Bir Köy Hekimi – Franz Kafka | Ego ve id arasında bir çatışmanın öyküsü

KafkaMilena jesenska: ” çekingen, ürkek, yumuşak ve iyi bir insandı, ama yazığı kitaplar korkunçtu, acılıydı. yeryüzünü yöneten, görünmeyen ruhların elinde birer oyuncak gibi görürdü insanlığı. ilerisini gören olgun bir adamdı, yaşayamazdı, karşı da koyamazdı, çünkü güçsüzdü, ama iyi insanların güçsüzlüğüydü bu: yalanla, anlaşmazlıkla, korkuyla başa çıkamayacaklarını önceden bilenlerin güçsüzlüğü… ilerisini gören duygulu insanların iğneleyici kuruluğu, ona dünyayı olduğundan daha açık gösterdiği için dayanamadı, ölmek zorunda kaldı, çünkü o başkaları gibi bilgi yanılgılarının ardına saklanarak olayları hoş gösterme yoluna sapmazdı… başkalarının kulak tıkayıp kendilerini güvenlikte sandıkları olaylar karşısında dr. franz kafka hep uyanık ve tetikteydi”.

Devamı…Bir Köy Hekimi – Franz Kafka | Ego ve id arasında bir çatışmanın öyküsü

Franz Kafka’dan Jesenska’ya mektup: “Göç etmeli Milena, göç etmeli!”

milenaUlusların yolculuğa çıkışlarına benzetiyorum yolculuğumu: Eksikler, bir türlü tamamlanmaz, son dakkada birileri vazgeçer, öteki korkar; sonunda herkes hazırdır bekler, ama bir çocuk ağlıyor diye çıkılamaz yola. Korkuyorum da yola çıkmaktan; dün geceki öksürüğüm tutarsa, hangi otel alır beni? (Yıllardan beri ilk kez onu çeyrek geçe yattım.) Onu çeyrekten on bire kadar öksürdüm, sonra dalmışım soldan sağa dönerken gene öksürmeye başladım, saat on ikiydi, tam bire kadar öksürdüm gene. Geçen yıl rahatça gidebilmiştim yataklıda, bu yıl yataklıya bile almazlar beni.
Öyle dediğin gibi değil pek, Milena. Şimdi sana bu satırları yazanı Meran’dan tanıyorsun. Birleştik sonra, tanıma ya da anlama söz konusu olamazdı artık; sonra bölündük gene.

Devamı…Franz Kafka’dan Jesenska’ya mektup: “Göç etmeli Milena, göç etmeli!”

Kafka’nın Son Sevgilisi Milena Jesenska, yazarın ilk nişanlısını niçin sevdiğini anlattığı mektup

KafkaBizim korunabileceğimiz şeyler onda olmadığından hırpalanıyor ya böylesine. Giyinik insanların arasında çırılçıplak dolaşan biridir o. İster iyilik, ister kötülük olsun, yaşamına yardımcı olacak nesnelerden yoksun olunca, kendi başına bir varoluşçuluk oluyor onunkisi. Kahramanlıktan uzak bir yalnızlık içindedir Kafka. Ne var ki, daha yüceliyor, daha erişilmez oluyor böyle olunca. Kahramanlık, yalan, korkaklık! Bir ereğe ulaşmak için, hiçbir insan yalnızlığını öne süremez, kullanamaz. Fakat korkunç bir ileriyi görme sezgisi içinde, tertemizdir; kimseye leke sürmek istemediği için zorlanmıştır bu yalnızlığa. Akıllı kişiler de başkalarını kirletmekten çekinirler, ama onlar her şeyi pembe gösteren, büyülü gözlükler takar… Onlar için başkalarını kirletmek diye bir şey yoktur, incitmek diye bir şey bilmez onlar! Onlar çabuk makine yazar, durmadan kadın değiştirirler…  

Devamı…Kafka’nın Son Sevgilisi Milena Jesenska, yazarın ilk nişanlısını niçin sevdiğini anlattığı mektup

Kafka’nın Sevgilisi Milena’dan M. Brod’a Mektuplar: “Öteki kadınların üzdüğü gibi mi üzdüm onu?”

milena“Nerde, kimde olduğunu bilmek, onu öğrenmek istiyorum. Anlatabiliyor muyum derdimi? Bakın şunu bilmek istiyorum: Öteki kadınların üzdüğü gibi mi üzdüm onu? Bu üzüntü yüzünden mi ağırlaştı, onun için mi kaçıyor benden şimdi? Onun için mi sığmıyor korkusuna, onun için mi yok olmalıyım, çıkmalıyım yaşamından? Suç yalnız bende mi? Yaratılışımın gerektirdiği şeyler mi yoksa bunlar? İşte bunları öğrenmeliyim, bunları bilmek istiyorum Max! Bilen tek insan sizsiniz belki. N’olur yazın bana, rica ederim yazın, her şeyi olduğu gibi apaçık, çırılçıplak, ağır da olsa, acı da olsa gerçeği yazın bana; bu konudaki düşüncenizi -ne olursa, nasıl olursa olsun bilmek istiyorum.”

Devamı…Kafka’nın Sevgilisi Milena’dan M. Brod’a Mektuplar: “Öteki kadınların üzdüğü gibi mi üzdüm onu?”

Franz Kafka: “Belki bir daha adını söyler, duyarım diye umutlanmasaydım, çoktan kalkar giderdim”

KafkaKişi nelere sahip olduğunu bilmeyen bir “kapitalist” aslında
Stassa’nın mektubundan söz etmek istiyorum iki satırla; amcam iyi hoş, ama engel oluyor biraz, gene beni bekliyor şimdi. Gelelim Stassa’nın mektubuna. İyi yazılmış, içten yazılmış ya, gene de eksik bir yanı var. (Bu eksiklik olmasaydı, mektuplar daha mı içten olurdu diyeceksin? Ummam, belki de tersi olurdu.) Her neyse, bir şeyler eksik o mektupta, ya da fazla: Belki de düşünce üstünlüğü var, kim bilir; adamın etkisine bağlıyorum bunu, çünkü dün tıpkı öyle konuşmuştu benimle. Bu iyi insanları çekiştirmeye başladım, görüyor musun? Kıskançlık, evet kıskanıyorum, ama söz veriyorum Milena, hiç üzmeyeceğim seni kıskançlığımla… Kendimi, yalnız kendimi.

Devamı…Franz Kafka: “Belki bir daha adını söyler, duyarım diye umutlanmasaydım, çoktan kalkar giderdim”

Bir Erkeğin Gölgesinde Susuz Kalan Çınar: Milena Jesenska* – Bedriye Korkankorkmaz

milenaSevgili Milena’nın Kafka ile tanışması, onun için şans mıydı, yoksa talihsizlik miydi sorusunu sordum kendime, hayatını kızı Jana Cernâ’nın kaleminden okurken. Milena’nın hayatının geçtiği süreç, insanlık tarihi açısından oldukça önemliydi. Bu sürecin Milena’nın hayatındaki yansımalarını algılamadan, ne Milena’nın kendisinin, ne de onun yazar Kafka’nın hayatındaki önemini algılayamayız. Birinci ve ikinci Dünya Savaşı dönemi; sosyal çalkantıların yaşandığı, insanların seri halde öldürülmeleri için silahların satıldığı yıllardı. Patlayan her silah, bir yaşama ve o yaşamın uzantısı olan aileye onarılmaz hasarlar veriyordu. Her yerde olduğu gibi, Orta Avrupa’da da, bu tür baskılar, kişisel cesaretin özgürleşmesine, dolayısıyla da ‘Varoluşçu’ felsefenin gelişmesine elverişli ortamı hazırladı.

Devamı…Bir Erkeğin Gölgesinde Susuz Kalan Çınar: Milena Jesenska* – Bedriye Korkankorkmaz

Kafka’dan Sevgilisi Milena’ya Mektup: “Gönül işlerinde kadınlar, suçları olmadan acı çekerler”

milenaNişanlılık durumumu soruyorsunuz. İki kez (üç de sayılabilir, çünkü bir kızla iki kez nişanlanmıştım) nişanlandım. Üç kez evliliğin eşiğine dek geldim. İlki büsbütün kapandı. (İşittiğimize göre kızcağız evlenmiş, bir de çocuğu olmuş.) İkincisi var daha, duruyor daha… evlenme umudu olmadan…
Duruyor da sayılmaz pek, ya da başkalarının hesabına duruyor, öyle kendi başına… Bu işte de, gönül ilişkilerimde edindiğim tecrübe erkeklerin daha çok acı çektiği. Aslında bu acı karşılıklıdır. Kadının çektiği acı gerçektir ama erkeğin acısı fazladır.. Şöyle de diyebiliriz: Bu işlerde erkeklerin daha az karşı koyma güçleri var. Oysa kadınlar, suçları olmadan acı çekerler.

Devamı…Kafka’dan Sevgilisi Milena’ya Mektup: “Gönül işlerinde kadınlar, suçları olmadan acı çekerler”

Franz Kafka’dan Milena Jesenska’ya Mektuplar ve Dostoyevski’nin En Mutlu Gecesi

Kafka, kısa yaşamında iki kez aynı kızla olmak üzere üç kere nişanlanmış olsa bile hiç evlenmedi. Aşkı yaşamının son yıllarında beraber olduğu Dora Dymant’ta buldu. 1923 yılında Baltık kıyılarında bir sayfiye merkezinde tanıştığı Dora’yla veremden ölümüne kadar iki yıl birlikte olabildi.
Aşağıda yayınladığımız mektupların sahibi ve
Kafka’yı almancadan çekçeye çeviren kadın olan Milena Kafka ile sadece umutsuz ve uzak bir aşk yaşadı. Birbirlerini görmeden dostça başlayan mektuplar kısa bir süre sonra tutkulu sevgiye dönüştü. Fakat Kafka nişanlı, Milena ise evli ve mutsuzdu. Üç yıl süren bu mektuplaşmalarda iki ya da üç kez buluşabilselerde  bu büyük gönül serüveni, hep platonik olarak kaldı. Fakat yine de Kafka öldüğü zaman Milena mezarı başında günlerce bekledi.

Devamı…Franz Kafka’dan Milena Jesenska’ya Mektuplar ve Dostoyevski’nin En Mutlu Gecesi

Milena’nın, Kafka’nın ölümünden sonra kaleme aldığı metin: Dünyayı tüm çıplaklığı ile görmüş

1920 yılında, Kafka  verem (tüberküloz) hastalığı sebebiyle Meran’da dinleniyor, Milena ise Viyana’da çalışıyordu. Milena, anadili Almanca olan ve Almanca yazan Franz Kafka’nın yazılarını Çekçeye çevirmeye başlaması sonucunda  tanıştılar.  Birbirlerini görmeden mektuplaşmaya başladılar; dostça başlayan mektuplaşmalar kısa bir süre sonra -yalnız- mektuplarda kalan tutkulu bir aşka dönüştü. Üç yıl süren mektuplaşmalar sırasında ancak iki ya da üç kez buluşabildiler. Milena o zaman evli,  Kafka  ise nişanlıydı (Kafka bir kızla iki kez olmak üzere üç kez nişanlanmıştır.) ve çeşitli iç çatışmalar, bunalımlar içindeydi. Her buluşmadan sonrasında pişmanlık duyar,  kendisini suçlu olarak görür; yaptığından tiksinir, üzülür ama yine de Milena’yı özlerdi.

Devamı…Milena’nın, Kafka’nın ölümünden sonra kaleme aldığı metin: Dünyayı tüm çıplaklığı ile görmüş