Semavî kitapların emri: Öldürmeyeceksin – Cemil Meriç

Kanun, eski Yunan’dan beri “büyük sineklerin yırtıp geçtiği, küçüklerin takılıp kaldığı bir örümcek ağı” Avrupalı için. Machiavelli, insanlığı ikiye ayırır: tarihi yapanlar, tarihin malzemesi çobanla sürü. Katili göklere çıkarır, Sade, ayak takımının peşin hükümlerinden sıyrılmış bir gerçekçi olarak alkışlar. 

Devamı…Semavî kitapların emri: Öldürmeyeceksin – Cemil Meriç

Dostoyevski: İnsanlar aklın gösterdiği yoldan gitmeye bir türlü alışamamıştır

Söylesenize, insanların kötülük yapmasının gerçek çıkarlarını bilmemelerinden ileri geldiğini ilk ortaya atan kimdir; aydınlanan insanın gerçek çıkarını görünce, kötülük yapmayı hemen bırakıp iyi ve onurlu biri olacağını, çıkarının sadece iyilik yapmakta olduğunu anladığı ve hiç kimse de kendi çıkarına aykırı davranmayacağı için hep iyilik yapmak zorunda kalacağını ilk kim uydurdu? 

Devamı…Dostoyevski: İnsanlar aklın gösterdiği yoldan gitmeye bir türlü alışamamıştır

Psikoanalitik Kuram’ın Kurucusu Freud’a Göre İnsanoğlunun Mutluluğa Ulaşma Olasılığı

Sigmund FreudPsikanaliz yönteminin yaratıcısı Sigmund Freud (1856-1939), hayatının büyük kısmını Viyana’da geçirmiştir. Tıp eğitimi alan Freud daha sonra psikolojik vakalar üzerinde yoğunlaşmıştır. Birçok nevrozun güçlü bilinçaltı etkenlere bağlı olduğunu deneysel olarak keşfetmiştir ve bilinçaltı etkenleri bilinçlilik alanına taşımayı amaçlayan psikanaliz tekniklerini geliştirmiştir.

Devamı…Psikoanalitik Kuram’ın Kurucusu Freud’a Göre İnsanoğlunun Mutluluğa Ulaşma Olasılığı

Türk-İslam mahallesinde barış mümkün mü? – Josef Kılçıksız

muslumanMahalle, toplum içinde aralarında geçiş olmayan bölmeler ve sekter adacıklar şeklinde kendini belli eden bir olgu ve göksel ve dünyevi makinaların (Allah, Din, Kitap, Aile) operasyonel olduğu bir yer.
Despotik bir imleyene bağlı ahlak kodlarının dışında bir yaşam tarzının pek mümkün olmadığı mahalle, aslında bireyde arzunun akışkanlığını kesen bir habitat biçimi.

Devamı…Türk-İslam mahallesinde barış mümkün mü? – Josef Kılçıksız

Şiddet ve Medeniyet: Fiziki Şiddet Üzerindeki Devlet Tekeli ve Bunun İhlali – Norbert Elias

Norbert EliasMedeniyet hiçbir zaman tamamlanmış değildir ve sürekli olarak tehlike altındadır. Tehlike altındadır, çünkü medeni davranış standartlarının korunması, görece istikrarlı bir bireysel özdisiplin düzeyi gibi belirli koşulları gerektirmektedir. Bu koşullar da karşılık olarak, mal ve hizmetlerin tedariki, alışılmış bir yaşam standardının korunması ve özellikle de toplumsal edilginleştirme -yani, çatışmaların devlet aracılığıyla şiddete dayalı olmaksızın giderilmesi- gibi özel toplumsal yapılarla ilişkilidirler. Ancak toplumun içeriden edilginleştirilmesi, daima toplumsal yaşamın normal olayları arasında yer alan ve edilginleştirici kurumların çözmeye çalıştığı toplumsal ve kişisel çatışmaların tehdidi altında bulunmaktadır. Gizli ön kabullere bağlı olarak, toplumsal yaşamdaki bu fiziki şiddet sorunu -edilginleştirme ile şiddet arasındaki gerilim sorunu- çoğu kez gözlemlenebilir bağlamlara gereken özeni göstermeyen bir biçimde incelenmiştir. Şu iki yaklaşımı alın.

Devamı…Şiddet ve Medeniyet: Fiziki Şiddet Üzerindeki Devlet Tekeli ve Bunun İhlali – Norbert Elias

Hikmet Kıvılcımlı: İstanbul’un kapıları içeriden Hıristiyanlar ve Musevîler eliyle açılmıştır

Hikmet kivilcimliİstanbul’un fethini sırf bir Müslümanlık ve Hıristiyanlık savaşına bağlamak, en az beş yüz yıl evvelki kafa ile düşünmek olur. İstanbul’un fethi bir dinin öteki dine karşı zaferi değil, ilerlemenin gerilemeye karşı zaferidir. Din, kadim savaşlar için başta gelen bir bayraktır. Ama sade bir bayrak… Bugün de bayrak, harbin sebebi değil, dövüşen ülkülerin elle tutulur sembolüdür. Fetih savaşlarındaki dini esbab-ı mucibeler kimseyi aldatamaz. Din gayretleri, tezatlı tarih hengâmelerini güden derin maddî kanunların satıhta yüzen sembolik ifadelerinden ibarettir. Onun için, ancak medeniyet tarihinin bütünlüğünü kavramayanlar, İstanbul’un fethini bir Müslümanlık ve Hıristiyanlık çarpışması derecesinde küçültebilirler.

Devamı…Hikmet Kıvılcımlı: İstanbul’un kapıları içeriden Hıristiyanlar ve Musevîler eliyle açılmıştır

Ulus devlet, ilerleme ve medeniyet adına: Modernite ve Barbarlık – Wolfgang Sofsky

Wolfgang SofskyToplumsal ve teknolojik değişimler ne kadar başarılı olsalar da, insanoğlunun ahlaki donanımı bundan hiç etkilenmedi. Tarih bazı şeyleri değiştirir ama her şeyi değiştirmez. Teknoloji ve örgütlenme, özü sabit kalan potansiyellerimizi birkaç katına katladı sadece. Modernitenin zekası, disiplini ve rasyonelliği insanın yapısını, fıtratını değiştirmediler; yalnızca yıkıcı hayal gücünü tarifsiz ölçüde güçlendirdiler. Daha da kötüsü: Medeniyet fikri aşırı şiddetin meşrulaştırılmasına da alet edildi. Avrupalı devletler güneydeki “vahşilerin” kökünü kurutmak için ulus-devlet adına, ilerleme adına, medeniyet adına toplarını, tüfeklerini, donanmalarını ve lejyonlarını balta girmemiş ormanlara ve sıcak çöllere göndermekte beis görmediler. Sömürgeciler ahlaki üstünlük ve misyonerlik aşkına devasa kültürleri ve halkları yok ettiler.

Devamı…Ulus devlet, ilerleme ve medeniyet adına: Modernite ve Barbarlık – Wolfgang Sofsky

“Nasıl bir maneviyat peki bu? Ne medeniyeti?” AKP, Cemaat, Dershane, Kız-Erkek – Tanıl Bora

kadın-erkekTürkçü ırkçılığın ve ‘otantik’ Türk faşizminin fikrî önderi Nihal Atsız, kızlarla erkeklerin ayrı okuması (kadın öğretmenlerin de erkek talebeden uzak tutulması) procesini ortaya atmıştı. Onun meselesi, erkeklerin kızlarla temas yüzünden yumuşaklaşmasına ve Atsız’ın hayatın anlamı saydığı savaşçı güdülerinin zayıflamasına engel olmaktı. Erkeğin ‘özünü’ hakimiyet güdüsünde gören bu maçizm, faşizmle eklemlenmekten çıkmış ve sosyal Darwinist radikalizminden soyunmuş olarak, 1990’larda Anglosakson dünyasında da ortaya çıkmıştı.

Devamı…“Nasıl bir maneviyat peki bu? Ne medeniyeti?” AKP, Cemaat, Dershane, Kız-Erkek – Tanıl Bora

Prof. Dr. Yasin Ceylan: Kürtçe’nin yasaklı olmasına rağmen canlılığını koruması, şaşılacak bir hadise

Bir ulusun dili olarak Kürtçenin kullanımı, ‘Mem u Zin’i esas alırsak, diğer ulusal diller ile aynı zamanlara düşer. Devleti olan bir ulusun dili olmadığı için, yazılı metinler bakımından, diğer ulusal dillere kıyasla geri kaldı. Ancak gerek Kuzey Irak’taki okul ve üniversitelerde kullanılan literatür ve gerekse diasporadaki Kürtçe yayınlar, bu eksikliği bertaraf ediyor. Son zamanlarda yaptığım incelemelerde, Kürtçenin fevkalade esnek bir dil olduğunu, yeni kelime yaratmada birçok kolaylık sağladığını gördüm. Hele yüzyıla yakın bir zamandır yasaklı bir dil olmasına rağmen canlılığını koruması, Kirmanci lehçesiyle konuşan çoğunluğun, coğrafi uzaklık ve diğer engellemelere rağmen birbirlerini anlamaları, şaşılacak bir hadise. Kürtlerin folk kültür ve gelenekler yönünden, bölgenin en eski ve zengin bir kavmi olduğu, birçok araştırmacının ortak kanaati.

Devamı…Prof. Dr. Yasin Ceylan: Kürtçe’nin yasaklı olmasına rağmen canlılığını koruması, şaşılacak bir hadise

İsmail Beşikçi’den Bülent Arınç’a Cevap: Medeniyet Kürdleri Asimile Etmek midir?

Hem Kürdçe’nin geri kalması, asimilasyonu için baskı zulüm yapacaksın, hem de, “Kürdçe çok geridir, medeniyet dili değildir, eğitim dili olamaz…” diyeceksin. bu çok pişkince bir tutum, şaşırtıcı bir tutum.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Türkçe’nin medeniyet dili olduğunu söylüyor. Kürdçe’nin medeniyet dili olmadığını söylüyor. “Kürdçe ilkel bir dildir”demek istiyor. Kürdçe’yi yasaklıyorsun, Kürdleri asimile etmek için her türlü baskıyı zoru kullanıyorsun. Medeniyet bunun neresinde? Devletin ideolojik ve zorlayıcı baskı araçlarını bu yönde kullanıyorsun. Etkin ve sistematik bir şekilde kullanıyorsun, medeniyet bunun neresinde? Kütüphanelere girip Kürdçe kitapları, gazeteleri, dergileri ayırıp öbek öbek yakıyorsun, imha ediyorsun Katalogları değiştiriyorsun. Medeniyet bunun neresinde?

Devamı…İsmail Beşikçi’den Bülent Arınç’a Cevap: Medeniyet Kürdleri Asimile Etmek midir?

Fiziki Şiddet Üzerindeki Devlet Tekeli ve Bunun İhlali | Şiddet ve Medeniyet – Norbert Elias

Norbert EliasMedeniyet hiçbir zaman tamamlanmış değildir ve sürekli olarak tehlike altındadır. Tehlike altındadır, çünkü medeni davranış standartlarının korunması, görece istikrarlı bir bireysel özdisiplin düzeyi gibi belirli koşulları gerektirmektedir. Bu koşullar da karşılık olarak, mal ve hizmetlerin tedariki, alışılmış bir yaşam standardının korunması ve özellikle de toplumsal edilginleştirme -yani, çatışmaların devlet aracılığıyla şiddete dayalı olmaksızın giderilmesi- gibi özel toplumsal yapılarla ilişkilidirler. Ancak toplumun içeriden edilginleştirilmesi, daima toplumsal yaşamın normal olayları arasında yer alan ve edilginleştirici kurumların çözmeye çalıştığı toplumsal ve kişisel çatışmaların tehdidi altında bulunmaktadır.

Devamı…Fiziki Şiddet Üzerindeki Devlet Tekeli ve Bunun İhlali | Şiddet ve Medeniyet – Norbert Elias