’nın son uyarısı: “Erdem” mutluluğu verecek bir ödül değil, mutluluğun kendisidir…”

David Kaufmann: Dinin tarihi, yabancılaşmanın tarihidir özgürlük için sahip çıkılması gerekir

AdornoAdorno ve Tanrının Adı
Metafizik eleştirisi artık Batı düşüncesinde saygın bir gelenektir ve on sekizinci yüzyılın sonundan beri özgürleşme ilkesiyle bağlantılıdır. Dünyanın büyüsünü bozma itkisi –rasyonel denetimi daha önceleri yalnızca denetlenemez yazgı olarak görülenden ayırma yönündeki süregiden eğilim– her zaman aydınlanmanın vahye dayalı dine tanınmış kurumsal ayrıcalıklar ve entelektüel konuma karşı güçlü saldırısıyla yakından bağlantılı görülmüştür. Herkesin bildiği bir öyküdür bu. Kant, inancı Hume’dan, felsefeyi dogmatizmden kurtarmıştır, ilkinin spekülatif iddialarına, ötekinin kapsamına sınırlama getirerek; aynı zamanda, dini aklın mahkemesine sevk etmiş, böylece özerkliğe alan açmıştır. Solcu Hegelciler (özellikle Feuerbach ile Marx), metafiziği antropolojiye, dini de gereksinmeye indirgeyerek, dünyanın insanlaştırılmasını bir adım öteye götürmüşlerdir.

Devamı…David Kaufmann: Dinin tarihi, yabancılaşmanın tarihidir özgürlük için sahip çıkılması gerekir

Düşünce Tarihinde Hıristiyan Düşüncesi – Orhan Hançerlioğlu

Mutluluklarını arayan insanlar, bir ara, bu mutluluğu, özgür düşüncenin kapılarını kilitlemekte buldular. Yüzyıllarca süren bu araya, ortaçağ diyoruz. Artık erdem, gerçekten erdem olduğu için değil, tanrı buyurduğu için erdemdir. Artık Yunanlıların doğa-tanrılarının yerini Hıristiyanlığın kişi-tanrısı almıştır. Oysa bu kişi-tanrının düşünürleri, doğa-tanrıların düşünce sisteminden kurtulamayacaklardır. Skolastik dediğimiz Hıristiyan okulu düşünürleri, yüzyıllar boyunca, Platon’la Aristoteles’i gevelemekten başka bir şey yapmamışlardır. Hıristiyan düşüncesinin, İ.S. V’inci yüzyıla kadar süren ilk dönemine patristik (Yunanca kilise babası anlamındaki patros deyiminden geliyor), bu tarihten sonra ortaçağın sonuna kadar süren ikinci dönemine skolastik (Latince okul anlamına gelen schola deyiminden geliyor) denir. Bu iki dönemden birincisine Platoncu Hıristiyan tanrıbilimi evresi, ikincisine Aristotelesçi Hıristiyan tanrıbilimi evresi de denebilir. Bununla beraber Platon etkisi Xiii’ncü yüzyıla kadar ilk skolastik düşünürlerde de devam etmiş ve ancak bu yüzyılda Aquino’lu Thomas’yla yerini Aristoteles egemenliğine bırakmıştır.

Devamı…Düşünce Tarihinde Hıristiyan Düşüncesi – Orhan Hançerlioğlu

Nedenlerin nedeni üzerine bir alıntı, Baruch Spinoza ve düşünsel dünyası

İnsanlar bilmediklerinin tutsağıdırlar, bil­giye ulaşınca özgürleşirler.

“Adamın birinin kafasına bir taş düşmüş olsun, bundan doğal olarak taşın onu öldürmek için düştüğü sonucu çıkarılmaz mı? Bu dünyada tesadüfe yer olmadığını göstermenin daha iyi bir yolu var mıdır? Belki bunun olduğunu, çünkü rüzgârın estiğini, adamın da o sırada oradan geçmekte olduğunu söyleyeceksin. Ama onlar ısrar edecekler: Neden rüzgâr tam da o anda esmiş? Eğer yine rüzgârın kalktığını, çünkü denizin bir gün önce sakinken aniden dalgalanmaya başladığını, adamın ise bir dostu tarafından davet edilmiş olduğunu söylersen; yeniden ısrar edecekler ve soruları asla bitmeyecektir: Peki neden deniz dalgalanmıştı? Neden dostu tam da o gün davet etmişti? Ve böylece nedenlerin nedenini sorup durmayı asla bırakmayacaklardır; ta ki sen Tanrının iradesine, yani cehaletin tımarhanesine sığınıncaya kadar…”[1]

Devamı…Nedenlerin nedeni üzerine bir alıntı, Baruch Spinoza ve düşünsel dünyası

Gök-Tanrı’dan Şah-ı Merdan’a, Orta Asya’ dan Anadolu’ya Türklerde Halk İslamı – Irene Melikoff

Türk aşiretleri arasında İslamın yayılması ve Türkler’in bu yeni inanışa yönelişleri, dervişlerle birlikte tüccarların önemli rol oynadıkları uzun bir gelişim süreci sonucunda olmuştur. Oluşum, Orta Asya’da yaşam buldu ve Türkçe konuşulan bütün bölgelere yayıldı.
Türkler’in, aslında İrani kökenli olan ülkelere, örneğin Türkistan ve Maveraünnehir’e yerleşmeleri, Orhun Türk İmparatorluğu’nun yıkılışı ve 19. yüzyılda Kırgızlar tarafından şimdiki Moğolistan’dan sürülen Uygurlar’ın çöküşü sonunda olmuştur. Türkçe konuşan topluluklar, aralarında önemli kültürel bir yere sahip Soğdanlar’ın da bulunduğu İrani halkla karıştılar.

Devamı…Gök-Tanrı’dan Şah-ı Merdan’a, Orta Asya’ dan Anadolu’ya Türklerde Halk İslamı – Irene Melikoff

Fyodor Dostoyevski: Ne yazık ki gerçek hemen hemen her zaman saçma görünür

İyilik, Kötülük | “Keşke Şeytan Gerçekten  Olsaydı”
-Tüm sağ tarafım tutulmuşken, inleyip ah vah ettiğim bir sırada, ne felsefesi yürütebilirim? Tüm tıp bilimini denedim: Her şeyi mükemmel bir şekilde meydana çıkarabiliyorlar. Tüm hastalığını sanki avuçlarının içindeymiş gibi sana etraflı olarak anlatırlar. Gel gelelim tedavi etmesini bilmezler. Burada heyecanlı bir üniversite öğrencisine rastladım, bana: «Merak etmeyin, ölseniz bile. hiç değilse hangi hastalıktan ölmüş olduğunuzu bileceksiniz!» dedi. Hep de adamı uzmanlara göndermeğe alışmışlar, «Biz ancak olanı meydana çıkarırız, siz ise falanca uzmana gidin, artık o sizi tedavi eder» derler. Sana diyeceğim, eskiden tüm -hastalıkları tedavi eden doktor tipi, artık yok oldu. Şimdi yalnız uzmanlar var, hepsi de gazetelerde kendilerini reklâm edip duruyorlar.
Burnun ağrıdı mı, seni Paris’e gönderirler. «Orada burun tedavi eden Avrupa çapında bir uzman var,» derler. Paris’e gidersin, adam burnunu muayene eder, «ben ancak burnunuzun sağ deliğini tedavi edebilirim, çünkü sol delikleri tedavi etmek benim bilgimin dışındadır. İyisi mi siz Viyana’ya gidin, orada özel bir uzman sol deliğinizi tedavi eder» der. Bu durumda ne yaparsın?

Devamı…Fyodor Dostoyevski: Ne yazık ki gerçek hemen hemen her zaman saçma görünür