Ahmet Nesin: Erdoğan, tek başına ülkelerle kavga ediyor tek başına barışıyor!

Ahmet NesinÖnce Kürtlerle Barışsana Erdoğan!…
Cezaevine girmenin de kendisine göre yararları var. Günlük koşuşturmlardan kurtulup yaşanan olaylara daha rahat ve geniş çerçevede düşünebiliyorsun.
Kaç gündür Türkiye’nin komşu devletlerle barıştığını okuyorum gazetelerden. Esasında Türkiye barışmıyor, Cumhurbaşkanı mı yoksa başkan mı olduğunu kendisinin de bilmediği ve bizim de anlayamadığımız Recep Tayyip Erdoğan barışıyor.

Devamı…Ahmet Nesin: Erdoğan, tek başına ülkelerle kavga ediyor tek başına barışıyor!

Oya Baydar: Bu kadar pisliği bize neden yedirdiniz peki?

Oya BaydarRusya’dan özür dilendi; geç de olsa iyi yapıldı. İsrail ile ilişkileri düzeltecek adımlar atıldı; geç de olsa iyi oldu. Darbeci Sisi’nin Mısır’ıyla diplomatik ilişkilerin yeniden kurulacağı rivayet ediliyor; geç de olsa iyidir. “Eyyy Avrupa!” naralanmaları, “Eyyy Batı!” külhanbeyi ağızlarından en azından bir süre vazgeçileceğinin işaretleri var; iyidir. Irak merkezî yönetimiyle de yumuşama varmış; âlâ. Suriye politikasında değişikliğe gidileceği, inattan vazgeçilip Batı paralelinde çözümlere yaklaşılacağı yorumları yapılıyor; inşallah öyledir.

Devamı…Oya Baydar: Bu kadar pisliği bize neden yedirdiniz peki?

Ahmet Altan: “İç savaş çıksın” diyenler kendilerini güvende sanıyorlar galiba

ahmetaltan

Yalnızca şehirleri, köyleri, mahalleleri yok edilen Kürtlerle Türkler arasında değil bu nefret…
“Namaz kılmayanlar hayvandır” diyenlerle, namaz kılmayanları “telef” edilecek yaratıklar gibi görenlerle, “hayvan” denilenler arasında da korkunç bir nefret birikiyor.
Öfke liselere kadar yayıldı.
Erdoğan ve AKP’liler, iç savaş çıkınca “ordu” kendi emirlerinde kalacak sanıyorlar. “Bol para verdikleri” söylenen komutanların bir kısmını belki yanlarında tutarlar ama iç savaşlarda ordular da bölünür, bir ordunun içinden birbirine düşman ordular çıkar. Katliamlar olur.

Devamı…Ahmet Altan: “İç savaş çıksın” diyenler kendilerini güvende sanıyorlar galiba

Tanıl Bora: Erdoğan’ın “Yerli ve milli” söylemini ilk olarak Alparslan Türkeş takdim etmiştir

Alparslan TürkeşYerli-ve-millî, ilk, Dokuz Işık’la sıkı sıkıya iliklenmişlerdi. Alparslan Türkeş’in 1965’te yayımlanan Dokuz Işık risalesi böyle takdim edilmiştir: “Yüzde yüz yerli, yüzde yüz millî ilk doktrin”… “‘Her şey Türk milleti için, Türk’e doğru ve Türk’e göre’ ülküsünü benimseyerek, Türk milletini kısa sürede güçlendirecek tek yol”du bu. “Yüzde yüz yerli ve millî” sıfatı, izleyen dönemde de ülkücü jargonda Dokuz Işık’a yapışık kullanılmaya devam etti.
Öncesinde yerlilik, Anadoluculuğun sevdiği bir sıfattı. Yapay olmayan, tabiî, organik bir milliyetçiliğin ifadesiydi. Anadolucular hem Türkçülüğün hem Kemalizmin kurgusal buldukları millî kimlik tariflerine karşı, her şeyden önce Müslümanlığını vurguladıkları halihazır reel millete sarılıyorlardı. Yerli, millî’nin sağlamasıdır bu söylemde. “Buralar”ın, mekânın, coğrafyanın mahremiyetine sarınmış, folklorik bir romantizmle yapılan bir sağlama.

Devamı…Tanıl Bora: Erdoğan’ın “Yerli ve milli” söylemini ilk olarak Alparslan Türkeş takdim etmiştir

Ahmet Nesin: Al Perinçek’i vur Erdoğan’a ikiside aynı şeyleri söylüyor, ikisi de aynı düzenin suyu

Ahmet NesinSizce aralarında dünya görüşü olarak bir fark var mı? Bence yok ama bu yakınlaşma ilk kez değil, Sivas Madımak katliamında da beraberdiler bu ikili. Kaç kez yazdım ama size bikez daha kısaca anlatayım. Madımak olayları öncesi Aziz Nesin ve arkadaşları Aydınlık Gazetesi’ni Onbinler AŞ olarak satın almak istediler. Perinçek ve arkadaşları da yazar arkadaşlarıyla işin içinde olmak istediler. Parti propagandası yapmamak sözü vererek dahil edildiler. Bir sabah gazeteyi bir açtık ki Aziz Nesin’in kitap olarak yayınlamak istediği Salman Rüşdi’nin Şeytan Ayetleri kitabı gazetenin birinci sayfasından parça parça verilmiş.

Devamı…Ahmet Nesin: Al Perinçek’i vur Erdoğan’a ikiside aynı şeyleri söylüyor, ikisi de aynı düzenin suyu

A. Nesin: Kadınlar koca zoruyla örtündüğü sürece biz demokratik bir şekilde 1 Mayıs kutlayamayız

E Erdoğan H Gül
Türkiye 10 yıldır özgürlüğü konuşuyor, daha doğrusu kadının kapanma özgürlüğü tartışılıyor. Bu tartışma AKP’nin iktidara gelmesiyle başladı. Anlayacağınız ama benim yıllardır anlamadığım Türkiye demokrasisi kadının kapanma özgürlüğüyle eşdeğer noktaya geldi. Bu tartışma AKP döneminde hızlandığına göre, ben de AKP içinde küçük bir analiz yaptım.

Devamı…A. Nesin: Kadınlar koca zoruyla örtündüğü sürece biz demokratik bir şekilde 1 Mayıs kutlayamayız

“Ne bekliyordunuz ki?” Devletleşen AKP, değişmeyen devlet

tayip erdoganZor zamanlardan geçiyoruz. Sadece sosyal medyada değil, anaakım medyada da bir telaş, belirsizlik ve şaşkınlık var. Sokak, zaten, alabildiğine hareketli, karmaşık ve kafa karıştırıcı. Takvim yapraklarında çeşitli tarihleri belirleyip kilitleniyoruz: Berkin Elvan’ın içimizi titreten cenazesi, Başbakan Erdoğan’ın nefret saçtığı konuşmaları, Fethullah Gülen’in bedduaları, art arda sökün eden “tape”ler ve tabii ki 30 Mart seçimleri… Hayatımız, ki izin verirseniz buna Türkiye gündemine kilitlenip kalmış bizim gibi diaspora sakinlerini de ekleyelim, daimî bir olağanüstü halde, hiç olmadığı kadar hızlı ve yorucu biçimde akıyor. Geçen gün gördüğümüz bir tweet şöyle diyordu: “Artık direnmek değil, yaşamak istiyorum.”

Devamı…“Ne bekliyordunuz ki?” Devletleşen AKP, değişmeyen devlet

Washington Post: “Ne sessizlik ne de yavan sözler Erdoğan’ın politik düşüşünü engelleyebilir”

Washington PostTürkiye’nin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan son on yılda neleri başarmış olursa olsun şu anda ülkesinin sıkıntılı demokrasisini imha etmekte. Bu, Türkler ve Türkiye’nin Batılı müttefikleri için çok derin bir sorun. Konuşmanın kısa vadeli bazı çıkarlara zarar vereceği korkusuyla sessiz kalmak, Türkiye’nin uzun vadeli istikrarını riske atıyor.
Geçen ay polis yolsuzluk suçlamasıyla Erdoğan hükümetine yakın 50 kişiyi tutukladı. Bunlar arasında önde gelen bazı iş adamları ve bakan çocukları da vardı. Her ne kadar Türk hükümetlerinin sabıkasında rüşvet yeni bir şey değilse de, şimdi eşi görülmemiş suçlamalar söz konusuydu. Rüşvet hükümetin yüksek kademelerine uzanıyordu ve yalnızca iç hukuk ihlallerini değil İran’a yönelik yaptırımlarla ilgili büyük kaçakları da içeriyordu.

Devamı…Washington Post: “Ne sessizlik ne de yavan sözler Erdoğan’ın politik düşüşünü engelleyebilir”

Nuray Mert: Yeni Türkiye’nin Şark Ekspresi’nde siyaseti de sona geldi

Gülen ve Erdoğan
Geldiğimiz noktaya; bir büyük arınma süreci diye bakmak da mümkün değil. Şimdilerde yaşadığımız, daha ziyade; Agatha Christie’nin ünlü romanı ‘Şark Ekspresinde Cinayet’ ortamı gibi. Bizimki de, Şark Ekspresinde Siyaset! Sonuçta, kendi tabanı dışında birçok çevreyi, baskılamış/ bastırmış veya küstürmüş/incitmiş, yok saymış bir iktidara karşı olan herkes için bir bıçak darbesi vurma imkânı oluştu.

Devamı…Nuray Mert: Yeni Türkiye’nin Şark Ekspresi’nde siyaseti de sona geldi

Bizzat ona dönüp: “Lo şivano, ‘kîne em?’ – Ey şivan, biz kimiz?” diye soracaklar – İrfan Aktan

şivan perwerMarksist Kürt şair Cegerxwin’in 1973’te yayımladığı aynı adlı şiirini, bir siyasî lider değil, sıradan bir “şivan” (çoban) olarak dillendirdiği için de her kesimden Kürtlerin ilgisini çekmeye başlamıştı.
Sesi o kadar büyüleyiciydi ki, tıpkı Patrick Süskind’in “Koku” romanının kahramanı Jean-Baptiste Grenouille’in idam sehpasına çıkarken kalabalığın üstüne serptiği parfümün yarattığı etki gibi, Kürtleri kendinden geçiriyordu.
Rivayet mi hakikat mi, bilinmez ama Saddam güçleriyle çatışma sırasında yaralanmış bir pêşmergeyle ilgili anlatı bu “kendinden geçme” halini çok iyi özetliyor.
Vücudundaki kurşunun çıkarılması gereken pêşmergenin imdadına koşacak ne bir hekim ne de morfin vardır. Acısından inleyen yaralı, arkadaşlarından Şivan’ı çalmalarını ister. Her daim hazır olan teyp getirilip kaset dönmeye başlarken, pêşmerge kendinden geçer ve vücudundaki kurşun çıkarılır…

Devamı…Bizzat ona dönüp: “Lo şivano, ‘kîne em?’ – Ey şivan, biz kimiz?” diye soracaklar – İrfan Aktan

Erdoğan, Hem Kürtleri Hem de Mhp’lileri Memnun Edecek… – Ahmet Nesin

Seçim, bu ülkenin hâlâ tam olarak algılayamadığı bir sistem esasında, seçimi tamamen demokrasi sanıyoruz, ne şekilde yapıldığını hiç irdelemiyoruz. Kadınlara ilk oy hakkını veren ülke olarak çok övünürüz ya, hiçbir zaman kadınların kendi özgür iradeleriyle oy verip vermediğini tartışma gereği duymayız. Cumhuriyet kurulduğunda % 93’ü okuma yazma bilmeyen bir halk ve bu oran kadınlarda neredeyse % 100’e yakın ama biz demokrasiyi getirdiğimizi söyler dururuz. Dönemin feodal yapısını tartışmaya gerek duymayız, yeter ki kağıt üstünde demokrasi gelsin.

Devamı…Erdoğan, Hem Kürtleri Hem de Mhp’lileri Memnun Edecek… – Ahmet Nesin

Ahmet Nesin’den ‘Din ve Sol’ Üzerine Değişik Düşünceler

“Türkiye’de Ateistler bırakın propaganda yapmayı, yıllarca Ateist olduklarını bile sakladılar. Türkiye’de Ateist olduğunu televizyonda ilk açıklayan Aziz Nesin’dir, sonra ben açıkladım, benden sonra da Mina Urgan açıkladı. Oysa bu çoktan yapılması gereken bişeydi, Ateistlik öyle öcü gibi bişey değil. Ateist olup da solcu olmayan dünya kadar insan var ve dünyada eğitimli insan sayısı arttıkça da ateist sayısı artıyor. Zaten köktendincilerin (Her dinden) son yıllarda fazlaca ortaya çıkma nedeni de bu, köktendincilerin sayısı artmıyor, sadece dünyadaki ateistlerin sayısı artıyor. Dincileri de korkutan bu, okuyan insan korkusu…”

“(…) Atatürk’ün cenaze namazı kılınmamıştır, cenazesi camiye götürülmemiştir. Ölmesine karşın yapılmaması büyük bir olasılıkla şifahi olarak vasiyet etmesinden kaynaklanıyor. Atatürk’ten sonra İsmet İnönü’de politikasına dini hiç karıştırmamıştır.”

Devamı…Ahmet Nesin’den ‘Din ve Sol’ Üzerine Değişik Düşünceler

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org