Tezer Özlü: Tüm kentler, ülkeler, günler, geceler, her gökyüzü de yabancı kaldı bana

Tezer ÖzlüO bana anlayışla bakarken ben onun (annemin) dünyasına ne kadar yabancı olduğunu düşündüm. (…)
Yaşamımın annemin ve babamın yaşamıyla bir ilintisi olmadığını düşünüyorum. Bir ana ve babadan olma değilim. Bir yaban otu gibi Anadolu yaylasında bittim. Doğumum bile bir kökünden kopma idi. Köklerimi hiç aramadım. İçerisinde severek yaşayabileceğim arka dünyalardan kopma köklerim olabilirdi. Annem ve babam gibi, tüm kentler, ülkeler, günler, geceler, her gökyüzü de yabancı kaldı bana. İnsanlara daha fazla yaklaştıkça bu saydıklarımdan daha fazla uzaklaşıyorum.

Devamı…Tezer Özlü: Tüm kentler, ülkeler, günler, geceler, her gökyüzü de yabancı kaldı bana

Tezer Özlü: İşte çağdaş dünyanın, ileri sanayiinin çalışan yabancılara verdiği mutluluk!

Tezer ÖzlüEn sevdiğim görüntü Antalya’da Torosların denize dikey indiği görüntüdür. Dağların dibinde Akdeniz masmavi pus içinde sonsuza açılırken, Torosların dik, güçlü tepeleri zaman zaman pus, zaman zaman havanın berraklığı içinde gökyüzüne yükselir.
Duisburg’un işçi, özellikle Türk işçilerinin oturduğu mahallelerin üzerimde bıraktığı izlenimi anlatmaya neden Torosların görüntüsüyle başladım? Bunlar birbirlerine o kadar ayrı dünyalar ki… Ama biri güzelliği ile çarpıyor, biri korkunçluğu ile. Yağmurlu gri bir hava. Gökyüzünün terkedilmişliği içinde siyah taş bloklar. Hiçbir yerde bu denli büyük siyah taş blokların ev diye dizildiğini görmedim.

Devamı…Tezer Özlü: İşte çağdaş dünyanın, ileri sanayiinin çalışan yabancılara verdiği mutluluk!

“Ben, kendimi parçalarımla birlikte bir ocağın içinde yeniden buldum” Sonsöz Gibi -Tezer Özlü

Tezer ÖzlüBen bendim. Zaman yaşanmış zamandı. Birkaç yaşanmış gün de eklenmişti bu zamana. Kemerle bağlanmıştım. Acılarım vardı, kendi kendimi kemere bağlı olarak iyileştirmek zorundaydım. Yanıma yaklaşan herkesi düşmanım olarak görüyordum. Onlar dünyaya bunca yıldır acılar veren faşistlerdi. En büyük korkum faşistlerdendi. Benim, faşist olarak gördüklerimin faşist olmadığını görmeyi öğrendim. Bu deney birşey getirdi mi bana? Hayır. Yıllardır faşistlerin zulmü altında yaşayan milyonlarca insan var. Yüzleri, elleri, gövdeleri başka.

Devamı…“Ben, kendimi parçalarımla birlikte bir ocağın içinde yeniden buldum” Sonsöz Gibi -Tezer Özlü

Tezer Özlü: Kendimi ayrılışların acılarına çoktan alıştırdım…

Tezer ÖzlüYazı yazmak isteğinin dış dünyaya karşı bir tür savunma olduğunu daha bir algılıyorum. Yaşamın kendisinin yazı yazmaktan çok daha gerçek, çok daha derin olduğunu da biliyorum. Sözcüklerle yaşamın derinliğini vermeye hiç olanak yok Çünkü sözcüklerde rüzgârlar ne kadar esebilir? Sözcüklerden nasıl bir güneş doğabilir? Sözcükler açık bir pencere önüne büyük yağmur taneleri olarak yağıp, bir insanı derin uykusundan uyandırıp mutlu kılabilir mi? Sözcüklerde yağmur ıslaklığı var mı? Sözcükler insanın yanında yatan diğer bir insanın yürek çarpışlarını duyurabilir mi?

Devamı…Tezer Özlü: Kendimi ayrılışların acılarına çoktan alıştırdım…

Çağrı: “Ellerinizi uzatın bana. Soluk yüzlerinizi güneşlerle yıkayacağım…” – Tezer Özlü

KalanlarBU ODADA neden bulunuyorum? Kırmızı, siyah çizgilerin iç içe girdiği örtüye bakıyorum. Tahtadan yapılmış masa. Şimdi gelecekler. Beni götürecekler. Bilemiyorum. Kırmızı kanlara bulanmış bir örtü buldum. Sakladım onu. Kapı çalacak mı? Bana sorular yöneltecekler mi? İnsanın biri. Neden bakıyor bana? Yaklaşıyor. – Sizin – dedi. Titriyorum. Ona anlatacak hiçbir şey yok. Günler koptu. Artık geceleri bir ölüm akıyor sokaklara. Kentin evlerinin aralıklarına doluyor. Boğuluyoruz.
Şimdi cam kenarında oturuyorum. Gene titriyorum. Bir kadın çocuk arabasını sürüyor. Yok oluyor. Mutlu çocukluğum.

Devamı…Çağrı: “Ellerinizi uzatın bana. Soluk yüzlerinizi güneşlerle yıkayacağım…” – Tezer Özlü

Tezer Özlü: “Nereye baktıklarını, ne gördüklerini bilmiyorlar”

Tezer Özlü“Bir süre sonra kent yaşamı başlayacak. Tüm iş yerleri çalışacak insanlarla dolacak. Sürekli çalışan fabrikalarda işçiler vardiya değiştirecek. İstasyonlarda trenler duracak. Trenler kalkacak. Gökyüzünde uçan uçaklar dünyanın belirli havalimanlarına doğru göklerde yol alacak. Gemilere, arabalar eşyalar yüklenecek. İstasyonlara yorgun yolcular inecek. Uykusuz gece geçirenler yorgun kalkacak. Uzun uyuyanlar da yorgun kalkacak. Kimi mutlu, kimi acılı, kimi sevgi ile geçirdiği gecenin aşkı ile uyanacak.Kimi öfke ile. Kimi kendine güne nasıl başlayacağını soracak. Kimi bir intiharı düşünecek. Kimi özlem duyduğu bir kenti. Özlem duyduğu bir insanı. Kimi bugün beklenmedik bir ölümle ölecek. Kimi yalnız dağlar ve tarlalarla tanıdığı dünyasına bakacak.

Devamı…Tezer Özlü: “Nereye baktıklarını, ne gördüklerini bilmiyorlar”

Bir Ruh Çözümsel Okuma: Tezer Özlü’nün İçsel Dünyasına Öyküleriyle Yaklaşım – Ayla Gökmen*

Tezer Özlü“Öldüğünü anlamıştım.
Ben de öldüm. Babam da. Hepimiz.”

Yaşam ve ölüm; birbirine karşıt bu iki izlek, öykücü Tezer Özlü’nün yapıtlarında birbirini sürekli bütünleyerek kendini gösterir. Bu incelemede, yazarın yaşam ve yapıtlarında “ölüm saplantısının kaynağına inebilmek için Charles Mauron’un ruhçözümleyim yöntemini benimseyerek, yazarın 1964-1968 dönemini içeren öykülerinden Dönüş ve Gizli Bahçe başlıklı iki öyküsü çakıştırılarak ele alınmıştır. Amaç; öncelikle yazarın bilinçaltı kişiliğinin patolojik öğelerin hangi aşamasında bu iki metnin bilincini oluşturduğunu yaşam ve ölüm izleklerinin nerede ve nasıl özdeşleştiğini belirlemek ve yazarın bilinçaltı kişiliğinin söylenine inmek. Ayrıca, Freud ve Beck’in “yüceltme mekanizması” adını verdikleri yol ile yazarın yaşamında beliren ruhsal çatışma durumundan “yazın” yoluyla kurtuluşunu nasıl gerçekleştirdiğini ortaya çıkarmaktadır.

Devamı…Bir Ruh Çözümsel Okuma: Tezer Özlü’nün İçsel Dünyasına Öyküleriyle Yaklaşım – Ayla Gökmen*

Tezer Özlü: Onlar “başkaldırmayı” savunurken, düzenin akışındaki yerlerini korumaya çalışıyorlar

Tezer Özlü“Ve bana ölümsüzlerin sonsuz acıları kaldı.”

“Düzen ve güven kadar ürkütücü bir şey yoktur. Hiçbir şey, hiçbir korku… aklını en acı olana, en derine, en sonsuza atmışsan korkma. Ne sessizlikten, ne dolunaydan, ne ölümlülükten, ne ölümsüzlükten, ne seslerden, ne gün doğuşundan, ne gün batışından. Sakin ol. Öylece dur. Yaşamdan geç. Kentlerden geç. Sınırları aş. Gülüşlerden geç. Anlamsız konuşmaları dinle, galerileri gez, kahvelere otur- artık hiçbir yerdesin.”

Devamı…Tezer Özlü: Onlar “başkaldırmayı” savunurken, düzenin akışındaki yerlerini korumaya çalışıyorlar

“Diğer Benler Nerelerde? Bilemiyorum” Tezer Özlü’de Benlik/Kendi(M)lik Algısının İzleri

Tezer Özlü: “İktidardaki egemen sınıf ve benim toplumumdaki düzen her gün sayısız kez benim ve benim gibileri vazgeçmeye ve bizi kendisi gibi olmaya zorladı ben bir kezinde aklımı yitirdim ama kendimi yeniden kendi elime geçirdiğimde daha da zor yenilebilir durumdaydım…
Çocukluğumuzun üzerine kabus gibi çökenler bilinçli yıllarımızı da elimizden almayı başaramayacaklar. Biz mutlu isek mutlu olmayı istediğimiz ve bunun için çaba harcadığımız için mutluyuz…” [Kalanlar]

Devamı…“Diğer Benler Nerelerde? Bilemiyorum” Tezer Özlü’de Benlik/Kendi(M)lik Algısının İzleri

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org