Hakan Vreskala Klip ve Canlı Performans Kayıtları

hakan-vreskalaOrmanda kekik toplarken şehit olan köylünün
mayınla oynayıp ölen kızı Ceylan
bu nasıl kader ulan…

Kimsiniz siz, nerelerdeydiniz?
Tipik bir İzmirliyim, beyaz, Sünni, Türk bir aile. Baba tarafı Makedonyalı. Bornova Anadolu Lisesi’nde rock grubumuz vardı. Bateristtim. Üniversite, solculuk, halk müziği derken perküsyona kaydım. İTÜ’de jeofizik mühendisliği okudum. Konservatuvara takılırdık. Müzik yaparak ülkeyi gezdik. Politik durumlardan dolayı atıldım. Askerlik bastırdı, İsveç’e gittim. Bir, iki ay sokakta kaldım. 10 yıldır İsveç’teyim. Konservatuvara girdim, binlerce kişi başvuruyor, iki kişi alıyorlar.


Sonraki şarkıya geçmek için >| şarkı seçmek için [>] işaretine basınız.

Sokak müzisyenliğine başladınız…
Darbuka çalıyordum. Ayağımda bir tef, bacağımda bendir, darbuka. Ufak bir kitlem vardı. Sapık gibi çalıyordum. Duramazsın da kar yağıyor, eksi 10… Ritmin üzerine bir şey söylemeye başlıyorum, dans ediyorum… Hâlâ çalıyorum bazen. Turneler oldu, tiyatro, film müziği yapmaya başladım. Konservatuvarı bıraktım, zaman yetmedi. Şivan Perwer’le çalmaya başlamıştım.

Şivan Perwer’le nasıl kesişti yollar?
Telefon geldi, Darth Vadder gibi bir ses, “Merhaba, ben Şivan Perwer.” Allahın belası bir telefon ama sanki içinde baslar var, chorus, her türlü efekt var. “Ritim çalıyormuşsun.” “Evet abi, çalıyorum…” Öyle başladı. Çocuğum olunca ara verdim.

Göçmenlerle müzik yapıyorsunuz…
Yugoslav göçmeni, İranlı, Kürt, Süryani var. Hepsinin ana perküsyonu davul, darbuka, çaldığım şeyler. Süryani düğünlerinden Kürt düğünlerine müzik yapıyorum, ertesi gün krala sufi müziği çalabiliyorum… Her gün kimlik değiştiriyorsun. İki hafta önce Ceylan’a çaldım bir düğünde. Bir gün sonra Oslo’da rock söyledim. Şizofrenik bir durum. Gelmeden, bir Süryani’nin vaftiz töreninde davul zurna çaldık. Oslo’dan dünya müziği festivaline çağırıyorlar. Nasıl anlatacağımı bilmiyorum. En büyük korkum “Ne tarz müzik yapıyorsun?” muhabbeti.

Şarkı yapmaya nasıl başladınız?
Kadınlar çocuk yapınca anne oluyor, erkekler şair oluyor hesabı. Baktım ki şarkı yapabiliyorum. Devlet tiyatrosu için ‘Duvara Karşı’ rock operasının müziklerini yaptım. Şarkıcı oldum o iş bittiğinde! Aslında darbukacıyım. Sesime de tahammül edemiyorum. Gitarları kendim çalmışım, darbukaları, vokalleri… Beni kandırdılar; “Artık kolay, evde stüdyoyu kur.” Oğlanı anaokuluna bırakıyorum, mikrofonu kuruyorum, çalıyorum, oğlanı alıyorum, yatırıyorum. O uyurken elektrogitar çalıyorum. İsveç’te süper gurbetçi bir kulübümüz; ‘Klubb East’n’bul’. ‘Domdom kurşunu değdi’yi çalıyoruz. Oryantal punk grubuyuz.

Kurdî Nizanım’ın öyküsü nedir?
Benim için bir terapi gibi bir şey.

Kürtçe bilmiyorsunuz değil mi?
Gördüğün kadar. Ez di çime, yek, du, se… Kürt bir kız arkadaşım vardı. Şirinlik yapacaksam ‘xezala min, delala min’… Haberleri okuyarak kafayı yiyorum. Bu kadar katliam, köylerin boşaltılması, işkence, linç propagandaları… Başka ülkeye uygulasan katliamlar, iç savaşlar çıkar. Türkler, Kürtler iyi dayandı. 70’lerin sonunda doğdum, son solcu kuşağız. Evrensel anlamda solculuk kaldığına inanmıyorum. Sırrı Süreyya gibi  insanlar kaldı, tek tük. Gelen kuşak biraz daha nefret kuşağı, Türkler de Kürtler de. Bu beni korkutuyor. Amacım bir nüans yakalamak. Direkt politik parçalarım da var ama bu nüansa yönelik bir şey. Eyleme niye giderim, benim gibi düşünen insanlar olduğunu bilmek için. Parça yapmanın tek sebebi buydu; kendi üzerimden çıkıp bu nefret dalgasını kırabilmek. Bunu yapacak materyalim vardı; çift dilli bir aşk. Ben İzmirliyim, o Silvanlı. O Sezen Aksu hayranı, ben Şivan Perwer’le çalıştım yıllarca.

Stand-up’da neler anlatıyorsunuz?
O da terapi gibi. İsveç’te de kafayı yedirten şeyler oluyor. Bir sürü yönün varken, birine indirgenmen çok itici. Göçmensen, göçmen işleri yapacaksın mesela. Bunun üzerine ağzıma geleni söylüyorum. Düğünlerden de bahsediyorum. “Düğünümüz var” diyor adam. Başlıyorum polis gibi; “Kürt müsün, Türk müsün, Süryani misin, Arap mısın? Arapsın ama nerenin Arap’ı? Sünni mi, Süryani mi? Mardin Süryani’si misin, Lübnan Süryanisi’mi? Ya da nerenin Kürt’üsün?” Bilmem lazım! Ona göre zurnacı, sazcı bulacağım. Irak Kürdüysen kemancı bulacağım. Süryaniysen trompetçi… Anladın mı? Güldün değil mi? Onlar da gülüyorlar böyle. [Radikal]

Dagılın Lan!
“Her yanda faşizm her yerde zorba”

Cinnet ulan cinnet geçiriyorum
Her yanda faşizm her yerde zorba
Afakan gibi birbiri ardına

Savulun ulan nefes alalım
Dostlar yetişin yoldaşlar nerdesiniz
Taşlar sopalar darbukalar omza

Ormanda kekik toplarken şehit olan
Köylünün mayınla oynayıp ölen kızı Ceylan
Bu nasıl kader ulan

Diaspora parasi yiyor diye bok attığı
Hrant’ın pabucundaki delik kadar utanması olamayan puştlar

Nikahına aldığı karısını kesip
İçip içip ekmek kuyruğuna saldıran
Saçı uzunun suratına faça atan

Solcunun ulusalcısı
Sendikanın sarisi
Sermayenin yeşili
Türk’ün beyazı
Aşiretin reisinin

Tüsiad Müsiad gülenci cemaat
Sendika ağası
Birlikçi örgenci temsilcisi dallama

Çankaya Silivri Kandil Penslyvannia
Cevabı kendinde ara
Kavga sokakta Sivas’ı unutma

Rakının yenisi aç bir büyük içelim
Chp’nin yenisi güldürmeyin lan bizi
Ya kendiniz dağılın ya biz dağıtalım

Kimin kiminle nasıl s*kiştiğine
Kafa bozan iman tekeli homofobi
Ugraştırma atomuna ayrıl

Mersin’e nükleer
Denizin karasına HES yapmaya kalkan cani
Adaletin de kalkınman da batsın

Kendi kürdünü kendi yargısını
Kendi kapıkulu polisini, basınını yaratan komplexli sultan

Yandaş basın yavşak basın
Yandaş kalem kalleş kalem
Ak götü kara götü görmek istemeyen

Bir gemim bile yok ne babam bakan
Ne de anamın başı kapalı napsak
Kriz teğet geçmedi götümüze girdi

Bir kardeşim mayınlara bastı,
bir diğeri Tuzla’da ayağı kaydı
Ablam kot tan silikoz kapti

Asmalı’mız vardi mescitti
Ama senin gittiklerine hiç benzemedi
Bırak beni halime
Tıksırana kadar içeyim

Hakan Vreskala

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Mevlana’dan Şems-i Tebrizi’ye Mektup: Ölü şiirlerle yatıyor ve üşüyorum…

Ey Şems, sen kalbi bir gözyaşı kadar temiz ve bir çocuk bakışı kadar aydınlık bir insansın. Çöldeki çakallar su içmiş....

Kapat