Makine Çağında Aşk: Ataerkil Törelerden Çağdaş Törelere Geçiş

Askin AnatomisiSanayii devrimi, seri ve köleyi özgürlüğe kavuşturduğu gibi, çocukları da otoriter ailenin duygusal bağımlılığından kurtarmak zorundaydı. Çağdaş toplum, aile çerçevesi içinde toplumsal ve cinsel isteklerin tatminini sağlayarak ‘romantik kur yapma ile sevgi eşi seçimi’ni evlilik içinde toplamış oldu. Bu geçiş döneminin getirdiği kesintilerin ve bozuklukların en karakteristiği, Victoria çağının “safiyet” idealidir.

Devamı…Makine Çağında Aşk: Ataerkil Törelerden Çağdaş Törelere Geçiş

Aşkın Anatomisi, Aşktan Yalnızlık ve Acıya Yatay Geçiş – Josef Kılçıksız

AşkGerçek saydığımız bir şeyin kökünde yatan bir korkudan doğar aşk: dünyaya olan güvensizlik duygusundan. Kendi mahallesi dışında kendini her yerde huzursuz hisseden modern çağın kuşkulu, paronayak insanı, güveni ve tamamlanmışlık duygusunu, ten, tin ve kader birliğinde arar. Sadece yalnızlığa ve acıya karşı köklü ve kesin bir kayıtsızlıkla direnenlerin aşka ihtiyacı yoktur. Tüm inançlar bir acı çekme ve imtihan edilme paradigması üzerine kuruludur. Çarmıhta acı çeken İsa’dan günümüze kadar uzanan acının tarihinde aşk, acı çekmenin en nadide başka bir kaynağıdır.

Devamı…Aşkın Anatomisi, Aşktan Yalnızlık ve Acıya Yatay Geçiş – Josef Kılçıksız

Aşkın Anatomisi: Sevginin Ruhsal Gücü – Dr. Therese Benedek

Askin Anatomisiİnsan tarihinin, büyüyen bir bireyciliğin aileyi tehdit ettiği, yerleşmiş hiyerarşisini sarstığı, görevsel etkililiğini zayıflattığı bir döneminde bu kurumu bir organizma olarak ele almak ve onun fizyolojisini araştırmak yararlıdır. İnsanın uzun süreli bağımlılığı, toplumla bireyin birbirlerine olan karmaşık etkisiyle, ailenin çok görevli bir kuruluş olarak büyüdüğü köktür. Bilim, uzun süreden beri 19. yüzyılın son on yılına kadar ailenin işleyişinin yollarını araştırmaya cesaret edemiyordu. Gelenek ve dinin kutsadığı, kültürün taşıyıcısı ve yayıcısı olan aile, ancak idealleştirildi.

Devamı…Aşkın Anatomisi: Sevginin Ruhsal Gücü – Dr. Therese Benedek

“Bir çıkıştır aşk, bir tutumdur, bir karşı koyma biçimidir” Aşkın Anatomisi – Afşar Timuçin

Afşar TimuçinAşk da sanat gibi baştan beri yalnızca yapılan değil aynı zamanda üzerinde düşünülen bir insan etkinliği oldu. İnsanoğlunun genel tutumudur bu: yaptığını düşünür, düşündüğünü yapar. İnsan olmanın temel özelliği yapmak ve yaptığı üzerine görüşler geliştirmektir. Her alanda kendini tanımak isteyen insan aşkta da kendini tanımaya çalıştı. Marcel Achard “Aşk una kafa yoranların işidir ” der. Bütün bunlar bize aşkın önemini, aşkı düşünmeye yönelen insanın gelişigüzel bir arayış içinde olmadığını gösterir. Aşk ve sanat insanın kendini çırılçıplak sergilediği ve çırılçıplak gözlemlediği yerdir. Elbet bunu söylerken gerçek aşkı ve gerçek sanatı düşünüyoruz. Aşkta ve sanatta insan kendini çırılçıplak ortaya koyar. Bu yüzden sanatta aşka ve aşkta sanata benzeyen bir şeyler vardır. “Aşk bir duygu değil bir sanattır ” der Paul Morand.

Devamı…“Bir çıkıştır aşk, bir tutumdur, bir karşı koyma biçimidir” Aşkın Anatomisi – Afşar Timuçin

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org