İncelmiş Bir Ulusalcılıkla İşçilerin Yozlaştırılması – Vladimir İlyiç Lenin

“Eğitim işlerini tek bir devletin içinde uluslara göre bölmeyi”, “kültürde ulusal özerkliği”, “eğitim işlerini devletin elinden almayı” derslerin yerli dilde okutulmasıyla karıştırmak dangalakça bir bilinçsizliktir.
Dünyanın hiçbir yerinde marksistler (hatta demokratlar) derslerin yerel dilde okutulmasına karşı çıkmış değillerdir. Dünyanın hiç bir yerinde marksistler, “kültürde ulusal özerklik” programını benimsememişlerdir. Bu programın önerildiği tek ülke Avusturya’dır.
Bayan V. O.’nun Finlandiya’yı örnek, vermesi, aslında [sayfa 161] onun kanıtını çürütür. Çünkü o ülkede (bizim duraksamaksızın ve herkesten daha tutarlı biçimde kabul ettiğimiz) ulusal-toplulukların ve dillerin eşitliği tanınmış ve gerçekleştirilmiştir. Ama orada, eğitim işlerini devletin elinden çekip almak, eğitim işleriyle uğraşmak üzere ayrı ulusal kuruluşlar yaratmak, devletin okul sistemini ulusal engellerle bölmek falan sözkonusu değildir. [s. 162]

Devamı…İncelmiş Bir Ulusalcılıkla İşçilerin Yozlaştırılması – Vladimir İlyiç Lenin

Yurtseverlik – Doğan Göçmen | Enternasyonalizmi yeniden keşfetmek mi gerekiyor?

İşçi sınıfının değişik ulus-devlet sınırları içinde yaşamasına ve burjuvaziye karşı savaşını öncelikle yaşadığı ulusal-devlet sınırları içinde yürütmek zorunda olmasına bakarak, enternasyonalizmin önüne ulusal çitler dikilemez.
Yurtseverlik anlayışı dünyanın dört biryanında sosyalizm mücadelesinin gelişimine ayak bağı oluyor. Konu, Türkiye’de sol ve Marksist çevrelerde birkaç yıldır tartışılıyor. Bu kavrayış biçiminin temel alınması gerektiğini ileri sürenler de var. Konuya açıklık getirmek, dünya işçi ve emekçilerinin kurtuluş mücadelesinin önünde duran en önemli görevlerden birisidir.

Devamı…Yurtseverlik – Doğan Göçmen | Enternasyonalizmi yeniden keşfetmek mi gerekiyor?

Orhan Kemal kendini anlatıyor; Nasıl ve Niçin Yazıyorum?

Gerçekten de, okurlar meraklıdırlar. Haksız da sayılmazlar. Ben, masa başından çok, fazlaca gezer dolaşırım. Yani iş, masa başına geçip yazmaya kaldığı zaman, mesele çoktan hallolmuştur. Gezer dolaşırım. Gezip dolaşırken kafam boyuna çalışır. Ya, yıllarca önce beni şiddetle ilgilendirmiş bir konuyu düşünmekteyimdir, ya da hemen o gün kafama bir şey takılmıştır. Ama daha çok, yıllarca önce kafama takılan, beni zaman zaman şu ya da bu vesileyle kendisi üzerinde düşündüren bir konudur da, nasıl yazsam diye, biçimi üzerinde dururum. Öyle ya, öz belirgin. Biçim? Çünkü daha önce çeşitli biçimlerde bir şeyler yazmışsınızdır. Daha önce yazdıklarınızda kullandığınız biçimlerden ayrı, başka, çok başka olmalıdır. İşte gezip dolaşırken beni düşündüren noktalar bunlardır:

Devamı…Orhan Kemal kendini anlatıyor; Nasıl ve Niçin Yazıyorum?