Serdar Turgut’un kafası uçkurundan başka bir şeye çalışmıyor mu?

rojinKürtçe şarkılar da söyleyen ve bir dönem TRT 6’da (Şeş) program yapan sanatçı Rojin, Serdar Turgut’un 24 Ekim tarihli “PKK teröristi olmadığıma pişmanım” başlıklı yazısına cevap vermiş. Gazetesindeki köşesinde çeşitli konulara kendince ironik! ve pornocu yaklaşımıyla meşur sayılan  Turgut, yazısına ve fantazilerine Rojin’i de katıyor. Orta akıllılar  aleminde keçiye Serdar Turgut dendiğinin bir kanıtı da sayılabilecek olan o yazıyı ve Rojin’in açıklamasını aşağıdan okuyabilirsiniz.

Serdar Turgut’un fantazileri:
… Öcalan’ın açıklamalarıyla anladığım kadarıyla arada bir toplu seks partileri de oluyor. Bunlara da mutlaka militan bir aktiflikle katılırdım. Bugüne kadar hoşlandığım bir PKK’lı bir kadın henüz görmedim ama olsun. Dağda bulamazsam da bir hücre oluşturup, şehri basıp Rojin’i dağa kaldırıverirdim olur biterdi. Hatta belki Rojin’e evlenme bile teklif edebilirdim. Rojin ile evliliğimin şu andaki evliliğimden daha tehlikeli ve dehşet verici geçmesi de mümkün değildi.

Bütün bunlar son yaşanan bir olay nedeniyle aklıma geldi. Hayatımı şehirde kalarak nasıl da boşa harcamış olduğumu düşündüm. Dövündüm üzüldüm.

Yine Milliyet gazetesindeki bir Fikret ‘Don Juan’ Bila haberine göre devlet dağdan inen PKK liderlerine üçüncü bir ülkeye gidip yaşama imkanını da verecekmiş. Düşünsenize; yıllarca dağda keyif hayatı süreceğim, dağa kaldırıp seks kölem haline getirdiğim Rojin ile yaşayacağım, karı dırdırından sıkıldığım zaman da şehre inip birkaç yayın yönetmenini temizleyeceğim.

Rojinin cevabı:
Türkiye, demokratik açılım olarak isimlendirilen bir süreçte geleceğini en çok tehdit eden, insanlara en çok acı veren sorunuyla yüzleşiyor ve kalıcı çözüm yolları arıyor.

Bu süreç Türkler açısından da Kürtler açısından da gelgitlerle, tuzaklarla dolu. Yaralar çok derin, kırgınlıklar çok taze, öfkeler çok taşkın.

Ancak umudumuz o ki duygularımızı biraz kontrol edebilirsek, şu geçirdiğimiz çakıl taşlı yolu devrilmeden, savrulmadan, birbirimizi hırpalamadan atlatabilirsek önümüz çok açık.

Aydınlar, yazarlar, entelektüeller, sanatçılar yani toplumun ortalamasından boyu daha uzun olanlar, gözü daha keskin olanlar, tepenin arkasını daha iyi görenler için aydınlıklarını, entelektüelliklerini gösterme günü işte tam da bugündür.

Ne yazık ki; gazete köşelerinin bazı efendileri kalemlerini yaralara tuz basmak, ateşe körükle gitmek, yumrukların biraz daha sıkılmasını sağlamak için oynatıyorlar.

İşte bu yazılardan biri 24 Ekim 2009 Cumartesi günü Akşam Gazetesinde Serdar Turgut tarafından kaleme alınmıştır. ‘PKK Teröristi Olmadığıma Pişmanım’ başlıklı yazıda devletin silah bırakmaları cazip hale getirecek önlemleriyle dalga geçilmekte, sürecin suhuletle aşılması yerine yeni gençlerin ölmesine yol açacak bir uçuruma sürüklenilmesine davetiye çıkarılmaktadır.

Serdar Turgut, bu çirkin amaç için adımı da aynı çirkinlikte kullanmıştır. ‘Dağa kaldırmak’, ‘seks kölesi yapmak’ gibi ağzı salyalı erkek edebiyatının en ucube cümlelerine fütürsuzca kullanmaya cesaret etmesinin nedeni benim Kürt olmam mı hele de kadın olmam mıdır?

Ben sanat hayatımda nereye geldiysem annemin hayır dularından başka kimseden destek almadan ve kimseye taviz vermeden geldim. Şimdi de adımın ve kişiliğimin; onbinlerce satan bir gazetenin tanınmış bir yazarının yazısına malzeme yapmasına asla izin vermeyeceğimi, yasal yolları sonuna kadar kullanacağımı kamuoyuna saygıyla duyururum.

Mizah güldürmeli, iğrendirmemeli.

Namlunun ucuna gül değil gülle koymak isteyen anlayış bölücüdür.

Zaten milliyetci ve muhafazakar olan  olan Akşam’a milliyetci, muhafazakar ve modern(!) bir gazete yapmak hedefi ile gelen her  soruna cinsel açıdan yaklaşarak modernleştirdiğini sanan  Serdar Turgut’un acaba cinsel bir sorunu mu var? Bütün bastırılmış duygularıyla kulluk, kölelik ettiği bu düzen, cinsel sağlığını mı bozuyor? Bilmiyoruz… ama  bu konuda da milliyetçi ve modern gazetesinde elle aldığı   “İktidarsızım dediysem de…” başlıklı ironik! yazısına göz atmakta fayda var

Ne zaman Habertürk ekranlarına çıksam, ne zaman güzel bir kadının karşısına otursam kendimle ilgili tuhaf bir bilgiyi açıklayıveriyorum. Sevim Gözay’ın programında aseksüel bir eşcinsel olduğumu söyledim. Özge Uzun’a da iktidarsız olduğumu anlattım. İnşallah başka bir programa çıkmam Habertürk’te. Çünkü bir daha sefere ne diyeceğim belli olmaz. Mutlaka bulurum söyleyecek bir şey ama sonuçlar da ne olur bilemem.
Cumartesi gecesi kendimi Fellini’nin ‘Kadınlar Kenti’ filmindeymişim gibi hissettim.
Fellini’nin ‘La Citta Delle Donne’ filminde Marcello Mastroianni rüyamsı bir ortamda kadınlara ve karısına karşı tavırlarıyla yüzleşmek zorunda kalmıştı. Kafama kazılmış filmin bir afişinde Mastroianni’nin suratı onlarca kadının bacağı ve ayağı arasında görülüyordu.
Cumartesi gecesi halim buna çok benziyordu. İlk önce Özge Uzun ile onun bacağını konuştuk ve hatta çılgın bir şekilde aşık olduğum Marge Simpson’un bacaklarının görüldüğü Playboy dergisi kapağı da ortaya çıktı programda ve ben fotoğrafı alıp Özge’nin bacağı ile yan yana tutup kıyaslamalar bile yaptım.

2 YORUMLAR

  1. “Hayat Kadın”larının bile hakli bir gerekçereri var ama “Hayat ADAMLAR”ını gerekçeleri de bu kirli ortamda üremek(insandan hayattan,yaşanan bunca acılardan nemalanmak..)Her iki uca o denli uzakdır ki Bireder(!) Ve herkes kendinde olmayanı ister çok görmemek lazım…

  2. Birde özür diliyor.!İnsanda eğer saygı yada vicdan dan eser yoksa böyle çirkin yazılar daha çok yazılır..Ardından ÖZRÜYLE …

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here