Orhan Veli: “İnsan, sevdiği birini tükenmiş görmek istemez.”

RAHATI KAÇAN AĞAÇ
İnsan, sevdiği birini tükenmiş görmek istemez. Onda, her zaman, yeni şeyler bulmak, o ana kadar keşfedilmemiş cepheler keşfetmek ister.

Ben de, çok sevdiğim Melih Cevdet’te son günlerde böyle yeni taraflar bulup sevindim. Onun aşağı yukarı bütün şiirlerini yazıldıktan günden beri bilir, o günden beri seve seve okurum. Ama, buna rağmen, o şiirlerin benim için meçhul kalmış tarafları varmış. Bunu Rahatı Kaçan Ağaç adlı kitabını okuduktan, yani bütün şiirlerini bir kere daha toplu halde gördükten sonra anladım. Melih Cevdet’in en çok üstünde durduğu temalardan biri de meğer saadetmiş. Bir aralık Oktay Rifat’la birlikte “Saadet Şiirleri” yazmışlardı. Bir başka şiiri de,

Ben güzel günlerin şairiyim
Saadetten alıyorum ilhamımı

diye başlıyordu. Son şiirlerinde bu temayı, “Saadet” kelimesini kullanmadan işliyor. Bu arada kendine göre, bir de gerçeğe ermiş. “Kendime Göre” demiyor da “Kendine Göre” diyorum. Korkuyorum çünkü; olur da yanılırım. Ama ne yalan söyleyeyim, ben de onun gibi düşünüyorum. Melih Cevdet bütün ıstırapların cemiyet hayatından geldiğine inanıyor.

Geçim kaygıları olmasaydı, insanların birbiriyle olan münasebetleri ve bununla birlikte, birtakım cemiyet müesseseleri olmasaydı insanlar ıstırabı tanımazlardı. O müesseselerden biri dildir. Dil, saadeti bilmeyen milyonlarca insana saadet kelimesini öğretmiştir. Bu kelimeyi öğrenen insan, onu bilmeyene nazaran biraz daha bedbaht, biraz daha mustariptir. La Rochefoucauld da buna benzer bir söz söylemiş. “Öyle insanlar vardır ki,” demiş, “aşktan bahsedildiğini duymasalardı âşık olmazlardı.” Bir başka kitapta da şöyle bir şey okumuştum.

“Saadet ya paradadır, yahut da onun parada olduğunu bilmemekte. Saadet parada mıdır değil midir, bir şey diyemem. Ama herhalde saadet onun nerede olduğunu bilmemektedir.”

Melih Cevdet “Rahatı Kaçan Ağaç” adlı şiirinde mesut bir ağaçtan bahsediyor. O ağaç mesuttur; çünkü saadet kelimesini bilmiyor. Sadece, tabiat içinde yaşıyor. Tabiatsa güzeldir, sevilir; tabiat içinde ancak mesut olunur. Halbuki insanlar içinde yaşayan, insanlardan gönül çekmeyi, dert çekmeyi öğrenen insan kolay kolay mesut olamaz. Ağacı, kuşu, karıncayı kıskanır. Melih Cevdet de aynı kıskançlığı duyuyor. “Rahatı Kaçan Ağaç” adlı şiirini şöyle bitirmiş:

Ona bir kitap vereceğim
Rahatını kaçırmak için
Bir öğrenegörsün aşkı
Ağacı o vakit seyredin.

“Tezgâh” adlı şiirinde de dünya halini, dünyaya yaşamak için gelmiş adamın halini, ne olduğunu bilmediği saadeti arayan adamın halini anlatıyor. Bu adamın perişanlığından toprağın haberi yoktur; o, sadece güzeldir. Ama biz, o kadar saadet peşindeyizdir ki onun güzelliğinin farkına varmayız. Melih Cevdet de şöyle diyor:

Şu, saadet yüzünden açmışız aramızı
Bu ağaçtan, bu yıldızdan, bu kuştan

En sonunda da avunmaya çalışıyor. “Saadet, maadet, falan filan bir tarafa, diyor; bizim işimiz başka.” Şiir şöyle bitiyor:

Biz bir kumaş dokuyoruz
Güle ağlaya,
Ne mesuduz, ne bedbahtız
Başka, bambaşka.

Kimi zaman saadetin erişilmez bir şey olduğuna inanmak istiyor. “Ağaçların Yukardaki Yaprakları” adlı şiiri bu duygunun ifadesidir. Şiirin tamamı şu:

Uzanılmaz.
Kuşlara ve güneşe mahsustur.
Hiçbirimizin haberi olmasın
Yukardaki yapraklardan..

Melih Cevdet bazı şiirlerinde de ölümden bahseder. Ama o şiirler de yıllar boyunca saadet peşinde koşmuş, dünyayı sevmiş, hayvanlarla bitkileri kıskanmış bir şairin şiirleri. Onlardan bir tanesini size de sunmak isterim.

ÖLÜ
O şimdi yalnızdır.
Anasız, babasız,
Şapkasız, elbisesiz.
Her şeyi arkada bıraktı.
Ne konuşacak arkadaşı,
Ne okuyacak kitabı var,
Yalnız, Yapayalnız.

“Mezarlık” şiirinde bu hissi daha açık bir halde buluyoruz. Şair, ölümü hayata benzeterek, ölmüş insanın da, sağlar gibi, dünyadan zevk alacağını düşünerek teselli buluyor:

Yalnız, yaşayanlar için midir, diyor mezarlık
Toprak üstündeki her bitki?
Yerin dibine doğru büyüyenler de var
Hep yaşayanlar için mi?
Belki de ağaçlardan yukarıya doğru
Uzayan bir şey vardır mezarlardan
Sonsuz hürriyete benzer bir şey
Öyle sessiz, öyle kocaman.
Bir bu tesellisi kaldı mezarlığın;
Yoksa ölünün hali yaman.

Melih Cevdet’in şiirlerini toplu bir halde görmediniz. Görün, onu daha iyi tanıyacaksınız. Hakkında layık olduğu kadar iyi şeyler düşünmüyorsanız herhalde fikrinizi değiştirirsiniz. Bilhassa “Yalan”, “Senden Utanıyorum”, “Rüya” adlı şiirlerini pek beğeneceksiniz sanıyorum.

Orhan Veli Kanık
Kaynak: Ülkü, 01.11.1946

Yorum yapın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki yazıyı okuyun:
Ahmet Aslan’ın Na-Mükemmel (Im Perfect) Adlı Albümü

Kapat