Emekli Albay Arif Doğan: Hizbulllah’ı ve JİTEM’i ben kurdum

Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı’na verdiği ifadede JİTEM’in kurucusu olduğunu söyleyerek, dikkatleri üzerine çeken emekli Albay Arif Doğan, tutuksuz yargılandığı ikinci Ergenekon davasında ilk kez hâkim karşısına çıktı. . “JİTEM’i ben kurdurttum’ iddiasını mahkemede de tekrarlayan Doğan, “Hizbulkontrayı da ben kurdum” dedi.
JİTEM’in kadrolu bir kuruluş olmadığını ve geçici bir süre için denenmek amacıyla kurulmuş operatif bir birim olduğunu öne süren Doğan, JİTEM itirafçısı Abdülkadir Aygan’ı öldürttüğünü, medyada demeçleri yer alan kişinin Aygan olmadığını ileri sürdü.

“Alevi-Sünni kavgası için terörist yetiştirdim”

Yaklaşık 3 ay önce İnternet ortamına düşen ses kaydında, ”JİTEM’i ben kurdum” diyen ve Doğan olduğu iddia edilen kişi, aynı zamanda, ”Alevi-Sünni kavgası için Alevilere saldıracak sakallı bir ekip kurdum. 7 bin ruhsatsız silah dağıtıp terörist yetiştirdim. 10 bin silahlı adamla suç örgütlerini yönettim” ifadelerini kullanmıştı. Ses kaydında ayrıca, ”Eşref Paşa’nın ölümü, Cem Ersever yaptı diyorlar. Eşref’i öyle böyle yapmış! Hayır. Cem Ersever’in arkasına ben destek vermesem… adam mı öldürebilir? Söyleme ya, bırak şunu ya. Ahmet Cem Ersever’iymiş, Mustafa Deniz’iymiş, Mahsune’siymiş, bunlar çakal ya” sözleri yer aldığı ses kaydının kendisine ait olduğunu kabul etmişti.

“Hizbulkontrayı ben kurdum”

Duruşmaya ambulansla götürülen emekli albay Arif Doğan çarpıcı iddialar ortaya attı. Doğan, “Hizbulkontrayı ben kurdum. Operasyonda öldürülen Hüseyin Velioğlu’nun ilk kurduğu teşkilatı ben kurdurttum” dedi.

JİTEM’e ilişkin de konuşan Doğan, “JİTEM benim Veli Küçük paşama devrettiğim Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığıdır. JİTEM benimle vardır” dedi.

Jitem’in kadrolu bir kuruluş olmadığını söyleyen Arif Doğan, “JİTEM olmasaydı bugün 80 bin asker ölmüş olurdu” diye konuştu.

“JİTEM benimle vardır”

Suçlandığı gibi hiç kimsenin ölüm emrini vermediğini öne süren Doğan, “JİTEM benimle vardır. Diyeceksiniz ki, ‘Arif Doğan, devletin içerisinde devlet misin sen?’ Ben akıllı bir askerim. Silah ve uyuşturucu ticaretiyle suçlandım. Oysa Yalova’da 1,5 ton eroini ben ihbarsız olarak aldım. Bir ihbarcı soksaydım olaya 10 trilyon alırdım. Ben aptal değilim. Mahkeme kararı ile aldığım 1,5 kiloluk uyuşturucuyu yem olarak kullandığım da olurdu. 20 yıl öncesinden kalan 600 gramlık uyuşturucu ile beni uyuşturucu trafiğine soktular. 3 tane silahım var. Yıllık mermi istihkakım 150’dir. Bunu 10 yıla vursanız ortaya çıkacak mermi sayısını görürsünüz. Kozmik yetkileri olan bir subaydım. Harp bilgileri dahi ben de mevcuttu. Bu evrakların bir kısmı ben de çıkmıştır. Şimdi devlet beni vatan hainliği ile mi suçluyor?” diye konuştu.

Doğan, bu konudaki sözlerine şu cümlelerle devam etti: “Ben JİTEM’in ne olduğunu, faili meçhuller konusunu, hiç kimsenin bilmediklerini anlatırdım. Siz üç sayfada bana silahların nerede gömülü olduklarıyla ilgili sorular sorarsanız, ben size bunları anlatamam. JİTEM’i sormuşsunuz, Genelkurmay ve Jandarma inkâr ediyor. Ben büyüğüme asla saygısızlık yapmam. Ben aşiret kültürü aldım. Avşar Bey aşiretinden geliyorum.”

Doğan, JİTEM’in kadrolu bir kuruluş olmadığını da ileri sürdü. JİTEM için, “Geçici bir süre için deneme amacıyla kurulan operatif bir birimdir. Yani operasyon artı istihbarat anlamına gelir” diyen Doğan, inanılması zor bir iddia da ortaya attı. JİTEM istihbaratçısı Abdulkadir Aygan’ı kendisinin öldürttüğünü açıklayan Doğan, “Evet Abdülkadir Aygan’ı ben öldürttüm. Bu adamı PKK doğurdu. Askeri de sivil vatandaşı da suçluyor. Kim bu adam ya? İsviçre’de ailesiyle yaşıyormuş. Yalan söylüyor, inanmazsanız getirin DNA testi yapın. Bu kişi Aygan değildir” iddiasında bulundu.

“Ermeni masasında da yer aldım”

Savunma sonrasında çapraz sorguya alınan Albay Arif Doğan’ın, Abdullah Çatlı ile birlikte çalıştığını söyledi. ‘’Sadece JİTEM’de değil, Ermeni masasındaki mücadele içinde de yer aldım’’ dedim.

Arif Doğan, Susurluk kazasında hayatını kaybeden Kocadağ’ın, beraberinde bulunan Sedat Edip Bucak, Abdullah Çatlı ve Gonca Us ile birlikte Mehmet Ağar ile görüşmek üzere İzmir’e gittiklerini belirtti. Sanık Doğan, Kocadağ’ın İzmir İl Emniyet Müdürü olmak istediğini ve kumarhanelerin İzmir’de topluca tekrar açılması konusunda Ağar ile konuşmayı planladıklarını ancak kızının ağır hasta olması nedeniyle görüşemediklerini, dönüş yolunda da kazanın meydana geldiğini savundu.

Doğan, Savcı Zekeriya Öz’e verdiği ifadede itirafçılarla ilgili söylediği bölümlere ilişkin olarak İbrahim Babat, Hüseyin Tilki ve Ali Ozansoy’un itirafçı olduklarını, bunların çok özel kişiler olduğunu ve TSK’ya PKK’nin ne olduğunu öğrettiklerini anlattı.

Hanefi Avcı’nın bu kişileri İstanbul’a getirdiğini ve varlıklı birinin yanında maaşlı olarak işe soktuğunu kaydeden Doğan, ‘’Bu konuda bana ne düşündüğüm soruldu. Ben de ‘Bunlar, defter, kitap, leblebi, nohut satacak değiller ya’ dedim. Bunlara maaş da veriliyormuş. Hatta bu kişiler dahil birçok itirafçıyı öldürdüğüm iddiasıyla suçlandım. Bu kişiler akıllıca kullanılmadılar. Maalesef ben de burada karşınızdayım’’ dedi.

Savcı Mehmet Ali Pekgüzel’in, ‘’Ergenekon yapılanmasını soruşturma açıldıktan sonra basından duyduğunuzu söylediniz. Soruşturma öncesinde bu yapılanma ile alakalı haberler çıktı. Kitaplar yazıldı. Belgeseller çekildi. Bunlardan hiç mi haberdar olmadınız?’’ şeklindeki sorusuna Doğan, ‘Ben Veli Küçük ile aynı birimde çalışmadım. Doğru ikimiz de jandarmada görev yaptık. Lakin o general olmuştur, Ben olamamışımdır, yada başka türlü olmuşumdur. Veli Paşanın hazırladığı belgeden benim hiç haberim olmadı. Kendisiyle siyasi irade içerisinde bir tek kelime konuşmadım. Böyle bir konuşmamı çıkarırsanız her türlü cezaya razıyım’’ diye konuştu.

“Çatlı İle  Aynı Yolun Yolcusuyuz”

‘’3 Kasım 1996 tarihinde Susurluk kazası oldu. Kazanın ardından Ümit Oğuztan Meclise, Ergenekon yapılanmasını anlatan bir mektup gönderdi. Ondan da mı haberiniz yok?’’ sorusuna ise Doğan, ‘’Susurluk kazası ile ilgili bildiklerimi anlatacağım. Susurluk kazasından bir gün önce Hüseyin Kocadağ, Sedat Bucak ve Abdullah Çatlı yanlarındaki bir kız ile birlikte Yalova Termal’deydiler’’ dedi. Bunun üzerine savcı Pekgüzel, ‘’Nereden tanışıyorsunuz?’’ diye sordu. Doğan ise ‘’Aynı yolun yolcusuyuz. Ermeni terörüyle ilgiliydi. Sadece JİTEM’de değil, Ermeni masasındaki mücadele içinde de yer aldım. Bu mücadele içinde Çatlı ve Kocadağ da vardı. Ateşle barut misaliydiler. Birisi Alevi diğeri Sünni. Biri komünist idi diğeri faşist. Biri solcu diğeri sağcıydı’’ dedi.

O zaman İçişleri Bakanı’nın Mehmet Ağar olduğunu hatırlatan Doğan şöyle dedi: ‘’Kızı ağır hastaymış ve ikisi de İzmir Efes Otel’delermiş. Kumarhaneler kapatılıyordu. Kocadağ bana İzmir’e gideceklerini ve İzmir İl Emniyet Müdürü olmak istediğini, ayrıca İzmir’de kumarhanelerin toplu olarak açılması hususunu konuşmaya gittiklerini, benim de destek vermemi istedi. Ben de kumarhanelerle işim olmaz diye söyledim. Sonra beni Abdullah Çatlı aynı konuyla ilgili beni aradı. ‘Sakın ha’ diye uyardım…’’

Doğan kaza geçiren dört kişinin Mehmet Ağar ile konuşmaya gittiklerini ancak Ağar’ın kızının hastalığının ağırlaşması nedeniyle görüşemediklerini ve dönüş yolunda kazanın meydana geldiğini anlattı.

Savcı Pekgüzel’in, ‘’O dönem Abdullah Çatlı aranan bir şahıstı. Siz de asayişten sorumlu bir komutansınız. Çatlı ile ilişkinizden bahsediyorsunuz’ sorusuna Doğan, ‘Ben onu Mehmet Özbay diye tanıyordum. Aranan bir kişinin benim bölgemde barınması imkansızdı. Ben aptal biri miyim? Hatta Çatlı ile birlikte Ermeni terörü konusunda birlikte çalıştık. Çalışırken de onu Mehmet Özbay olarak tanıyordum. Çatlı’ya yardım ve yataklık yapmaktan da yargılandım ama beraat ettim’’ diye yanıt verdi.

Susurluk kazası olduğu sırada arkadan gelen başka bir araç olduğunu söyleyen Doğan’ın, ‘’Aracın JİTEM’e ait olduğunu söylüyorlar. Ben öyle duymadım. Sonra açıklarım’’ demesi üzerine Savcı Pekgüzel, ‘’Bundan daha iyi fırsat olmaz. Mahkemede açıklayabilirsiniz’’ dedi. Doğan ise, ‘’Ben kişiye indirgeyeceğim. Herkesin bir izzeti nefsi var. Adamı neden doğrudan doğruya suçlayayım. Ben aptal mıyım?’’ diye konuştu.

‘Us Bir Bakanın Kızıydı’

Doğan, Susurluk kazasında ölen Gonca Us için ise, ‘’O eskiden milletvekilliği ve bakanlık yapmış birinin kızıdır. Ne Çatlı’nın dostu ne başka birinin postudur’’ diye konuştu. Pekgüzel’in ‘’TİT’i duydunuz mu’ sorusu üzerine Doğan ‘TİT’ten bir kişiyi tanırım. O da Yeşil’dir. Benim emrimde de çalıştı. Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı’nda çalıştı’’ yanıtını verdi.

JİTEM’e nasıl eleman seçildiğine ilişkin soruya ise Doğan, ‘’Elinde yüzünde tanınacak şekilde bir işaret olmayacak. Gözlüklü olmayacak. 30 yaşını geçmeyen kişilerden seçildi. Bana bağlıdırlar. Halef selef seçimi için benden haber bekliyorlar’’ dedi. Pekgüzel’in JİTEM’in devletin hangi biriminden emir aldığı sorusuna ise Doğan, “Hangi devletten bahsediyorsun sen T.C ‘de 30 yıldır devlet yok. 30 yıldır g….lar devleti var. Suçsa suç. Söylüyorum’’ diye yanıt verdi.

Savcı Pekgüzel’in, Arif Doğan’ın, ‘’Emrimde 10 bin kişi var’’ sözlerini hatırlatarak ‘Bunların silahları yok muydu?’ diye sorması üzerine Doğan, ‘’Bunların bildiği tek silah Kanas’tır’’ dedi. Savcı Pekgüzel’in ‘’Silahları nereden buluyordunuz?’’ sorusuna da Doğan, ‘’Savcılığın emanet deposu yok mu? Oradan resmi kanallarla alırız’’ diye yanıt verdi. Savcı Pekgüzel ‘’Savcılık emanetinde silah beklemez. İlgili birimlere gider’’ demesi üzerine Doğan ‘’Bizde o zaman bekleyenleri alırız’’ dedi. Başkan Köksal Şengün sanık Doğan’a ‘’10 yıl önceki olayı mı yoksa şimdi ki olayı mı anlatıyorsun. Ben anlamadım’’ diye soru yöneltince Doğan ‘’Aklımdan zorum yok. Rutin bir hizmetten bahsediyorum. Bugünkü işleyiş hakkında bilgi veriyorum’’ dedi.

“Ergenekon’la Jitem’in Bir İlgisi Yok”

Savcı Pekgüzel’in ‘’Ergenekon’un başındaki adam kim?’’ şeklindeki sorusuna ‘’Ergenekon ile JİTEM’in bir ilgisi yok. JİTEM metropol’de değil dağlarda görev alır. O nedenle Ergenekon ile neden irtibata geçsin. JİTEM çağırılınca PKK’ya topluca operasyon yapan bir kuruluştur’’ dedi.

Arif Doğan Kimdir?

1945’te Hatay Kırıkhan’da doğan Arif Doğan, 1971’de Trabzon İstihbarat Amirliği’ne tayin oldu, 1983’te Jandarma Genel Komutanlığı’nda görevliyken İstihbarat Grup Komutanlığı’nı kurdu ve 7 yıl başkanlık etti. 1998 yılında DYP’den milletvekili adayı oldu, ancak kazanamadı. Doğan’ın adı 1995’te Gümüşsuyu Askeri Hastanesi’nde ortaya çıkarılan sahte rapor skandalında da geçmişti.

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Ayrıcalık arzusu ve müstahkem mevkiler | Yeni Sinsiyet’in Seçkinlik Arayışı – Zafer Yalçınpınar

Seçkinlik, saygınlık ve bu ikisi doğrultusunda oluşan statüko arayışı, Yeni Sinsiyet Tipolojisi’nin[1] kendini, arzularını ve hilebaz stratejilerini sisleyemediği, bu yönde...

Kapat