Yaşar Kemal: Halkın tek günahı bilgisizliği ve aldatılmışlığıdır

Bizim işimiz halka inanmak. İki büyük güç vardır: Doğa ve halk. Bütün değerleri yaratan halktır. Emekten yana olanlar halka sonsuz bir inançla bağlanırlar. Emeğe düşman olanlar ona ne inanırlar, ne de ona bağlanırlar.

Biz halka inanıyoruz. Biz gerçek, kısıtlanmamış, yalnız emekçi düşmanlarının borusu ötmeyen, emekçilerin de söz sahibi olduğu bir demokrasiye güveniyoruz. Böyle bir demokrasiyi candan istiyoruz. Bizim savaşımız önce demokratik bir düzenin kurulmasıdır. Emek düşmanları hiçbir türlü böyle bir demokrasinin gerçekleşmesini istemiyorlar. Biz niçin istiyoruz da böyle bir düzeni onlar istemiyorlar? Çünkü biz halka uzanıp, gerçekleri halka ilettiğimiz zaman, halkın bizimle olacağına inanırız. Halk ne sağır, ne de kördür. Ne de aptaldır… Halkın tek günahı bilgisizliği ve aldatılmışlığıdır. Yoksa halk kendi çıkarı dururken, çoluğunun çocuğunun ekmeği dururken, çoluğunun çocuğunun ilerisi dururken, kölelikten, esirlikten, açlıktan, yokluktan, cehaletten, hastalıktan kurtulmanın mümkünü varken, niçin gitsin de aç kalsın, gitsin de niçin kul köle olsun? Bu halk deli mi, bu halk kör mü? Biz gerçekleri halka duyurabildiğimiz gün halk emek düşmanlarını, sömürücüleri sırtından söküp atacaktır. Gericileri, kefen soyucularını sırtından söküp atacaktır. Halk bilse ki, anayasamızda, “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir devlettir,” sözü var. Ve bunun da anlamını iyice kavrasa, ortada hiçbir mesele kalmaz. Bizler, emekten yana olanlar, bizler halk adamları inanırız ki bir gün derdimizi halkımıza anlatabiliriz. Bunun için isteriz ki gerçek bir demokrasi olsun. Emek düşmanları, demokrasi ve özgürlüğün düşmanlarıdır. Onlar kendilerinden başka hiç kimsenin özgürlüğünü istemezler. Özgürlük onların yalanlarının yıkılışı, yatsılık mumların sönüşü demektir. İşte bundan dolayı, biz, yani emekçiler özgürlük savaşı yaparız önce, haklar arkadan gelir demiyorum. Elbette özgürlük bir bütündür. Emek düşmanlarının ilk ve en korktukları şey özgürlüktür. Ama emekçiler özgürlüklerini almasını bilmişler, haklarını almasını bilmişler, keneleri sırtlarından söküp atmasını bilmişlerdir.

Halk gerçekle, kendi çıkarıyla, kendi emeğiyle birliktir. Bizim tek güvencemiz de budur.

Çağımızda bir yurdun ilerlemesi, o yurdun halkının sömürücülerin elinden kurtulmasıyla mümkündür. Bundan gerisi lafü güzaftır, yalandır. Halkı birkaç kişi tarafından sömürülen bir millet hiçbir zaman ilerleyemez. Taş çatlasa ilerleyemez.

Demek ki bu yurdu ilerletmek, mutlu bir yola getirmek için ilk yapılacak iş o yurdun halkını sömürücülerin elinden kurtarmak olmalıdır.

Ben bu yurdun aydınlarına da güveniyorum. Halkı kadar aydınlarına da. Ben bu yurdun aydınlarını çok yerdim. Onları korkak, onları bencil buldum. Onları, vicdanlarını en hafifinden bir evladü ıyale satmış buldum. Bizim yurdumuzun aydınlarının da tek kusuru meseleyi bilmemesidir. Kurtuluşun yolunu seçemeyip bocalamasıdır.

Çanakkalede Türkiye halkıyla yan yana binlerce aydın emperyalistlere karşı dövüştü ve canını verdi. Onlar, canlarını ne için verdiklerini biliyorlardı. Kurtuluş Savaşımızda da öyle oldu. Binlerce aydın halkımızla birlik, bizi sömürmeye, aşağılatmaya gelen düşmana karşı dövüştü ve yurdunun ve halkının özgürlüğü ve ekmeği için canını verdi.

Bizim aydınlarımız şimdi iyice inansa ki, halkı sömürücülerden kurtarmaktan başka ilerlemek, yükselmek, insan olmak, çağdaş olmak için başka, hiç başka çaremiz yok, her şeyini bir yana bırakıp, evladü ıyali, korkuyu, bencilliği, her engeli bir yana bırakıp halkı kurtarmak savaşına atılır. Şimdilik, bana öyle geliyor ki, bizim aydınımızın tek kusuru bocalamasıdır.

Biz bugün halk olarak, aydın olarak yolu bulma durumundayız. Bu günlerdeki el yordamıyla yürümemiz uzun sürmeyecek. Zamanın ve yurdumuzun el yordamıyla uzun zaman yürümeye tahammülü yok. Biz Türkiye aydını ve halkı olarak yurdumuzu çok severiz ve eski bir milletiz.

Mustafa Kemal, İzmire girdiği gün Kurtuluş Savaşımızın asıl bundan sonra başladığını söylemişti. Onun dediği olmadı. İzmir düştükten sonra başlayan Kurtuluş Savaşımız yarım kaldı. Neden kurtuluş? Ekonomik kurtuluş, bağımsızlık. Kültür bağımsızlığı, kendine, kendi gerçek kültürüne dönüş. Cehaletten, taklitten, açlıktan, yoksulluktan kurtuluş. Yirminci yüzyılda, birinci yüzyılı yaşamaktan kurtuluş… Dünya milletlerinden bin yıl geride değil, onlarla baş başa bir uygarlıkta…

Savaş güçlü, zor… Ama, bir de kolaylığı var: Dava haklı ve kör kör parmağım gözüne gibi ayan beyan…

1.7.1964
Yaşar Kemal
Ağacın Çürüğü [Halka İnanmak]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir