Amin Maalouf: Yaraların hissedilmesi için tanımlanmaya ihtiyaçları yoktur

Batı, tıbbın, yeni tekniklerin nimetlerini ve özgürlükçü düşünceleri yayarak, ama aynı zamanda katliamlara, yağmalamalara ve sömürgeleştirmelere girişerek, aynı anda her yönde ve her alanda dünyayı fethe çıkmıştır. Ve her yerde büyülü bir hayranlık kadar kin de uyandırarak.

Devamı…Amin Maalouf: Yaraların hissedilmesi için tanımlanmaya ihtiyaçları yoktur

Sigmund Freud: Ezilen sınıflar efendilerine duygusal olarak da bağlanabilirler

Zenginliğin yanı sıra uygarlığın savunulması için kullanılan araçlarla karşılaşıyoruz. Zor önlemleri ve insanları zora uyum gösterme, özverileri için onları ödüllendirme amacına yönelik diğer önlemler. Bu sonuncular uygarlığın zihinsel değerleri olarak tanımlanabilir.

Devamı…Sigmund Freud: Ezilen sınıflar efendilerine duygusal olarak da bağlanabilirler

Sigmund Freud: Kavga etmek yerine küfür etmeyi seçen ilk insan uygarlığın kurucusuydu

Sigmund Freud“Acı bizi üç yönden kuşatır:
Kaderi çöküş ve yok oluş olan, uyarı işaretleri olarak ağrı ve kaygıdan da yoksun kalmayan kendi vücudumuz; karşı durulmaz, acımasız, yıkıcı güçlerle bizi mahveden dış dünya ve son olarak da diğer insanlarla ilişkilerimiz.
Bu son kaynaktan gelen acıyı belki de diğerlerinden daha can yakıcı buluruz. Başka yerlerden kaynaklanan acılar kadar kaçınılmaz olsa da, bu acıyı gereksiz bir fazlalık olarak görme eğilimdeyizdir.”

Devamı…Sigmund Freud: Kavga etmek yerine küfür etmeyi seçen ilk insan uygarlığın kurucusuydu

Freud’da Toplum, Kültür, Din Felsefesi – Ali Babaoğlu

freudBaşlangıcından itibaren psikanalitik kuram din, sosyoloji, uygarlık tarihi ve güzel sanatlar alanlarına da yayılıp yansımaya başlamıştır. Bu yansımalar belki psikanalizin yüzyılımız eğilim ve düşünceleri üzerine yaptığı en önemli etkidir. Asıl amacı olan psikiyatri ve tıp alanındaki etkisinin görece zayıfladığı sırada doruğa çıkmış görünen bir etki.

Devamı…Freud’da Toplum, Kültür, Din Felsefesi – Ali Babaoğlu

Söylediklerim acı, sivri ve inciticidir: Biz Suçluyuz – Ali Şeriati

Ali ŞeriatiSöylediklerim acı, sivri ve inciticidir. Eğer görüşlerimde hakikat payı olduğuna inanıyorsanız, lütfen, bu acıtıcı sözlerimden dolayı beni affedin. Zira maslahata göre konuşmak, insanların hoşuna gider. Yalan, hile ve pohpohlama tatlı, hakikat ise acıdır. Ağrının olduğu yeri uyuşturmak ve hastalığın varlığını inkâr etmek hastayı sakinleştirir. Ancak biz, hasta ile karşı karşıyayız ve acı da olsa şu gerçeği açık ve net bir şekilde ona söylememiz gerekir: “Kanser, kanında, beynin derinliklerinde ve kalbinin merkezinde büyük hasarlara neden olmuştur. Hastalık ilerlemiş, zaman kısıtlı ve musibet ağırdır.”

Devamı…Söylediklerim acı, sivri ve inciticidir: Biz Suçluyuz – Ali Şeriati

Irk ve Kültür: Fiziksel farklılıklarla kültürel farklılıklar arasında bir bağ var mı? – Claude Levi

ırkçılıkIrkçılığın babası sıfatı atfedilen Gobineau, ırkların gözlemlenebilir görüngüler olmadığının tamamen bilincinde olmakla birlikte, böyle bir doktrine sahiptir; Gobineau, kültürleri yaratan toplulukların, kendileri de başka karışımların sonucu olan insan grupları arasındaki karışımdan çıktığını kabul etmekle beraber, ırkları, tarihsel kültürlerin başka türlü açıklanamayacağını düşündüğü çeşitliliğinin a priori koşulları olarak ileri sürüyordu. Dolayısıyla, ırksal farklılıkların kökenlerine inmeye çalışırsak, bu konuda bir şeyler öğrenmemizi imkânsız kılmış oluruz ve tartışmamızın konusu gerçekte ırkların değil, kültürlerin çeşitliliği olur.

Devamı…Irk ve Kültür: Fiziksel farklılıklarla kültürel farklılıklar arasında bir bağ var mı? – Claude Levi

“Hiçbir kötülük, kötülük olarak tarif edilmekle düzeltilememiştir” | Kültür Endüstrisi – Adorno

AdornoKültür endüstrisi asıl anlamı ve mantığı değil de faydası bakımından, gerçeklikteki konumu ve ortada bulunan iddiaları açısından değerlendirilecek olursa; dikkatler onun daima başvurduğu fayda konusuna yöneltilecek olursa, yapacağı etkinin potansiyelinin iki kat daha fazla olduğu anlaşılacaktır. Ama bu potansiyel, gücün yoğunlaşması sayesinde, çağdaş toplumun güçsüz bireylerinin mahkûm olduğu tanıtım ve insan zayıflıklarının sömürülmesinde yatar. Bu bireylerin bilinci daha da geriler. Bazı alaycı ABD’li film yapımcılarının on bir yaşındakileri de göz önüne alarak film çekmek durumunda olduklarını söylemeleri bir rastlantı değil. Ellerinde olsaydı, böyle yaparak yetişkinleri de on bir yaşına indirmek için canlarını verebilirlerdi.

Devamı…“Hiçbir kötülük, kötülük olarak tarif edilmekle düzeltilememiştir” | Kültür Endüstrisi – Adorno

Delilik ve Kültür: Ruhsal Hastalığın Tarih İçinde Ortaya Çıkışı – Michel Foucault

Mıchel FoucaultAvrupa, deliliğe oldukça geç bir ruhsal hastalık statüsünü tanımıştır. Oldukça sık olarak pozitif tıbbın doğuşuna kadar delinin cinlere tutulmuş olarak kabul edildiği söylenmektedir. Ve psikiyatrinin bugüne kadar ki tüm geçmiş (ler) i ortaçağın ve Rönesanssın “deliliğinde” dinsel ve majik anlamların dar ağına yakalanmış, teşhis edilememiş hastayı anlatmayı istediler. Şimdiye kadar sadece doğa üstü doğalsızlıkların görüldüğü yerde doğanın zarar vermelerinin keşfedilebilmeleri için evvela net ve nihayet bilimsel tıbbi bakışın gelişmesi gerekiyordu. Bu yorum bir hata üstünde oturur; ki yani “deliler” cinlere tutulmuşlar olarak kabul edilmektedir;  bir yanlış önyargıya dayalıdır: ki cinlere tutulmuş olarak belirtilenler ruh hastalarıdır; ve nihayet bu yorum yanlış bir sonuca dayanır: eğer cinlere tutulmuş olanlar gerçekte deliler iseler, deliler gerçekten de cinlere tutulmuş olanlar gibi tedavi edilmelidirler, gibi bir sonuç çıkarılmaktadırlar. 

Devamı…Delilik ve Kültür: Ruhsal Hastalığın Tarih İçinde Ortaya Çıkışı – Michel Foucault