Arno Gruen: İstediğimizi değil, bizden beklenenleri yaparak mutlu olamayız

Kendine İhanet.jpeg…Acı ve merhametin bir zayıflık olduğu efsanesi­ni uydurmuş ve kabul etmiş olabilir. Ama tam da bu in­sanları acı çekmedikleri için güçlü olarak görürüz! Oy­sa bu “güçlüler” acıya katlanacak güçleri olmadığı için duygularından sıyrılmış insanlardır.

Devamı…Arno Gruen: İstediğimizi değil, bizden beklenenleri yaparak mutlu olamayız

Soyutlama Üzerine: İnsani Yaşamın Zayıflaması ve Bozulması – Arno Gruen

Arno GruenSoyutlama, kendiliğimizden uzaklaşmamıza ve şiddet eğilimine neden olan ve bunların devamına yol açan bir araçtır. Zekânın fazla abartılması tutkudan, heyecandan ve içtenlikten uzak soyut düşüncenin, kısmen de olsa, yüceltilmesine neden olmuştur. Soren Kierkegaard, 1846’da, zekânın fazla abartıldığında, gerçeği gerçeğe benzer şekillerde temsil eden fikirlere dönüştürdüğünü belirtmiştir. Bu dönüşüm, kendi içinde bulunduğu şartlardan doğan mantık esas alınarak fikir olarak addedilen düşüncelerin, daha üstün bir “gerçeklik” ortaya atmasına neden olur. Bu ulvi gerçeklik, fikirleri uymaları gereken gerçeklikten fazlasıyla saptırabilmektedir.

Devamı…Soyutlama Üzerine: İnsani Yaşamın Zayıflaması ve Bozulması – Arno Gruen

Özerklikten ve Kendine Ait Bir Kendiliğe Sahip Olma Özgürlüğünden Korkmak – Arno Gruen

Arno Gruen

Hepimiz özgürlük istediğimiz halde, saygısını ve övgüsünü beklediğimiz güce çeşitli şekillerde bağlıyız. Bu, bizi sonsuz bir tasvip edilme ihtiyacına mahkûm eder, hem de gerçek isteklerimizi reddedenlerin tasvibine.
“Sevgilerine” bağımlı olduğumuz insanların isteklerine taviz vermeyi çok küçük yaşlarda öğrendik. Üzerinde fazla kafa dahi yormadan, özgürlüğü itaatsizlikle eş tutmayı öğrendik. Bunun sonucu olarak, sözünü ettiğim oturumun da gösterdiği gibi, özgürlüğü korku ve endişe duygularıyla beraber hissetmekteyiz.

Devamı…Özerklikten ve Kendine Ait Bir Kendiliğe Sahip Olma Özgürlüğünden Korkmak – Arno Gruen

Kendinden Kaçış Yolu Olarak Nefret, Kendilik Nefreti ve Kötülük – Arno Gruen

Arno GruenModern sosyal bilimler sapkınlığı kabul edilebilir hale getirmek üzeredir. Araştırmacılar Milgram deneyi ile ilgili şu sonuca varırlar: “Birden fazla gözlemci olduğunda, araya girmenin sorumluluğu bütün seyirciler tarafından paylaşılır… Bunun sonucunda da birey tek başına yardıma koşmaya pek yanaşmayabilir. O sırada yakın sosyal çevrede hâkim olan şartlar bireylerin tepkisi bakımından daha önemli sayılmakta, “apati” veya “kentleşmeden dolayı yabancılaşma” gibi daha belirsiz kültür ve kişilik kavramları ikinci plana itilmektedir…
“Yardım etmeye yanaşılmaması, kurbanla etraftaki insanlar arasındaki ilişkiden çok, etraftaki insanların birbirleriyle olan ilişkisi açısından incelendiğinde, belki daha iyi anlaşılabilir”. (B. Latane ve J. Darley, 1969)

Devamı…Kendinden Kaçış Yolu Olarak Nefret, Kendilik Nefreti ve Kötülük – Arno Gruen

Arno Gruen: İtaat Kültürü, Özerkliğin Yerini Alarak İnsanlığımızı Yok Ediyor

Arno GruenToplumumuzdaki gerçekten zayıf kişiler, acı çekenler değil, acı çekmekten korkanlardır. Topluma uyumu başarıyla gerçekleştirmiş olanlar, asıl zayıflardır. Bu yüzden binlerce yıldır duyarlılığın zayıflık olduğunu iddia ederek propagandalarını bu biçimde yürütüyorlar. Bilinçlerini bölerek bütün acılardan kaçmaya çalışanlar onlardır; deforme olmuş bir gerçeğin, yani güç ve iktidar ideolojisinin asıl taşıyıcıları.

Devamı…Arno Gruen: İtaat Kültürü, Özerkliğin Yerini Alarak İnsanlığımızı Yok Ediyor

Erkeğin İnsanlığının Köreltilmesi ve Kadının Ezilmesi – Arno Gruen

Kendine İhanet.jpegSürekli kahramanlar aramaktayız. Kahramanımız haline getirdiğimiz erkek veya kadın gerçek insana dönüştüğünde onu terk ederiz. O andan itibaren onu küçümsemeye başlarız. Bunu yaparken de, bu mantık uyarınca “kaybımızdan” dolayı kendimizi ölecek kadar zayıf hissettiğimizin farkına bile varmayız. Görünüşte mükemmel olan toplumumuzda yaşanan depresyon ve çaresizlik, bunun su götürmez belirtileridir.

Devamı…Erkeğin İnsanlığının Köreltilmesi ve Kadının Ezilmesi – Arno Gruen

“Bir defa kendiniz olmaktan vazgeçerseniz artık yalanla yaşarsınız…” Sonsöz – Arno Gruen

Kendine İhanet.jpegHiçbir zaman başkaldırma şansımız olmamışsa, asla kendiliğimize sahip olamamanın anlamsızlığını yaşamak kaderimizdir.
Franz Kafka, nafile olan bu tutunmayı çok duyarlı bir biçimde anlatmıştır. Dava adlı romanında, Joseph K. bir bisikletçi kimlik belgesiyle kim olduğunu kanıtla maya çalışır! Kafka’nın kahramanları acı çekmektedir, çünkü sadece görüntüden ibaret olan eksik kimliklere boşuna inanmışlardır. Bütünlüklerini “babacan” kanunlarla elde etmeye çalışarak, özlerinin sözde şekilsizliği içinde çözünmekten korunmaktadırlar. Traven’ in romanlarındaki kahramanlar ise çok farklıdır. Örneğin Ölü Gemi adlı romanında Koslowski zorla kabul ettirilen her türlü kimliğe karşı sonuna kadar mücadele etmektedir.

Devamı…“Bir defa kendiniz olmaktan vazgeçerseniz artık yalanla yaşarsınız…” Sonsöz – Arno Gruen

“Diktatörlere duyulan hayranlığın yıkımı ancak devrilmek üzere olduğunda itiraf edilir” Hayranlık – Arno Gruen

NarsisizmBaşkalarının bize hayranlık duymasına izin verdiğimiz ölçüde onların üzerimizde güç kullanmasına izin vermiş oluruz. Kadınlar erkeklerle, erkekler de kadınlarla işte böyle oynamaktadır. Herkes karşısındakinin gücünün hakemi haline gelmektedir. Herkes, kendini kendi hayatını yaşamaktan aciz hissettiği halde, güç sahibidir. Karşımızdaki görüntü, hayali bir gücü ele geçir­mek adına kadınların erkeklerin, erkeklerin de kadınların peşinde koştuğu bir av sahnesidir. Herkes kendini diğerinin egemenliği altında hissettiği için de herkes birbirinden nefret etmektedir.

Devamı…“Diktatörlere duyulan hayranlığın yıkımı ancak devrilmek üzere olduğunda itiraf edilir” Hayranlık – Arno Gruen