“Ulan, boynunuzu iyice bükün ha!” Zıkkımın Kökü – Muzaffer İzgü

Alıyor alıyor, diyor ve ekliyordu: Çocuk dediğin güle benzer, bugün solar, yarın açar… Ama babam bilmiyordu ki, bugün solan başka bir güldür, yarın açan başka bir gül. Ve bir gül, o gün ilk kez doktorun masasına yattı. Doktor Bahri Bey, oramı dinledi, buramı dinledi.
-Nerdeydiniz şimdiye dek, dedi.
-Evdeydik, dedi babam. Yoksul babasıydı Bahri Bey… Babamın, avcuna koyduğu şıngırtılı bozuk paralara ne baktı, ne de bir ses etti, yalnız,
-Yarın gene getirin, dedi.
Orada yediğim üç iğne, bir de kocaman kocaman güllaçlar, bir haftada ayağa kaldırdı beni. Ama o gece, ne anam uyudu, ne de babam. Doktor meğer sulu saplıcan demiş. Eee, sulu saplıcan da çocuk düşmanı o zamanlar.

Devamı…“Ulan, boynunuzu iyice bükün ha!” Zıkkımın Kökü – Muzaffer İzgü

“Bu gidişle tahtı tacı yitireceksin” Kahkahalı Masal – Muzaffer İzgü

O Ülkenin insanlarının yüzleri gülmez olmuş.
Nasıl gülsün ki yüzleri, etin okkası bilmem kaça, tuzun batmanı bilmem kaça. bezin arşını bilmem kaça çıkmış. Hele ekmek hele, ekmek, ötekiler değil de ekmeğin okkasının ederi arttıkça, halkın yüzü yavaş yavaş gülmez olmuş, gün gelmiş artık yüzler gülmezlikten öte somurtmağa başlamış.
Eh, ülkenin koskoca hükümdarı olur da, onun da iki gözü iki kulağı olur da. halkın bu durumu uluların ulusunun gözünden kulağından kaçar mı?
Elbette kaçmamış. Nasıl kaçsın ki, nasıl huzurlu olsun ki, uluların en ulusu, babası ölmezden önce.

Devamı…“Bu gidişle tahtı tacı yitireceksin” Kahkahalı Masal – Muzaffer İzgü

“Ey Okuyucu… Olaylar böyle mi gelişti sanıyorsun” Devlet Babanın Tonton Çocuğu – Muzaffer İzgü

Altıncı katın penceresine çekirge gibi sıçrayıp bağırdı: Üzerime gelmeyin kendimi aşağıya atarım.
Koştular, haber verdiler nüfus müdürü Sezai beye: Aman efendim koşun. Hayrullah bey pencereye çıkmış, kendisini aşağıya atacak…
Müdür koştu geldi, kaşlarını çattı, müdürlük maskesini taktı, kaim ve tok sesiyle,
Hayrullah. bey çok ayıp, dedi, yaşınızı başınızı almış adamsınız, buyuruyorum, derhal oradan inip masanızın başına oturun.
 Hayrullah bey, Haydi be oradan, dedi. Kararını vermiş bir adam, müdür falan mı takar. Müdür iyice bozum olmuştu. Kıpkırmızı yüzüyle dineldi kaldı oracıkta. Bu kez Hayrullah beyin arkadaşları yalvarmağa başladılar :

Devamı…“Ey Okuyucu… Olaylar böyle mi gelişti sanıyorsun” Devlet Babanın Tonton Çocuğu – Muzaffer İzgü

Muzaffer İzgü: Belki de, biz kışın dünyaya geldiğimizden leylekler burada değildi

Yıl 1933, aylardan ekim, günlerden 29; yani Onuncu Yıl … On yılda on milyon genç yarattık her yaştan diye marşların söylendiği cumhuriyetin onuncu yıl dönümü…
İşte o gece annem tutturmuş da tutturmuş, Fener alayını izleyeceğim diye. Babam, Yahu avrat, ayın günün, sancın mancın tutar, hem bu karınla, demiş. Ama annem, hiç öyle coşkulu bir günde evde oturmak ister mi?
Komşu kadınlardan biriyle çıkmışlar evden, bir yaşındaki abim de annemin kucağında. Fener alayını eve en yakın izleme yeri olsa olsa Saathanenin orası. Annemle komşu kadın bezirganların önündeler daracık kaldırıma dizilmişler, insanların arasına sokulmuşlar. Ama nasıl kalabalık, iğne atsan yere düşmez.
Az sonra bando öteden gözükmüş. Pıstattararaa!… demeye başlayınca, Uy anam, annemdeki sancı… Breh, kaldırımda adım atacak yer yok, ya yön insan, gerisi dükkan. Aman ha, kadının sancısı tuttu ha, yol verin ha! Yol nerde ki? O sıra, bando da ermiş gelmiş annemin önüne… Kadın doğurdu ha, doğuracak ha… Polisler yol vermişler anneme, Yürüyün bandonun ardı sıra, ilk sokaktan sapın içeri diye.

Devamı…Muzaffer İzgü: Belki de, biz kışın dünyaya geldiğimizden leylekler burada değildi

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org