Tag Archives: Emperyalizm

Emperyalizm, Politik İslam, AKP ve İflas – Fikret Başkaya

Artık borçlanmak eskisi kadar kolay değil ve yağmalanacak, talan edilecek pek bir şey de kalmadı. Tam tersine borçların ödenme zamanı gelip-çattı… Belirli bir büyüme oranına ulaşılmadığı, büyümenin durduğu koşullarda artık borçlanmayı sürdürmek mümkün değildir. Bu da yolun sonuna gelindiği anlamına gelir.

Sartre: Burjuvaziyi kınamanın yasal bakımdan hiç bir manası yok!

sartreABD’nin Vietnam’da izlediği politikanın şer olup olmadığını —şer olduğu konusunda birçoğumuzun en küçük’ bir şüphesi yok— yargılamak değil söz konusu olan: bu şerrin uluslararası hukuktaki savaş suçları kapsamında olup olmadığı. Amerikan emperyalizminin onun boyunduruğundan kurtulmak isteyen Üçüncü Dünya ülkelerine yaptığı acımasız saldırıyı kınamanın yasal bakımdan bir manası yok.

Fikret Başkaya’nın, Samir Amin ile yaptığı söyleşi: “Amerikalıların amacı bölgeyi kaosa sokmaktır…”

Samir Amin
Önce neden emperyalist müdahaleler var ve bunlar neden Orta-Doğu’da odaklanıyor? Çünkü neo-liberal, neo-emperyalist yeni dünya düzeni sürdürülebilir değil. Artık çevre ülkelerin büyük çoğunluğunda sosyal planda tam bir yıkım tablosu söz konusu ve bu asla tahammül edilebilir bir durum değil. Bir zamanlar Mao’nun dediği gibi, dünya kapitalist sisteminin çevresindeki Güney ülkeleri, doğası gereği “fırtına bölgesi” (zone de tempête) olmaya devam ediyor.

Emperyalizm neden Nelson Mandela’nın yasını tutuyor? – Bill Van Auken

MandelaBirçok devlet yöneticisinin Mandela’nın 95 yaşında ölümünden sonra yas tutması dünya çapında, neredeyse hiç emsali görülmeyen, resmi bir protokol uygulaması haline gelmesine neden oldu.
Güney Afrika’da ve de küresel düzeyde çalışan kesimi oluşturan insanlar Afrika Ulusal Kongresi lideri Mandela’nın hukuksuzluğa ve zulme maruz kaldığı, nefret dolu Apartheid rejimi (ırkçı ayrımcılık) döneminde hapis yattığı yılları, aynı zamanda, uzun süren mücadele dönemlerinde hayatını ortaya koyup, özgürlüklerini kaybeden diğer binlerce kişinin gösterdiği cesareti ve yaptığı fedakârlığı kuşkusuz takdir edeceklerdir.

Fikret Başkaya: “Burjuva uygarlığı yalan, ikiyüzlülük ve çifte standart üzerinde yol alıyor”

Fikret-BaşkayaSuriye’ye saldırının gerekçesi, “halkı diktatörden kurtarmak, oraya demokrasi götürmek”… Eğer “uygar dünya” veya emperyalist kamp, böylesi yüksek insânî kaygılar taşıyor olsaydı, geride kalan yaklaşık 60 yılda sayısız darbeler peydahlamazlar onca kanlı diktatörü sonuna kadar desteklemezlerdi. Dünyanın bu tarafında diktatörlükler her zaman emperyalist Batı’nın en çok tercih ettiği rejimler oldu. Zira, emperyalizmin varlığı demokrasinin engellenmesine bağlıdır. Demokrasi sosyal eşitliği varsaydığı için… Gerçek durum böyledir ama söylem farklıdır. Tabii diktatör emperyalist çıkarlara hizmet etmek kaydıyla… Eğer artık emperyalist çıkarlarına hizmet etmiyorsa, kontrolden çıkmışsa veya çıkma potansiyeli seziliyorsa, anında kanlı diktatör, zalim, halk düşmanı, dünya barışı için tehlikeli, çıban başı, vb. ilan edilir ve artık katli vaciptir. Hemen bir şeytanlaştırma kampanyası başlatılır. Medya devreye sokulur… Panama’da Noriega’nın başına gelen, söylemek istediğime tipik bir örnektir… Kendi çıkarlarına hizmet ettikleri sürece diktatörlere diktatör demezler.

Suriye’de amaç barış değil, kaos

Emperyalist Savaşları Anlama Kılavuzu – F. Başkaya “Savaşlarının gerçek nedenini gizlemek kuraldır”

Fikret-Başkaya“Politika, kan dökülmeden yapılan savaştır. Savaş da, kan dökülerek yapılan politikadır” Mao Zedoung
Fransız devlet ve siyaset adamı Georges Clemenceau [1841-1929], “En çok yalan, seçimlerden önce, savaş esnasında ve avdan sonra söylenir” demişti. Öyle görünüyor ki, son dönemin savaşlarında asıl yalan savaş esnasında değil, savaş öncesinde söyleniyor. Savaşlara medyatik yalanlar öncelik ediyor. Elbette yalan sadece medyanın marifeti değil. Yalanlar önce “bilim yuvası” denilen üniversitelerde, prestiji ve ünü büyük “düşünce” kuruluşlarında, think-tank’larda peydahlanıyor ve medya nöbeti devraldığında yalan “gerçek” oluyor… Her zaman olduğu gibi, şimdilerde de “barış” ve “istikrardan” çok söz ediliyorsa da, reel durum retorikten farklı, içinde bulunduğumuz durum tam da George Orwell’in “Savaş barıştır” sözünü hatırlatıyor. Velhasıl, bu günün dünyası yalan, ikiyüzlülük ve çifte standart üzerinde duruyor.

“Kapitalist bir dünyada yaşıyorlar ama kapitalizmi bilmiyorlar” Balıklar ve İnsanlar – Fikret Başkaya

Fikret-BaşkayaKapitalizmin sürdürülebilemezlik durumu ortaya çıkardığı bir zamanda ve tuhaf bir şekilde, sürdürülebilir kalkınma söylemini peydahlamış bulunuyor. Bilindiği veya bilinmesi gerektiği gibi, bu tam bir ideolojik manipülasyondur. Zihinsel bir dalaveredir. Bu bir oxymoredur ki, oxymore, yanyana getirilmesi caiz olmayan, uygun olmayan, antinomik, karşıt anlamlı iki kelimeyi veya kavramı yan yana getirmeye deniyor: Faizsiz bankacılık gibi, parlak karanlık gibi… Hem banka olacak hem de faizsiz olacak! Böyle bir şey mümkün müdür? Oysa, bu dünyada ve kapitalizm geçerliyken kalkınma diye bir şey mümkün değildir. Ve esasen kapitalizm koşullarında kalkınma denilen sermayenin büyümesidir, sermayenin genişletilmiş ölçekte yeniden üretilmesidir. Sermayenin büyümesi eşittir kalkınma şeklinde bir özdeşlik varsaymak abestir. Kalkınma diye bir şey mi var da, sürdürülebilirliğinden söz edilsin?

Temel Demirer: Ortadoğu’da, tüm yerküreyi sarsacak bir savaş “eşiği”nde dolaşıyoruz

“Eşik”teki Ortadoğu ve T.“C”[*]
“Yaralı yarasını bilir.”[1]

“Yokmuş”, “olmazmış”, “gövde gösterisiymiş” gibi sunulmaya kalkışılan bu durum karşısında ilk anımsatılması gereken Sun Tzu’nun, “Tüm savaş sanatı aldatmaya dayanır. O yüzden, saldırıya geçebilecek durumdaysak, saldırıya geçemeyecek durumdaymışız gibi görünmeliyiz; güçlerimizi harekete geçiriyorsak, duruyormuşuz gibi görünmeliyiz; düşmanı, yakınındaysak uzağında olduğumuza, uzağındaysak yakınında olduğumuza inandırmalıyız,”[2] saptamasıdır…

Reklam Linkleri |  kore dizileri  |  pdf kitap indir