Stefan Zweig: İnsanlar birbirlerine güvenebilseydi, ne polise, ne de hapishanelere gerek kalırdı

Bana, yaşamın en önemli iki şeyi üzerine ders vermiş olan bir insan vardır ki, onu ömür boyu unutmam mümkün değil. Bu kişi bana şunları öğretmiştir: Tamamen kişisel özgürlüğe dayanarak, bu dünyaya hükmeden en büyük güce, paranın gücüne esir olmamayı ve içinde yaşanan toplumda tek bir düşman bile edinmemeyi…

Devamı…Stefan Zweig: İnsanlar birbirlerine güvenebilseydi, ne polise, ne de hapishanelere gerek kalırdı

“İnsanların arasında yalnız olmaktan daha korkunç bir şey yoktur” Günlükler – Stefan Zweig

Stefan ZweigYaşamının son yıllarını, önce İngiltere’de, sonra da Brezilya’da gönüllü sürgünde geçiren, dünyanın çöküşüne, inandığı, koruduğu kavramların yıkılışına, bozuluşuna daha fazla katlanamayacağını düşünerek karısıyla birlikte 1942 yılında intihar eden Stefan Zweig, savaşın acımasızlığının ve acılarının kusursuz bir tanığıydı.

Devamı…“İnsanların arasında yalnız olmaktan daha korkunç bir şey yoktur” Günlükler – Stefan Zweig

Fyodor Dostoyevski’nin En Büyük Sanatsal Sırrı – Stefan Zweig

Stefan Zweig“Ne kadar da tutkusuz sever, ölçüyü seven!”*
“Her şeyi tutku haline getiriyorsun.” Nastasya Filipovna’nın bu sözü Dostoyevski’nin bütün kahramanları için, özellikle Dostoyevski’nin kendisi için geçerlidir, hem de tümüyle. Sadece tutkuyla karşı koyabilirdi bu güçlü adam yaşamın fenomenlerine ve bu yüzden en tutkulu aşkının en tutkulu yanı sanattı. Yaratıcı sürecin, sanatsal uğraşın onda sakin, düzenli, soğukkanlı hesapların yapıldığı bir mimari olmaması çok normaldi. Dostoyevski nasıl hummalı bir şekilde düşünüyor ve yaşıyorsa, o şekilde de hummalı yazıyordu. Sözcükleri akıcı, küçük inci dizileri halinde  kâğıda döken elinin altında nabzı iki kat hızlı atıyor, sinirleri gerilip adeta krampa dönüşüyordu.

Devamı…Fyodor Dostoyevski’nin En Büyük Sanatsal Sırrı – Stefan Zweig

Stefan Zweig: “Karşılıklı güvenin sırrını herkes öğrenebilse ne polis, ne mahkeme, ne hapishane olurdu”

Stefan ZweigHayatta pek az kimsenin başarabildiği iki zorlu iş vardır. Hemcinsleri arasında tek düşman kazanmadan yaşamak ve iç hürriyeti sayesinde şu yeryüzünün en büyük kuvveti olan paranın tahakkümünden kurtulmak.
O nev-i şahsına münhasır adamla tanışmam pek basit bir şekilde oldu. O sıralarda küçük bir şehirde oturuyordum ve bir gün ikindi vakti köpeğimi gezdirmeye çıkmıştım. Birdenbire köpek acayip hallere girmeye başladı: Delicesine yerlerde yuvarlanıyor, inleyip uluyarak ağaçlara sürtünüp duruyordu. Hayvana ne oldu diye düşünürken yanımda birinin yürüdüğünü farkettim: Otuz yaşlarında, yoksul kılıklı, yakasız, şapkasız bir adamdı. Dilenci sandım, elimi cebime götürmek üzereydim. Fakat yabancı adam, eski bir dostunu görmüş gibi açık mavi gözleriyle bana sakin sakin gülümsedi.

Devamı…Stefan Zweig: “Karşılıklı güvenin sırrını herkes öğrenebilse ne polis, ne mahkeme, ne hapishane olurdu”