Fyodor Dostoyevski: İnsanların en büyük derdi özgürlüğünü devredebilecek birini bulmaktır!

dostoyevskiAh, onlar biz olmadan hiçbir zaman karınlarım doyuracak ekmeği bulamayacaklardır! Hiçbir bilim onlara özgür kaldıkları sürece ekmek vermeyecektir, sonunda da onlar özgürlüklerini ayaklarımıza getirecek ve bize: «Size köle olalım daha iyi olur, hiç olmazsa karnımızı doyurursunuz…» diyecekler. Böylece sonunda özgürlüğün ve toprağın verdiği ekmeğin, herkes için eşit miktarda olamayacağını anlayacaklardır. 

Devamı…Fyodor Dostoyevski: İnsanların en büyük derdi özgürlüğünü devredebilecek birini bulmaktır!

“Böyle bir dünyada yaşanmaz!” Kabuğuna Sinmiş Adam – Anton Çehov

Anton Çehov-Başkalarının yalanlarını dinlemek ve bu yalanlan yutmuş göründüğün için seni aptal bellemelerine göz yummak, alçalmayı sineye çekmek, dürüst, özgür insanların yanında olduğunu açık açık söyleyememek, üstelik yalan söylemek zorunda kalmak, gülümsemek… Hayır, hayır, beş para bile değeri olmayan bir lokma ekmek, bir sıcak köşe, bir mevki için çekilmez bütün bunlar. Böyle bir dünyada yaşanmaz! Burkin yarı uykulu bir sesle, -Başka bir operaya geçtiniz, dostum, dedi. Hadi uyuyalım.

Devamı…“Böyle bir dünyada yaşanmaz!” Kabuğuna Sinmiş Adam – Anton Çehov

Savaş Tutsakları – Aleksandroviç Şolohov | “Puşkin’i ya da Şekspir”i bilip bilmediğini soruyoruz”

Sakalsız, yirmi yaşlarında bir genç . Besili, parlak saçları, yanağında mavi deri lekeleri ve kurnaz gözleri. Alman Nasyonal Sosyalist Partisi üyesi. Tankçı. Fransa, Yugoslavya ve Yunanistan’da bulunmuş. Dünkü çatışma sırasında tankı bir kızılordu adamının bir salkım el bombasıyla parçalandı. Tankından dışarı sıçrayarak ateşe başladı. Dört mermi yarası aldı, hafif yaralar. Arada bir acıyla asılıyor yüzü, ama küstah abartılı bir cesaretle katlanıyor. Soruları yanıtlarken gözlerini kaldırmıyor. Belli soruları yanıtlamayı kesin olarak yadsıyor; ama diğer yandan, Alman ulusunun üstünlüğü ve Fransız, İngiliz ve diğer Slav uluslarının aşağılığı konusunda, yürekten öğrendiği deyimler kullanarak , çenesi düşmüşcesine konuşuyor. Hayır bir insan değil bu kötü kokan bir dolma, zavallı, pişmemiş bir lokma bu. Kendine özgü tek düşüncesi yok, ne de tinsel ya da anlaksal ilgileri. Puşkin’i ya da Şekspir”i bilip bilmediğini soruyoruz. Kaşlarını çatıp düşünüyor, sonra soruyor:
“Kim,bunlar ?” Kendisine söylendiğinde de kibirli bir gülümseme yayıyor dudaklarına.” Tanımıyorum onları, tanımak da istemem. Gerek duymuyorum.”

Devamı…Savaş Tutsakları – Aleksandroviç Şolohov | “Puşkin’i ya da Şekspir”i bilip bilmediğini soruyoruz”

“Yaptıklarını gören, kafayı üşütmüş” diyecek| Bir Delinin Hatıra Defteri – Gogol

gogolBugün çarşamba. Genel müdürün odasında çalışıyorum. Bütün kalemlerini yontmak için erken geldim.
Bizim müdür çok okuyan bir soylu; odası kitapla dolu… Merak edip bazılarının adını okudum, hepsi de yüksek ilimlerden bahseden eserler, bizim gibi ayın sonunu zor getiren ufak memur takımının anlayamayacağı dilden kitaplar… Fransızca, Almanca ve İngilizce olanları da var. Vay anasını, şu işe bak! Biz Rusçayı zor okurken, genel müdür hazretleri Fransızca, Almanca, İngilizce kitaplar okuyor…
Zaten hazretin yüzüne bakmak yeter; haşmet akıyor!.. Ağzından bir tek boş laf çıkmaz. Evrak getirdiğim zaman bazen lütfedip hatırımı sorar. “Sağlığınıza duacıyız ekselans!” derim. Ne de olsa devlet adamı…

Devamı…“Yaptıklarını gören, kafayı üşütmüş” diyecek| Bir Delinin Hatıra Defteri – Gogol

Tolstoy’da Ölüm Düşüncesi veya İvan İlyiç’in Ölümü – Nazmi Eroğlu

Lev TolstoyTolstoy dünya edebiyatına mal olmuş bir Rus düşünürü ve edebiyatçısı. Edebiyat merdivenlerini nesirle tırmanmış ve o yolda zirveye oturmuş bir romancı. Romanda başarılı olmuş her yazar gibi o da, hayatın içindeki gerçekleri ve problemleri en çarpıcı açıklığıyla ve derin tahlillere girerek anlatmıştır. Bu yöndeki başarısı nispetinde okuyucu tarafından hüsnü kabul gördüğü söylenebilir ve bitmeyen bir ilgiyle günümüze kadar canlılığını sürdürmektedir.
Ölüm, hayatın en önemli, en gerçekçi, en riyasız yanını temsil etmektedir. Buna rağmen insanlar, büyük oranda, ölümü her zaman kendinden uzakta görmektedirler. Belki de, insan fıtratının bu şekilde ölüme yaklaşması, hayatı çoğu zaman yaşanılır kılabilmektedir.

Devamı…Tolstoy’da Ölüm Düşüncesi veya İvan İlyiç’in Ölümü – Nazmi Eroğlu

Küçük hesapların büyük yazarı Anton Çehov’dan bir öykü: Şişman ile Zayıf

Anton ÇehovNikolayevski Demiryolu Garı’nda iki dost karşılaştılar. Birisi şişman, öteki zayıftı. Şişman az önce gar lokantasında öğle yemeğini yemişti. Yağlı dudakları olgun vişneler gibi parıldıyordu. Şarap ve turunç çiçeği kokuyordu.

Zayıf ise az önce vagondan inmişti. Eli kolu bavullar, bohçalar, karton kutularla doluydu. Kurutulmuş domuz eti ve kahve telvesi kokusu yayıyordu etrafa. Onun hemen gerisinde uzun çeneli zayıf bir kadın ile uzun boylu süzgün gözlü liseli bir genç yürüyorlardı. Karısı ve oğluydu bunlar.
Şişman zayıfı görünce:

Devamı…Küçük hesapların büyük yazarı Anton Çehov’dan bir öykü: Şişman ile Zayıf

“Eve döndüğümde odamda ne gördüm, biliyor musunuz?” Çehov’dan Bir Öykü: Korkunç Bir Gece

Anton Çehovİvan Petroviç Panihidin sarardı, lambanın fitilini kıstı, heyecanlı bir sesle anlatmaya başladı:
– 1883 yılı Noel gecesi, şimdi rahmetli olan bir arkadaşımın evinde geç vakte kadar ruh çağırma oturumuna katıldıktan sonra eve dönüyordum. Koyu mu koyu, göz gözü görmez bir karanlık vardı. Sokak fenerleri yanmadığı için önümü seçemiyor, neredeyse el yordamıyla yolumu buluyordum. Moskova’nın gömütlüklerinin bulunduğu mahallede, yani Arbat semtinin dip köşesinde Trupov adlı memur arkadaşımın yanında kalıyordum… Kafamın içi ağır, karmakarışık düşüncelerle doluydu.
“Sana öbür dünyaya yol gözüküyor… Tövbe etmeden gitme!”
İşte ruhunu çağırmayı başardığımız Spinoza’nın bana ulaştırdığı ileti buydu. Büyük filozoftan, hakkımda bildiklerini bir daha yinelemesini istedi ğimde parmaklarımızı bastırdığımız çay tabağı aynı yazıyı yazdıktan sonra şunu da ekledi:
“Bu gece öleceksin!”

Devamı…“Eve döndüğümde odamda ne gördüm, biliyor musunuz?” Çehov’dan Bir Öykü: Korkunç Bir Gece

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org