“Onlar öyleydiler işte. Siz de böylesiniz…” Komutanlığa Yürüyüş – Italo Calvino

Seyrek bir ormandı, yangınlarla kemirilmiş, yanık ağaç gövdeleri boz, çamların kuru dikenleri kızıl renkleriyle öylece kala-kalmışlardı. Silah kuşanmış adamla, silahsız adam yukarıdan inerlerken ağaçların arasında zikzaklar çizerek ilerliyorlardı.

Devamı…“Onlar öyleydiler işte. Siz de böylesiniz…” Komutanlığa Yürüyüş – Italo Calvino

Hikaye: Sen İşine Bak, Her Şey Yolunda – Italo Calvino

Italo CalvinoKaraborsa işi yorucu ama iyi para getiren, özgür ve farklı bir iştir. Erkek kadın tıkış tıkış kamyonlarda ya da yük vagonlarında hayvanlarla birlikte yolculuk eder, polis kontrolü noktalarında ne çıkarsa bahtına diye önlerine gelen arabalara saldırır, nerede olursa olsun, beş kişi, altı kişi artık odaya kaç yatak sığarsa bazıları da yerde yatarak, hanlarda geceler.

Devamı…Hikaye: Sen İşine Bak, Her Şey Yolunda – Italo Calvino

Sen İşine Bak, Her Şey Yolunda – Italo Calvino

Italo CalvinoKaraborsa işi yorucu ama iyi para getiren, özgür ve farklı bir iştir. Erkek kadın tıkış tıkış kamyonlarda ya da yük vagonlarında hayvanlarla birlikte yolculuk eder, polis kontrolü noktalarında ne çıkarsa bahtına diye önlerine gelen arabalara saldırır, nerede olursa olsun, beş kişi, altı kişi artık odaya kaç yatak sığarsa bazıları da yerde yatarak, hanlarda geceler. Örgülü saçlı kız böyle az ve rahatsız uyumaya alışık değildi. Bu ilk yolculuğuydu, giderken yağ, dönüşte de un taşımışlardı.
Erkenden şafak söktü, pencereler aydınlanınca yataktaki kabarıklıkları gördü, solukları duydu.

Devamı…Sen İşine Bak, Her Şey Yolunda – Italo Calvino

Italo Calvino: Kalabalığa, “Durun! Bir dakika!” diye bağırdım, “Bu işte bir yanlışlık var”

Italo CalvinoOlay, bir gün, bir köşe başında, gelip giden kalabalığın ortasında oldu.
Durdum, gözlerimi kırpıştırdım, hiçbir şey anlamıyordum. Hiçbir şey hakkında hiçbir şey. İnsanların, nesneler hangi nedenle böyleydiler, anlamıyordum, herkes son derece anlamsız ve absürttü. Gülmeye başladım.
Bana garip gelen şey, neden bunu daha önce anlamadığım oldu. O zamana kadar herkesi olduğu gibi kabule de gelmiştim; trafik ışıkları, arabalar, posterler, üniformalar, anıtlar, dünyadan tamamen kopmuş şeyler; hepsini sanki bir gereklilik sonucu ortaya çıkmışlar, bir neden-sonuç zincirinin halkasıymışlar gibi benimsemiştim.
Sonra gülmem dudaklarımda dondu, yüzüm kızardı, utandım. Ellerimi kollarımı sallayarak kalabalığa “Durun! Bir dakika!” diye bağırdım, “Bir yanlışlık var. Her şeyde bir terslik var. Dünyanın en saçma işlerini yapıyoruz. Nereye varır bu isin sonu?”

Devamı…Italo Calvino: Kalabalığa, “Durun! Bir dakika!” diye bağırdım, “Bu işte bir yanlışlık var”

Italo Calvino’dan Bir Öykü: Gerçeği Bilen Birisi Hiç Çıkmadı

Italo CalvinoÇobanlar şafak sökerken yola düşüyor, vadiyi kaplayan sisin açılıp küçük gölün ve yamaçtaki, pencereleri demirli avcı evinin yavaş yavaş ortaya çıktığını görüyorlardı. Avcılar sanki her gece kapılarını, pencerelerini sıkı sıkı örtüp evlerine kapanırlardı, biraz gölün nemli havasından, biraz da hırsızlardan korktukları için. Aslında, bütün bunlar çobanlar için uydurdukları şeylerdi ama çobanlar işin farkındaydılar.
Avcı evinin bacasından ince bir duman yükselmeye başlamıştı; dışarı ilk çıkanlar kadınlardı, öğle güneşinden korunmak nedeniyle giydikleri kocaman hasır şapkaları daha şimdiden başlarında, ocağı yakmak için kuru dalları kırmaya gidiyorlardı.Çevrede, yavaş yavaş uyanan köpeklerin havlaması duyuluyordu; sonra Bay Zaudi, elleri cebinde, havayı kontrol etmek için dışarı çıktı, yere tükürdü ve dönüp yine sıcak evine girdi.

Devamı…Italo Calvino’dan Bir Öykü: Gerçeği Bilen Birisi Hiç Çıkmadı

Italo Calvino: “Bir zamanlar herkesin hırsız olduğu bir ülke vardı”

Italo CalvinoBir zamanlar herkesin hırsız olduğu bir ülke vardı. Geceleri herkes bir fener ve levye ile silahlanıp komşularının evine girerdi. Tan ağarırken çuvalını doldurmuş geri döndüğünde kendi evinin de soyulmuş olduğunu görürdü.
Böylece herkes uyum içinde yaşardı, kimsenin durumu çok kötü değildi. Biri birini , o öbürünü soyar, böylece son insana kadar gelinir, sonuncu da o birinciyi soyardı. Bu ülkede ister sat, ister al sahtekarlık demekti.
Hükümet insanlardan çalmak için kurulmuş bir suç örgütüydü, insanlar da bütün zamanlarını hükümeti aldatarak geçirirlerdi. Yaşam hiçbir sorun çıkmadan sürüyordu; orada yaşayanlar ne zengindiler ne de yoksul. Sonra bir gün – nasıl olduğunu kimse bilmiyor – dürüst bir adam çıkageldi.

Devamı…Italo Calvino: “Bir zamanlar herkesin hırsız olduğu bir ülke vardı”

İtalo Calvino: Kedilerin kenti ile insanların kenti iç içeydi; ama aynı kent değildiler

Italo CalvinoKedilerin kenti ile insanların kenti iç içeydi; ama aynı kent değildiler. Arada bir farkın olmadığı zamanı pek az kedi anımsar: insanların sokakları, alanları, kedilerin de sokakları, alanlarıydı; kırlar, avlular, balkonlar, çeşmeler de böyleydi. Büyük ve çeşitli bir uzamda yaşanıyordu. Ama birkaç kuşaktır, evcil kediler oturulmaz bir kentin tutsağı oldular: sokaklarda kedi ezer otomobillerin ölümcül akışı kesintisiz sürüyor; bir bahçenin, bir boşluğun, yıkılmış eski bir yapının kalıntılarının bulunduğu her karış toprakta, şimdi kat mülkiyetli apartmanlar, işçi evleri, pırıl pırıl yeni gökdelenler yükseliyor; her yol park edilmiş otomobil dolu; avluların üstü örtülüp garaja, sinemaya, ambara ya da işyerine dönüştürülüyor. Eskiden alçak damların, süslemelerin, taraçaların, su depolarının, balkonların, çatı pencerelerinin, çinko sundurmaların uzadığı dalgalı yüksekliklerin yerinde şimdi her birinin üstüne kat çıkılabilir genel bir yüksekliğin yükseltisi yer alıyor. En dipteki sokak yüzeyiyle, en üstteki süper-çatı katlarının gökyüzü arasındaki ara yükseltiler ortadan kalkıyor; yeni kedi kuşağı, babalarının dolaştıkları yolları, pervazları, olukları yavaşça atlayıp, kiremitlerin üstüne tırmanabileceği süs sütunlarını boş yere arıyor.

Devamı…İtalo Calvino: Kedilerin kenti ile insanların kenti iç içeydi; ama aynı kent değildiler