Aşkın Metafiziği: Erkek aşkta vefasızlığa, kadın ise sürekli sadakata eğilimli – Schopenhauer

SchopenhauerErkeğin aşkı, doyum bulduğu andan itibaren belirgin bir biçimde azalır: Hemen hemen bütün öteki kadınlar onu, sahip olmuş olduğu kadından daha fazla çekerler: Erkek değişiklik özler. Kadının aşkı ise, özellikle o andan sonra artmaya başlar. Bu varlığını sürdürmeye, çoğalmaya yönelik bir amaçtır.

Devamı…Aşkın Metafiziği: Erkek aşkta vefasızlığa, kadın ise sürekli sadakata eğilimli – Schopenhauer

Erich Fromm: Sevgiyi, insanın kendi sevme gücü üretir

Erich Frommİnsansal varoluş, insanın yalnız olduğu ve Dünyadan/Doğadan ayrılmış bulunduğu olgusuyla belirlenir. İnsan bu ayrılışa katlanamadığı için, bağlılık ve birliği aramaya zorlanır. İnsan’ın hem yakınlığı hem de bağımsızlığı; başkaları ile birlik olmayı ve aynı zamanda kendi biricikliği ile özelliğini korumayı da aynı anda aramak zorunda oluşu, insansal varoluşun paradoksudur.

Devamı…Erich Fromm: Sevgiyi, insanın kendi sevme gücü üretir

Hayatın Amacı Nedir, Otoriteye uymak yaşamak mıdır? – Krishnamurti

Jiddu KrishnamurtiYaşamlarımız neden bu kadar boş? Neden bu kadar yalnızız ve yılgınız? Çünkü hiçbir zaman kendi içimize bakmadık ve kendimizi anlamadık. Bu yaşamın bildiğimiz tek şey olduğunu ve o nedenle de her yönüyle ve tamamen anlaşılması gerektiğini hiçbir zaman kendimize itiraf etmiyoruz. Kendimizden kaçmayı tercih ediyoruz, onun için de yaşamın amacını ilişkinin uzağında arıyoruz. Eğer eylem iki insanlarla, mal, mülkle, inanç ve fikirlerle olan ilişkimizdir anlamaya başlarsak, o zaman ilişkinin kendi ödülünü de beraberinde getirdiğini göreceğiz. Aramanız gerekmez. Bu sevgiyi aramak gibidir. Arayarak sevgiyi bulabilir misiniz?

Devamı…Hayatın Amacı Nedir, Otoriteye uymak yaşamak mıdır? – Krishnamurti

Gerçek sevginin niteliği nedir, bir şey istemeden, çıkarsız sevebilir miyiz? – Jiddu Krishnamurtı

Jiddu KrishnamurtiHenüz gençken sevilmek ve ayrıca sevmenin ne olduğunu bilmek çok önemli değil mi? Fakat bana öyle geliyor ki, çoğumuz ne seviyoruz ne de seviliyoruz. Ve sanırım, henüz gençken bu sorun üzerinde çok ciddi düşünüp onu anlamak şarttır; zira o zaman belki sevgiyi hissedecek, onun niteliğini, kokusunu bilecek kadar duyarlı olabiliriz. Böylece yaşımız ilerlediğinde sevgiyi büsbütün yitirmeyiz. Öyleyse gelin bu mesele üzerinde duralım.
Sevmek ne demektir? O bir ideal, çok uzakta ulaşılmaz bir şey midir? Her birimiz günün değişik zamanlarında sevgiyi hissedebilir miyiz? Duygudaşlık, anlayış göstermek, hiçbir çıkar gözetmeden doğallıkla birine yardım etmek, içtenlikle nazik davranmak, bir bitkiye veya köpeğe bakmak, arkadaşa, komşuya cömert davranmak, sevgiden kastettiğimiz şey bunlar değil midir?

Devamı…Gerçek sevginin niteliği nedir, bir şey istemeden, çıkarsız sevebilir miyiz? – Jiddu Krishnamurtı

Ahmet Ümit: Av olan her zaman erkektir. Ancak kadınlar bizi avcı olduğumuza inandırmıştır

aşk köpekliktir‘Av olan her zaman erkektir’ dedim. ‘Ancak kadınlar bizi avcı olduğumuza inandırmıştır. Kadınların en büyük basansı budur. Avı avcı, avcıyı av gibi göstermek…’ Buz gibi bir ifadeyle bakmaya başladı.
‘İstatistikler öyle demiyor ama. Aşk ilişkilerinde kurbanların çoğu kadın… Kaybedenler demek istemiyorum, ölenler diyorum. Genellikle erkek öldürür… Sevdiği için, kıskandığı için, öfkelendiği için, terk edildiği için… ‘
Aslında ben cinayetlerden söz etmiyordum. Ama onun aklına önce cinayetler gelmişti. Bu da onun aradığımız seri katil olduğunu gösteren bir başka kanıttı. Çünkü nasıl yasarsan öyle düşünürsün. Öte yandan söylediklerinde haklıydı, genellikle kurbanlar kadındı, katiller ise erkek. Bu yüzden ben başka bir şeyden söz ediyorum diyemedim. Sessiz kalmam, bir başka deyisle yenilmem onu yumuşatmıştı.

Devamı…Ahmet Ümit: Av olan her zaman erkektir. Ancak kadınlar bizi avcı olduğumuza inandırmıştır

Francis Bacon: İnsanın doğasında başkalarını sevmeye gizli bir eğilim, bir akış vardır…

Francis BaconSahnenin sevgiye borçluluğu yaşamınkinden daha büyüktür; çünkü sahnede sevgi her zaman güldürülerin, arasıra da ağlatıların konusu olabilirken, gerçek yaşamda ancak, kimileyin bir Siren kimileyin de bir öçperisi kılığında bir sürü uğursuzluğa yol açar. Eski ya da yeni çağlarda, adı bugünlere kalmış büyük değerli insanlar arasında hiç kimsenin Öyle çılgınca bir sevgiye düşmemiş olduğu görülür; bundan da anlaşılacağı gibi, yüksek bir amaç taşıyan soylu ruhlar bu cılız tutkudan uzak dururlar. Bununla birlikte Roma İmparatorluğu’nun yarısına ortak Marcus Antonius1 ile Onlar Kurulu Üyesi yasa koyucu Claudius’u2 bu kuralın dışında saymalıyız.

Devamı…Francis Bacon: İnsanın doğasında başkalarını sevmeye gizli bir eğilim, bir akış vardır…

Krishnamurti: “Derinlemesine hasta bir topluma uyum sağlamak bir sağlık ölçütü değildir”

Jiddu KrishnamurtiSevgi kutsal ve bayağı, insanı ve ilahi diye ayrılabilir mi, yoksa yalnızca sevgi mi vardır? Sevgi çok’a değil, bire mi dairdir? “Seni seviyorum,” dersem, bu başkalarını sevmeyi dışlar mı? Sevgi kişisel midir, kişisel olmayan bir şey midir? Ahlaki midir, ahlaksız mıdır? Aileyle mi ilgilidir, ailenin dışında bir şey midir? Bütün insanlığı severseniz belli bir kişiyi sevebilir misiniz? Sevgi bir his midir? Sevgi bir duygu mudur? Sevgi zevk ve arzu mudur? Bütün bu sorular, sevgi hakkında, sevginin ne olup ne olmaması gerektiği konusunda fikirlerimiz, içinde yaşadığımız kültürün geliştirdiği bir kalıp veya düsturumuz olduğuna işaret ediyor, değil mi?

Devamı…Krishnamurti: “Derinlemesine hasta bir topluma uyum sağlamak bir sağlık ölçütü değildir”

Erich Fromm: İnsanın dünyada varolmasını sağlayan tek tutku sevgidir

Erich Frommİnsanın dünya ile birleşme ve aynı zamanda bir kimlik bütünlüğü ve bireysellik (bölünmez varlık)  duygusu edinme ihtiyacını karşılayan bir tek tutku vardır ve bu da sevgidir. Sevgi, kişinin kendisi dışında birisi ya da bir şey ile kendi ayrılığını ve bütünlüğünü koruma koşuluna uyarak bütünleşmesidir. Sevgi insanın kendi iç faaliyetinin tümüyle ortaya çıkmasına izin veren bir paylaşma ve bir duygu-düşünce alış-verişi tecrübesidir. Sevginin yaşanması, yanılsamalara olan ihtiyacı ortadan kaldırır. Öteki kişinin görüntüsünü ya da kendiminkini şişirmeye hiç gerek yoktur, çünkü etkin bir paylaşma ve sevme eylemi benim bireyselleşmiş varlığımı aşmama ve aynı zamanda kendimi, sevme eylemini oluşturan etkin güçlerin sahibi olarak hissetmeme izin verir.

Devamı…Erich Fromm: İnsanın dünyada varolmasını sağlayan tek tutku sevgidir

Sevgi nedir ya da biz, kendi kültürümüzde, bu kelimeyle neyi ifade etmek isteriz? – Dr. Karen Horney

Karen Horney“Sevgi, sevilenin bir doygunluk aracı olarak kullanılması ile uyum göstermezse de, bu, sevginin bütünü ile özgeci ve fedakar olması anlamına gelmez. Kendisi için hiçbir şey ‘talep’ etmeyen duygu da sevgi adını hak etmiş değildir. Bu inançlarını belirten insanlar, inceden inceye düşünülmüş bir inançtan çok, sevgi vermek istemediklerini açıklamış olurlar. Kuşkusuz, sevdiğimiz insandan bir şeyler isteriz: Tatmin, sadakat, yardım ve hatta gerekirse fedakarlık. Böyle istekleri belirtmek ve hatta bunlar için çaba harcamak, ruh sağlığının bir belirtisidir. «Sevgi» ile «Hastalık derecesinde sevgi» ihtiyacı arasındaki fark, sevgide sevme duygusunun önce geldiği, ruh hastasında ise ilk gelen duygunun güvenlik ihtiyacı olması ve sevme hayalinin ikinci dereceye düşmesidir.”

Devamı…Sevgi nedir ya da biz, kendi kültürümüzde, bu kelimeyle neyi ifade etmek isteriz? – Dr. Karen Horney

Jiddu Krishnamurti: Eğer siz “beni severseniz ben de sizi severim” diyorsanız bunun adı alış veriştir

Jiddu KrishnamurtiBir kimseyi sevmenin ne demek olduğunu biliyor musunuz? Bir ağacı, bir kuşu ya da bakıp gözettiğiniz bir evcik hayvanı sevebilir misiniz? Size hiç karşılık vermese, gölgesinden de yararlanmasanız arkanızdan da gelmese, size bağımlılık da duymasa gene de sevebilir misiniz? Çoğumuz böyle bir sevgiye kapalıyız. Çoğumuz bu biçimde sevemeyiz, çünkü bizim için sevgi her zaman kaygıyla tedirginlikle kıskançlıkla korkuyla çevrelenmiştir. Yalnızca sevip sevgiyi orada bırakmak istemiyoruz. Sevip de sevmekle yetinemiyoruz, sevgimize bir karşılık bekliyoruz. Bu isteğimizle de başka bir kimseye bağlı olmuş oluyoruz.

Devamı…Jiddu Krishnamurti: Eğer siz “beni severseniz ben de sizi severim” diyorsanız bunun adı alış veriştir

Tezer Özlü: “Bana kış mevsiminin ve ölümlerin şarkılarını bırakıyorsun”

 Şimdi sen ölü bir anı olmak istiyorsun.
Başka kentlerin başka sınırlarından arıyorsun. Daha uzaklara gitmek istiyorsun. Benim geçmişimin kentine. Benim güçlüklerimin kentine Çocukluğumda gördüğüm ilk büyük kente. Varır varmaz küçük taşra kasabalarına özlem duyduğum kente. Gecekonduyu andıran bir eve geldiğimizde. Babamın akrabalarının yanına Geldiğimiz gün. Bir gece önce akrabalardan birinin çocuğu ölmüştü. Karanlık odalardan birinde üzerini beyaz bir çarşafla örtmüşler, öyle bekliyordu. Annesi bitişik odada ağlıyor, biz çocuklar holde oynuyorduk. Kapı hep aralansın, küçük çocuğu cesedini görebileyim istiyordum. Bir büyük korkuyla karışıktı bu özlem. Ölümün bana ilk kez kaldığım evde bir çocuk cesedi olarak göründüğü yağmurlu bir gün. Dokuz yaşında bir çocuk cesedi.

Devamı…Tezer Özlü: “Bana kış mevsiminin ve ölümlerin şarkılarını bırakıyorsun”