Slavoj Zizek: Doğanın dengesini bozmak yerine onun ritmine uymalıyız

Bugün ekolojik krizde hepimiz “gerçeğin cevabı”nın nihai biçimiyle karşı karşıya gelmiyor muyuz? Doğanın bozulması, çığrından çıkması, simgesel düzenin “dolayımladığı” ve organize ettiği insan praksisine, insanın doğayı tecavüzüne “gerçeğin verdiği bir cevap” değil mi?

Devamı…Slavoj Zizek: Doğanın dengesini bozmak yerine onun ritmine uymalıyız

Sinematik Materyalizm, ya da Marx Dolayımıyla Tarkovski – Slavoj Zizek

Bir taraftan kapitalizm, toplumsal hayatı radikal biçimde sekülerleştirirken; otantik yüceliği, kutsallığı, ruhu da acımasızca paramparça eder: Kapitalizm, dini şevkin, kahramanca gayretlerin, cahil ve zevksiz duygusalcılığın en ilahi coşkularını bencil hesapların buzlu sularında boğmuştur.

Devamı…Sinematik Materyalizm, ya da Marx Dolayımıyla Tarkovski – Slavoj Zizek

Kaybolan Leydiler: Mutlu son ancak ilk kadınla mümkündür – Slavoj Zizek

Bu kurgunun yapısı, bir hastasının yatağının altında bir timsah olduğundan yakındığı psikiyatristle ilgili meşhur fıkranın yapısıyla aynıdır. Psikiyatrist hastayı, bunun sadece bir sanrı olduğuna, gerçekte yatağının altında timsah falan olmadığına inandırmaya çalışır. Bir sonraki seansta, hasta yakınmayı, psikiyatrist de ikna çabalarını sürdürür.

Devamı…Kaybolan Leydiler: Mutlu son ancak ilk kadınla mümkündür – Slavoj Zizek

Zizek: Başaranlar sadece doğru seçim yaptıklarında seçme özgürlüğüne sahip değiller mi?

Silikon Vadisi’nin postmodern “yaratıcı” merkezinin öteki yüzünü; stresli çalışma koşullarının (uzun mesai saatleri, düşük ücret…) sonucunda işçi intiharının yayıldığı Çin’deki askeri görünümlü, büyük, çirkin binaları göz ardı edemeyiz. 11. işçi ölmek için camdan atladığında, şirket işçilerin kendilerini öldürmeyeceklerine söz verdikleri bir kontrat imzalamalarını şart koşacaktı.

Devamı…Zizek: Başaranlar sadece doğru seçim yaptıklarında seçme özgürlüğüne sahip değiller mi?

“Özgür düşünce, özgürlüğe karşı en iyi güvence” Tehlikeli rüyalar görme yılı – Slavoj Zizek

Farsçada harika bir deyim var; “birini öldürüp gömmek, sonra da izleri yok etmek için üstünde çiçek yetiştirmek” anlamına gelen vernem nihaden1 2011 yılında, Arap Baharı’ndan Wall Street İşgali’ne, Birleşik Krallık banliyölerindeki protestolardan Breivik’in ideolojik çılgınlığına kadar bir dizi sarsıcı olaya tanık olduk.

Devamı…“Özgür düşünce, özgürlüğe karşı en iyi güvence” Tehlikeli rüyalar görme yılı – Slavoj Zizek

“Hiç anlamıyorsunuz! sözcüklerin ifade edemeyeceği bir şey var!” Ayrılma – Slavoj Zizek

ZizekLacan’ın ‘ayrılma’ dediği şeyin en zor ve acı veren yanı, keyfiyetin katı nüvesi ile bu nüvenin farklı ideolojik alanlara yakalanış yolları arasındaki mesafenin muhafaza edilmesidir — keyfiyet ‘karar verilemez’, ‘yüzer-gezer’dir. Bir rock yıldızına hayranlarının gösterdiği heves ile dinibütün bir Katolik’in Papa karşısında yaşadığı dinsel trans, libidinal olarak aynı görüngüdür; aralarındaki fark sadece onları destekleyen farklı simgesel ağlardadır.
Sergei Eisenstein’ın provokatif başlıklı makalesi ‘Santrifüj veya Kase’nin amacı tam olarak kendinden geçmenin (keyfiyete verdiği isim) bu ‘tarihdışı’ tarafsızlığını vurgulamaktır:

Devamı…“Hiç anlamıyorsunuz! sözcüklerin ifade edemeyeceği bir şey var!” Ayrılma – Slavoj Zizek

Çok kültürcülük ya da Çokuluslu Kapitalizmin Kültürel Mantığı – Slavoj Zizek

Zizek“Muhafazakâr bilinçdışının kirli sırlarını ifşa etmekten hiçbir zaman utanmayan” Norman Tebbit tarafından net bir biçimde gösterilmiştir: “Geleneksel olarak İşçi Partisi’ne oy veren birçok kişi, bizim değerlerimizi paylaştıklarının farkına vardılar — yani insanın sadece toplumsal değil, yeryüzüne ait bir hayvan da olduğunu anladılar; bu temel kabilecilik ve toprak içgüdülerini karşılamak gündemimizin bir parçası olmalıdır.” Demek ki “temellere dönüş” aslında şöyle bir şey: Medeni burjuva toplumu görüntüsünün altında pusuya yatmış olan “temel” bencil, kabileci, barbar “içgüdüler”in yeniden ortaya çıkarılması.

Devamı…Çok kültürcülük ya da Çokuluslu Kapitalizmin Kültürel Mantığı – Slavoj Zizek

Slavoj Zizek: “Özel yaşamın gizliliği hakkı, zina yapma hakkıdır”

Zizek Mülkiyet hakkı, çalma (ve başkalarını sömürme) hakkıdır. İfade özgürlüğü hakkı, yalancı şahitlik yapma hakkıdır. Silah taşıma hakkı, öldürme hakkıdır. Dini inanç özgürlüğü, sahte tanrılara ibadet etme hakkıdır. İnsan hakları, Buyrukların ihlal edilmesini doğrudan tasvip etmez elbette fakat (ister dini ister seküler olsun) iktidarın erişimi dışında olması gereken marjinal bir gri alanı açıkta tutar. Bu loş alanda, buyrukları ihlal edebilirim ve iktidar bunu gözetleyip beni pantolonum inik yakalarsa şöyle feryat edebilirim: “Temel insan haklarıma saldırılıyor!”

Devamı…Slavoj Zizek: “Özel yaşamın gizliliği hakkı, zina yapma hakkıdır”

Hiçbir Şey’den Nasıl Bir Şey Çıkar? – Slavoj Zizek

ZizekPatricia Highsmith’in “Karanlık Ev” adlı hikâyesi, fantazi mekânının boş bir yüzey olarak, arzuların yansıtılacağı bir tür perde olarak işleyişini kusursuz biçimde gösterir: Arzunun pozitif içeriğinin büyüleyici varlığı belli bir boşluğu doldurmaktan başka bir şey yapmaz. Olay, erkeklerin akşamları barda toplanıp her zaman bir şekilde kasaba yakınlarındaki bir tepede bulunan ıssız, eski bir binayla bağlantılı olan nostaljik anıları, yerel efsaneleri -genellikle gençlik macera-larını- yad ettikleri küçük bir Amerikan kasabasında geçer. Bu esrarengiz “karanlık ev”in üzerinde bir lanet, erkekler arasında da oraya yaklaşmanın yasak olduğu konusunda üstü kapalı bir fikir birliği vardır. Eve girmenin ölümcül tehlike getirdiği varsayılır (evin perili olduğu, evde yalnız yaşayan ve bütün davetsiz misafirleri öldüren bir delinin oturduğu gibi söylentiler vardır),

Devamı…Hiçbir Şey’den Nasıl Bir Şey Çıkar? – Slavoj Zizek

Robespierre ya da Terörün ‘İlahi Şiddeti’ – Slavoj Zizek

Zizek1953’te, Çin Başbakanı Zhou Enlai, Kore Savaşını sona erdirmek amacıyla barış görüşmeleri yapmak üzere Cenova’dayken, kendisine Fransız Devrimi hakkında düşüncelerini soran bir Fransız gazeteciye şöyle karşılık verdi; ‘Bunu söylemek için hala çok erken.’ Bir biçimde haklıydı; 1990ların sonunda ‘halk demokrasileri’nin parçalanıp dağılmasıyla, Fransız Devriminin tarihi önemi için verilen mücadele yeniden alevlenmişti. Liberal revizyonistler, 1989’da Komünizmden feragat edilmesinin tam zamanında gerçekleştiği fikrini dayatmaya çalışmışlardı; bu, 1789’da başlayan bir devrin sonuna gelindiğine işaret ediyordu, ilk kez Jakobenlerle birlikte sahnede boy gösteren devletçi-devrimci modelin son başarısızlığına.

Devamı…Robespierre ya da Terörün ‘İlahi Şiddeti’ – Slavoj Zizek

“Amaç izlenen yoldur” Gerçeklik Ne Kadar Gerçektir? – Slavoj Zizek

ZizekTeorik motiflere “yamuk bakma” girişiminde söz konusu olan, sadece yüksek teoriyi “örnekleme”ye, onu “kolayca ulaşılabilir” ve böylece bizleri sıkı düşünme zahmetinden kurtarmaya yönelik zorlama bir çaba değildir. Mesele daha çok, teorik motiflerin bu şekilde örneklenişinin, bu şekilde sahnelenişinin, aksi takdirde dikkati çekmeyecek yönleri görünür kılıyor olmasıdır. Bu işlemin Wittgenstein’ın ikinci döneminden Hegel’e saygın felsefi öncelleri vardır zaten. Hegel’in Tinin Fenomenolojisinm temel stratejisi, verili bir teorik konumu, onu öznel bir varoluşsal tavır (çilecilik tavrı, “güzel ruh”un tavrı, vb.) olarak sahneleyerek ve böylece başka türlü gizli kalan tutarsızlıklarım açığa çıkararak, yani tam da öznel sözceleme konumunun kendi “sözcelediği” şeyi, kendi pozitif içeriğini nasıl baltaladığını teşhir ederek baltalamak değil midir?

Devamı…“Amaç izlenen yoldur” Gerçeklik Ne Kadar Gerçektir? – Slavoj Zizek

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org