Cemil Meriç: İnsanlık daima daha kötü oyuncaklar peşinde koşan bir çocuk

“Dünya nimetlerini ömrü boyunca hor gören Buda nefis bir domuz kızartmasını tıka basa atıştırdığı için göçüp gitmiş. Tarihçi böyle söylüyor. Güneşte leke arayan küçük adamın uydurduğu bir yalan mı bu, bilmiyorum. En yavuz ermişlerin, en çetin kahramanların zaman zaman nasıl çamurlaştıklarını görmek, küçük insanlar için hain, buruk ve zehirli bir teselli.

Devamı…Cemil Meriç: İnsanlık daima daha kötü oyuncaklar peşinde koşan bir çocuk

Cemil Meriç: Meçhule ɑçılɑn bir kɑpıdır kitɑp…

kitapKitaplar: Kalbi var kitapların, onları bir kerhane sermayesi gibi haşin parmaklarınla mıncıkladın mı senin oldular sanıyorsun. Gaflet. Senin olan, sadece on dakikalık tenleri. Konuşmaz seninle kitap, o bir basamak değildir, sırtına basıp ikbale tırmanamazsın. Tırmanmaya tırmanırsın ama, Kapitol’ den Tarpea’ya fırlatılmak için.

Devamı…Cemil Meriç: Meçhule ɑçılɑn bir kɑpıdır kitɑp…

“Sevmek, bütün hayal gücümüzü harekete geçirmektir” Stendhal ve “Aşk Üstüne” – Cemil Meriç

stendhalOndokuzuncu asır Fransa’sında aşk üstüne binlerce kitap yazılmış. Ama bunlardan yalnız üçü yaşıyor: birini, büyük bir tarihçi, Michelet yazmış, ikincisi Balzac’ın, üçüncüsü Stendhal’ınki.
Michelet, kansı öldükten sonra kendisinden 23 yaş küçük bir kızla evlenir. Kitap baştan başa bir neşide, bir şükran neşidesi. “Evlenmenin Fizyolojisi” Balzac’ın ilk kapışılan eseri. Genç romancıya şöhretin kapılarını bu roman açar. Hayâsız bir realizm. Stendhal, “eserimi yüz kişi okusun yeter” diyordu. On yılda on yedi okuyucu bulabildi. Romancı, kitabın bir geminin ambarında safra gibi kullanıldığını söyler. Zavallı Stendhal. Sevdiği kadınlardan hemen hiçbirine sahip olamamış. Ama, sayısız metresi var.

Devamı…“Sevmek, bütün hayal gücümüzü harekete geçirmektir” Stendhal ve “Aşk Üstüne” – Cemil Meriç

Cemil Meriç: “Hayatımız ne kadar narin, ne kadar kısa, ne kadar aldatıcı…”

Cemil MeriçDünyaları vücutlarıyla sınırlı olanlar, vücutlarıyla beraber yok olurlar
Ne kadar cesur olursak olalım, yokluk bizi ürkütüyor. İz bırakmadan silinmek, bir kurbağa gibi gebermek, bütün rüyalarımızla, bütün acılarımızla yok olmak… İnsan zekası bu kadar trajik bir sonu zor kabul ediyor. Vücudumuzu aşmak, ‘ben’in dar ve sevimsiz geometrisinin ötesine geçmek, sonsuza yönelmek, bir insana sarılmak, hatıralarda yaşamak: işte aşkın, inancın ve kahramanlığın kaynakları. Sessizce solan yabani bir menekşenin kaderi bize cazip gelmez. Hayatımız ne kadar narin, ne kadar kısa, ne kadar aldatıcı. Mistik tesellilerden mahrum olanlar kahredici bir ikilemin karşısında bulurlar kendilerini: sersemlemek, kendini unutmak, oyalanmak, düşüncelerinin alevini geçici zevklerde söndürmek, yabanileşmek, hayvanlaşmak, bitkileşmek; ya da boyut kazanmak, çoğalmak, müthiş bir aşk ve seziş gayretiyle bir ordu olmak.

Devamı…Cemil Meriç: “Hayatımız ne kadar narin, ne kadar kısa, ne kadar aldatıcı…”

Cemil Meriç: “Belki bütün bunlar yalan…her şey gibi…”

cemil mericBunları senin için yazıyorum, Meçhul Dost.
Bu bir davet, sevgi daveti. İsterdim ki kelimeler çiçek çiçek eşiğine yağsın; isterdim ki kelimeler yıldız yıldız aydınlatsın odanı. Sönen gözlerimin bütün aydınlığı kıvılcımlaşsın onlarda. Kelimeler buseleşsin ve güvercinler gibi, kuğular gibi, kırlangıçlar gibi uçsun sana… Güller, menekşeler, krizantemler bir mevsimlik, kelimeler Paros mermerinden daha ebedi… Ama ben ne onlarla bir türbe kurmak istiyorum, ne bir heykel yapmak. Şöhretin en azametlisi bir dakika yaşamaya değer mi diyeceksiniz. Doğru.
Yalnız kelimeler o dakikayı ebedileştirdiği ölçüde manâlıdırlar.

Devamı…Cemil Meriç: “Belki bütün bunlar yalan…her şey gibi…”

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org