Ahmet Ümit: Kürtçe üzerindeki tüm yasaklar kaldırılsın

Türkiyenin en ünlü polisiye roman yazarı Ahmet Ümit, Kürt sorununda yaşanan son gelişmeleri ana dilde eğitim talebi ile ilköğretim okullarını ‘boykot’ kararı üzerine düşüncelerini açıkladı.
Kürt halkının dil yasağına karşı iyi direndiğini vurgulayan Ümit, şunları kaydetti: “Böyle bir yasak bir nehrin önüne koyulan engel gibidir. Güneşin doğmasını engellemek, rüzgarın esmesini engellemek gibi bir şeydir. Burada bir halkın dilinden söz ediyoruz. Bir halkı ortadan kaldıramazsınız. Onları öldürecek misiniz? Yok mu edeceksiniz? Yok etseniz bile tarihleri var. Bu doğru bir yöntem değil, bu bir politika değildir. Yaşadığımız bu topraklar çok kültürlü topraklardır.

Devamı…Ahmet Ümit: Kürtçe üzerindeki tüm yasaklar kaldırılsın

Bir referandumun ardından… -Fikret Başkaya | Deveye: inişi mi, yokuşu mu seversin diye sormuşlar deve: “düz yola ne oldu” demiş

Bu oyunu sadece sol hareket teşhir edebilir ve bozabilirdi ama ne yazık ki, sol potansiyel o yüksekliğe çıkmanın çok uzağında… Oynanan oyunun kimin için ne anlama geldiğini teşhir edip, bilince çıkarmak, alternatif bir perspektif sunmak yerine, solun bir bölüğü otokrasinin uzantısı olan hayırcılar cephesine, bir bölüğü de fanatik neoliberalleşmeci evetciler cephesine dahil olarak büyük bir fırsatı heba ettiler… Oysa, yapılması gereken, söz konusu iki cephe dışında özgürlükçü/sosyalist perspektifi ete-kemiğe büründürmek, düzenin aktörlerinin önerdiğinin dışında ve ondan farklı bir şey yapmanın mümkün olduğunu göstermek olmalıydı… İki yanlış arasında tercih yapmak sol siyaset yapmak mıdır?

Devamı…Bir referandumun ardından… -Fikret Başkaya | Deveye: inişi mi, yokuşu mu seversin diye sormuşlar deve: “düz yola ne oldu” demiş

Referandum, akıl almaz sonuçlamalar ve ‘Boykot”un başarısı üzerine bir araştırma

Bu ülkede hesap kitap bilen kimse kalmadı mı?
YSK son verilerine göre Katılım oranı %73,71 Katılmayanlar %27,29. Katılanlar “100” kabul edildiğinde Evet %57,88; Hayır %42,12 olarak gösterilmesi hem abartılı hemde aslında gerçek olmayan veriler üzerinden Evet/ Hayır yüksek gösteriliyor. Oysa Boykot eden seçmeni, yani %27’yi bu yüzdeye kattığımızda gerçek sonuç: “Evet” = % 42,66, “Hayır” = %31,4, “Boykot/ katılmayan” = %27’ye karşılık geliyor. Bu durumda %58 evet değil, tam tersine %31+ %27 = %58 eder bu da AKP anayasasını kabul etmeyen yüzdedir.
Aksi durumda bu akıldışı hesaplamayla örneğin tüm seçmen içerisinde yüzde 90.4 ile boykot eden Hakkari bile “en çok “Evet” oyu veren illerden birisi oluyor. Hergün  “Boykot” ile ilgili yüzlerce yalan haber yazan, başarışız olacağını, kimsenin katılmayacağını konusunda ihale almış işadamlarını, STK adı altında cemaat müridlerini konuşturan medya ve köşe kapmış yazarımsı liberal lavuklar hiçbir özeleştiride bulunmuyor.

Devamı…Referandum, akıl almaz sonuçlamalar ve ‘Boykot”un başarısı üzerine bir araştırma

Boykot sistemin yarılan taraflarının karşıtıdır – Teslim Töre*

Türkiye işbirlikçi sistemi, Ilımlı İslamcılar ve Ergenekoncular arasında ikiye yarıldı. Yarık büyüdükçe, taraflar arasında ki çelişki ve çekişme de derinleşiyor. Tarafların çeşitli suçlama ve savunuları toplumun önemli bir kesimini şaşkına çevirmiş durumda. Bu şaşkınlık büyük oranda sola da yansımış, solu da etkilemektedir. Sol var olduğundan beri, sistemle kendi arasına her zaman kalın bir çizgi çekmiştir. Bu solun varlık nedenidir. Çünkü sol sistem için değil fakat sistemin karşıtını üreterek var olmuştur. Solun izlemiş olduğu politikanın doğruluğu, ve yanlışlığını ölçen sağlaylar dan biriside sistemle arasına koymuş olduğu mesafedir, oluşturmuş olduğu fark ve farksızlıktır. Elbette solun içinde de tutarsız, yetersiz, henüz tüzel ve özel kişiliğini sağlıklı bir şekilde oluşturamamış, kendi doğrusunu üretememiş, dolaysıyla da sistemle ayrışma noktasında, yalpalayan, burnunun suyunu akıtarak bir o yana bir bu yana zikzaklar çizerek, git geller yapanlar olabilir.

Devamı…Boykot sistemin yarılan taraflarının karşıtıdır – Teslim Töre*

Taraf gazetesinin maksatlı ve maniple amaçlı referandum yalanları

18 Ağustos 2010 tarihlinde Taraf Gazetesi yazarı Rasim Ozan Kütahyalı köşesinde yönetmen Sırrı Süreyya Önder’in, referandumda “evet” oyu kullanacağını yazarak ” Süreyya Önder’in de EVET demesi kesin” dedi. Sonrasında bir açıklama yapan Süreyya Önder, referanduma “evet” demeyeceğini, “boykot” edeceğini açıkladı; “Taraf gazetesi yazarlarından Rasim Ozan Kütahyalı, benim referandum oylamasında “kesin evet” diyeceğim şeklinde, haddini de cüretini de aşan bir paragraf yazmış. Mültefit bir tonla karışık irade hırsızlığı yapmıştır” dedi.
23 Ağustos 2010 tarihli Taraf gazetesi, manşetinde Melih Altınok’un BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’la yaptığı röportaja yer vererek, manşet başlığı olarak “Başbakan’dan bir söz bekliyoruz” ifadesini kullandı. Gün içinde haberi yalanlayan BDP Genel Merkezi Taraf’ın, bu sözlerin çarpıtılarak verilmesinin maksatlı ve maniple amaçlı olduğunu belirtti.

Devamı…Taraf gazetesinin maksatlı ve maniple amaçlı referandum yalanları

Referandumu boykot etmek en anlamlı ve ahlaki tavırdır


Anayasa referandumunu ‘boykot’ etme kararı alan aydın ve kurum temsilcileri, hiç kimseye hitap etmeyen bir anayasa taslağına karşı en anlamlı ve ahlaki tavır olduğunu dile getirdi. PSAKD Eğitim ve Örgütlenme Sekreteri Kemal Bülbül, yapılmaya çalışılanın Türkiye siyasi organizasyonuna yeni bir şekil verme arayışı olduğunu kaydederek bu oyuna gelmeyeceklerini belirtti. KESK Genel Sekreteri Emirali Şimşek ise Türkiye’de kanunların çok kolay yapılmadığını hatırlatarak ‘Bu anayasa oylamasında ‘evet’ demek demokratik özgürlükçü bir anayasa isteminizi ertelemek anlamına gelir’ dedi.

Devamı…Referandumu boykot etmek en anlamlı ve ahlaki tavırdır

Bugün boykot, yarın Üçüncü Cephe! – Sungur Savran

Timsahlar gözyaşlarını akıtadursunlar, 12 Eylül cuntasının Türkiye’ye bir cendere olarak giydirdiği siyasi-hukuki rejim, referandumdan sonra da sıhhat ve afiyette olacak. Bunun sayısız nedeni var. Sözde solculuk adına, 12 Eylül’e karşı çıkmak gerekçesiyle referandumda “evet” oyu kullanmak gerektiğini ileri sürenlerin argümanlara cevap vermeden mugalataya devam edeceklerini bilmemize rağmen, bu nedenlerden bazılarına değinelim.

Devamı…Bugün boykot, yarın Üçüncü Cephe! – Sungur Savran

Ertuğrul Kürkçü: Referandumun emekçi halka bir şey getirmiyor, bu ip germe yarışı boykot edilmeli

“Geçici 15. maddenin kalkması önemlidir ama aynı zamanda da önemsizdir çünkü enteresan bir şekilde 12 Eylül 2010 tarihine denk geliyor oylama. Tam 30 yıl. Yani zamanaşımı süresi. 12 Eylül döneminde işlenmiş olan en ağır suçların, idamı gerektiren suçların zamanaşımı süresi 30 yılda doluyor. Bizim ceza mevzuatımıza göre idamın zamanaşımı 30 yıl. Dolayısıyla Kenan Evren’i bugün mahkemeye çıkartamazsınız.
(…) Ama daha da komiği; bugün Kenan Evren de “anayasalar değişebilir, ben de zaten değişeceğini söylemiştim” diyerek evet oyu kullanacağını mı söyledi, onu da bilemiyorum.”

Devamı…Ertuğrul Kürkçü: Referandumun emekçi halka bir şey getirmiyor, bu ip germe yarışı boykot edilmeli

Anayasanız da, ‘değişikliği’ de sizin olsun! – Ertuğrul Kürkçü

Emekçilerin, kadınların, Kürtlerin yoksulların, dışlananların ezilenlerin yurttaşlara İslam dinini ve Türk kimliğini dayatan, milliyetçiliği ve devlete taparlığı resmi ideoloji olarak kurumsallaştıran; kuvvetler ayrılığı ilkesini lafta tanırken pratikte yürütmenin gücünü en çoğa çıkartan, yasama ve yargıyı yürütmenin bir fonksiyonuna indiren mevcut anayasayı koruma  ekseninde sürüp giden bu tartışmada Kılıçdaroğlu’dan ya da Erdoğan’dan yana olmaktan hiçbir çıkarının olmadığı apaçık.

Devamı…Anayasanız da, ‘değişikliği’ de sizin olsun! – Ertuğrul Kürkçü

İsrail’i neden boykot ediyoruz? – Ken Loach

Filistin İçin İsrail’e Karşı Boykot Girişimi, İsrail devletinin parasal desteğiyle düzenlenen Kudüs Film Festivali’ne Türkiye’den katılacak ‘Kars Öyküleri’ filminin yapımcılarına filmi festivalden çekme çağrısı yaptı. Ancak, Gezici Festival ekibi bu çağrıya olumsuz yanıt verdi. Oysa son olarak Meg Ryan ve Dustin Hoffman’ın da destek verdiği Boykot, Ken Loach gibi prestijli isimlerin çağrılarıyla dünya çağında yankı bulmuştu. Ken Loach’ın yanı sıra senarist Rebecca O’Brien ve yapımcı Paul Laverty’nin de imzasını taşıyan makaleyi, aşağıdan okuyabilirsiniz.

Devamı…İsrail’i neden boykot ediyoruz? – Ken Loach