Bu yaşadığımız nedir, Nereye sürükleniyoruz? – John Berger

Kitleleri hükmü altına alan bir zorbalık çağının en karanlık günlerini yaşıyoruz. Dünyanın her yerinde acı var. Yegâne erdemin kâr tutkusu olduğu bu düzenin en etkili aracı ise medya. Bir an önce bizden çalınan sözcüklerimizi geri almalıyız. Yoksa bize tek bir sözcük kalacak: Utanç.

Devamı…Bu yaşadığımız nedir, Nereye sürükleniyoruz? – John Berger

Ahmet Kaya’nın Abisi Mustafa Kaya, Ahmet Kaya’yı Anlatıyor: “Ahmet bu halk için öldü”

Mustafa Kaya
Daha önce hiçbir gazeteye Ahmet Kaya ile ilgili demeç vermediğini ancak Van, Hakkari ve Yüksekova’da gördüğü binlerce Ahmet Kaya’nın bu fikrini değiştirmesine neden olduğunu belirten Kaya kendi hikayesini ve Ahmet Kaya’nın hikayesinden kesitler anlattı:

Devamı…Ahmet Kaya’nın Abisi Mustafa Kaya, Ahmet Kaya’yı Anlatıyor: “Ahmet bu halk için öldü”

Murathan Mungan: “Herhalde Türk medyası hiç bu kadar onursuz olmadı”

Murathan MunganMurathan Mungan’ın Hürriyet Pazar’dan Zeynep Miraç’a verdiği söyleşinin şöyleşide: İşlerinden olan gazeteciler için “Bazı gazeteciler sınav veremeyecek kadar dışarıya süpürüldüler” derken kalanlar için de “Bundan daha önce uyguladıkları taktikleri uyguluyorlar. Hayatta, ayakta ve villalarda kalma taktiği” ifadesini kullandı. Mungan, gazetecilerin tavrı için “Herhalde Türk medyası diyebileceğim kurum, meslek hayatının hiçbir döneminde bu kadar onursuz olmadı. Kendilerine bu kadar hazırlıksız yakalanmaları beni şaşırttı diyemeyeceğim” dedi.

Devamı…Murathan Mungan: “Herhalde Türk medyası hiç bu kadar onursuz olmadı”

Yıldırım Türker: “Devlet zaten tarihi boyunca Kürt illerinde insansız hava aracı olarak varolmuştur.”

“Başbakan ertesi gün yorgun bir kibirle halkın karşısındaydı. Devleti 35 sivili savaş uçaklarıyla bombalayarak katletmişti ama onun derdi hâlâ ‘Devlet kendi halkını bombaladı’ başlığıyla haberi veren gazeteyle idi. Basının kulağını çekip hizaya getirmişliğiyle yetinmeyecekti elbet. Herkes susmalı, bütün basın onun ağzına bakmalıydı.
Nitekim bu katliam basınımızın ne özgür bir mal olduğunu bir kez daha dünya âleme gösteriyordu. Türk televizyonları tam 12 saat katliam haberini seyircilerinden saklamayı başardı. Şırnak Valisi’nin açıklaması bile ekranlara yanaşamadı. Dünya basınının gördüğünden, Türk basını gözlerini kaçırıyordu. Basınımız ertesi gün de soğukkanlılığın şahikasını sergileyecekti. Birgün gazetesinden Ahmet Meriç Şenyüz, haberine ‘İnsansız Haber Aracı!’ başlığı atmış. Mükemmel, değil mi? “

Devamı…Yıldırım Türker: “Devlet zaten tarihi boyunca Kürt illerinde insansız hava aracı olarak varolmuştur.”

Medyada fanatizm üzerine bir söyleşi – Esra Arsan, Mete Çubukçu ve Ragıp Duran

Ragıp Duran: İsterseniz önce “fanatizm” sözcüğü üzerinde duralım. Birincisi, aslında çok kullanılan bir kelime değil fanatizm. Medyada fanatizm ya da medya fanatizmi dendiği zaman benim aklıma ilk gelen şey başta spor ve futbol fanatizmi olmak üzere, fanatizmin medya aracılığıyla yaygınlaşması. Elbette, işin kaçınılmaz olarak bir kuramsal ve akademik yanı, bir de pratik yanı var. Bu pratik düzeyde ben fanatizm sözcüğünü biraz daha hafif bir anlamda, medyanın küçük sine qua non’ları olarak ele almak istiyorum. Mete Çubukçu’yla konuyu günlük pratik itibarıyla konuşacağız; Türkiye ve Ortadoğu medyasında ve elbette Avrupa medyasında da tabu, engel, olmazsa olmaz dediğimiz şeyler gazetenin çalışma tarzı içinde ne şekilde tezahür ediyor, bunu ele alacağız. Ama, bunun yanı sıra, fanatizm deyince mutlaka yoğun bir tutku ve bir tabu da söz konusu. Özellikle son dönemde yükselen milliyetçilik de geliyor akla, ama zaten milliyetçilik, 1923’ten beri Türk medyasının neredeyse bütününde baskın. Yani o ideolojik üretimin içeriğinden, niceliğinden çok mekanizmalar ilgimi çekiyor. Çünkü o üretimi sağlayan aslında o mekanizmalar. Yani, fanatik olmayan, fanatizmden arındırılmış birtakım mekanizmalar olsa, üretim de farklı olur. Bir örnek vereyim. Ben Nezih Demirkent zamanında Hürriyet’te çalıştım.

Devamı…Medyada fanatizm üzerine bir söyleşi – Esra Arsan, Mete Çubukçu ve Ragıp Duran

Yaşar Kemal: Kürt sorunu ile oynamayın, Orhan Pamuk: Baskıcı toplumlarda değişim birden olur

Çağdaş Gazeteciler Derneğince düzenlenen (ÇGD) ”2010 Yılının Başarılı Gazetecileri” yarışmasında ‘Özel Onur Ödülü’ne layık görülen yazar Yaşar Kemal, gönderdiği mektubunda gazetecilere yönelik baskılara dikkat çekerek medyaya da eleştiriler yöneltti: “Bizde basından gereğinden fazla korkuluyor. Basın da kendisinden korkuyor. O da kendi kendini eleştiremiyor.” Türk medyasına gazetecilik ilkelerini hatırlatan Kemal, “Gazete haber verir. Gazete öğretir. Gazete okuyucunun nabzına göre şerbet vermez. Gazete okuyucularını kışkırtmaz. Kol gibi harflerle manşetler vererek, bir spor karşılaşmasını en büyük ulusal olay durumuna sokmaz. Kürt sorunu gibi büyük ulusal sorunlarla oynamaz. Doğa kırımı gibi ülkenin geleceğiyle ilgili konularda gerçekleri saptırmaz” dedi.
Öte taraftan Almancaya çevrilen “Cevdet Bey ve Oğulları” adlı romanının tanıtımı için Almanya’nın Hamburg kentinde düzenlenen okuma etkinliğine katılan Orhan Pamuk: “Baskıcı toplumlarda değişim birdenbire olur” dedi. Pamuk, Birdenbire olmak zorunda olmasını “Yavaş yavaş yaparsanız, yavaş yapanları içeri alırlar” diyerek gerekçelendirdi.

Devamı…Yaşar Kemal: Kürt sorunu ile oynamayın, Orhan Pamuk: Baskıcı toplumlarda değişim birden olur

Medyada Kürtleri AKP kürdü ya da Liberal Kürt, Türkleri emekli paşa ve büyükelçiler temsil ediyor

Demokratik Özerkliğin Türkçe Medyası – Ragıp Duran
DTK’nın Demokratik Özerklik projesi/taslağı tartışmaya açıldı. Ama egemen medyanın kimi yapısal, kimi konjonktürel hastalıkları/olumsuzlukları nedeniyle memlekette doğru dürüst bir tartışma yok. Neden? Ne yapılabilir?
Demokratik Toplum Kongresi (DTK), 19 Aralık tarihinde Diyarbakır’da, Kürt meselesinin çözümü için, tartışılmak üzere bir belge /manifesto taslağı yayınladı. 5 sayfalık bu belgenin tam metnine ben bir tek ANF’nin internet sitesinde rastladım.
O gün bugün özellikle akşamları televizyonlarda bu mesele hakkında tartışma programları yayınlanıyor. Gazetelerde de konuya ilişkin yığınla yazı, görüş, yorum yayınlandı.
Ne var ki, tartışmaya açılan metin, tartışılmıyor. Çünkü
– Bizde demokrat ve özgür bir tartışma kültürü halen gelişemedi.
– Türkiye’de Kürt meselesi konusunda gerçek anlamda bağımsız uzman çok az, onlar da zaten televizyona pek çıkmıyor.

Devamı…Medyada Kürtleri AKP kürdü ya da Liberal Kürt, Türkleri emekli paşa ve büyükelçiler temsil ediyor

Medya neden ve nasıl ele geçirildi? – Merdan Yanardağ

Başta Hürriyet gazetesi olmak üzere, Doğan Grubu gazete ve televizyonlarından çok sayıda gazetecinin ya işine son verildi ya da istifaya zorlandı. Gazetecilik anlayışları ve çizgileri bir yana, AKP’ye muhalefet ettikleri tartışılmaz olan Emin Çölaşan, Necati Doğru, Bekir Coşkun gibi etkili isimler gazetelerinden ayrıldılar.

Fethullah Gülen cemaatine ait gazete, televizyon, radyo ve dergiler olmak üzere, islamcı medya AKP hükümeti döneminde büyük bir mali ve teknolojik güce ulaştı.

Devamı…Medya neden ve nasıl ele geçirildi? – Merdan Yanardağ

İslam mı? O dediğin, sosyalizmdir – Ece Temelkuran

Önceki gün Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Latin Amerika Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin düzenlediği bir toplantıya katıldım. Merkezin başkanı Doç. Dr. Mehmet Necati Kutlu’nun yönettiği oturumda diğer konuşmacı Venezuela Büyükelçisi Raul Jose Betancourt Seeland’dı. Latin Amerika ve Venezuela’daki Chavez sonrası değişim, dönüşüm konuşuldu.
Konuşulurken efendim, nihayet sorulara geçildi ve ben son zamanlarda sıkça yazıp söylediğim bir meseleyi tekrar etmek gereği duydum. Çünkü Ankara soğuktu. Çünkü TEKEL işçileri Nuh diyor, peygamber demiyordu. Çünkü biz görmüyorduk bu ülkedeki imkânı. Çünkü genç arkadaşlardan biri “Nasıl olacak bu işler?” mealinde bir soru sormuştu.

Devamı…İslam mı? O dediğin, sosyalizmdir – Ece Temelkuran

Ahmet Altan: Hiç bu kadarını… bekliyorduk

Valla sizi bilmem ama Recep İvedik’li, “şaşkın pelivanlı” Turkcell reklamları bizim yazıişlerini çok eğlendiriyor.
O reklamlar haber kanallarında çıkınca durup izliyoruz.
Her seferinde de gülüyoruz.
Son favorimiz, ayağında beyaz çorapları ve terlikleri, üstünde mavi eşofmanı, boynunda madalyalarıyla bir dükkâna giren “pehlivanın”, gördüklerini övmek için “hiç bu kadarını” dedikten sonra durup “bekliyordum” diye eklemesi.
Bu laf yaşadıklarımıza çok uyuyor.
Birçok olayda, “hiç bu kadarını” deyip bir düşündükten sonra lafı “bekliyorduk” diye bitiriyoruz.

Devamı…Ahmet Altan: Hiç bu kadarını… bekliyorduk

Medya-İktidar İlişkilerinin Tarihsel Gelişimi

Kitle iletişim araçları kapitalist toplumlarda egemen ideolojilerin söylemleri içinde “dünyayı tasnif etme” ideolojik çalışmasını sürekli olarak gündeme getirir… Kendi anlamlandırma biçimini, ideolojisini tüm toplumsal pratikler içinde yeniden üretir.
Kitle iletişimi araştırmalarının incelendiği üç dönemden ilki, 1910’larda başlayıp 1940’a kadar süren evredir; bu evrede, kitle toplumunun ortaya çıkması, 1.Dünya Savaşı döneminde kitle iletişim araçlarının propaganda ve manipülasyon amaçlı kullanımları ve totaliter rejimlerin yükselişi gibi etmenlerin etkisiyle, güçlü medya karşısında pasif, “atomize olmuş kişiler” görüşünün başatlık kurduğu söylenir.

Devamı…Medya-İktidar İlişkilerinin Tarihsel Gelişimi