Martin Heidegger’den Hannah Arendt’e: Bahçedeki bütün çiçekler, kiraz ağaçları da seni selamlıyorlar

hannah-arendtHannah,
Hangisi daha güzel, fotoğrafın mı yoksa mektubun mu? Sadece sen ve gönderdiklerin. Sen buradayken ışıldamaya başlayan ve karşıya geçerken yüzünde beliren şey fotoğrafta duruyor hâlâ. Bunu tanımlamayı beceremem. Fakat siz Elfride ile birbirinize sarıldığımızda, ışığı odama düşen sevginin muhatabı olan sevgilidir bu. Şimdi biz yavaş yavaş bize olan şeyi benimseyeceğiz.

Devamı…Martin Heidegger’den Hannah Arendt’e: Bahçedeki bütün çiçekler, kiraz ağaçları da seni selamlıyorlar

İnsanın Kendisi Olamayışı: Günlük İnsan ve “Onlar” Alanı – Martin Heidegger

Martin HeideggerSıradan olma, herkes alanını oluşturan özelliklerinden biridir. Herkes alanı, varlığını ancak sıradan olma ile korur. Neyin yapılıp yapılmaması gerektiği, neyin geçerli neyin geçersiz olduğu, sonuç ve başarının nasıl elde edileceğinin ölçülerini veren sıradan olma, bu ölçülerle herkes alanını ayakta tutar. Neyin göze alınabileceğinin sınırlarının önceden çizilmişliğinde, sıradan olma, önce çıkmak isteyen her türlü kural dışı’lığı gözetim altına alır. Her türlü üstünlük sessizce bastırılır. Özgün olan her şey hemen alışılagelmiş’in, çoktan bilinen’in düzeyine indirilir. 

Devamı…İnsanın Kendisi Olamayışı: Günlük İnsan ve “Onlar” Alanı – Martin Heidegger

Martin Heidegger,’in Varlık ve Zaman’ında Saklı Olan Nazi İdeolojisi – Doğan Göçmen

Domenico Losurdo, Cemaat, Ölüm, Batı: Heidegger ve Savaş İdeolojisi başlıklı kitabında bize, Almanya’da Birinci Dünya Savaşı öncesinde ve sonrasında oluşan ve “savaş-ideolojisi” üst-kavramı altında topladığı bir kavramlar katalogu sunuyor.  Savaş ideolojisinin çıkış noktası, “1789 Düşüncesi”nin eleştirisi ve bunun karşısına “1914 Düşüncesi”nin konmasıdır. Aşağıda sergileyeceğimiz kavramların tümü “1914 Düşüncesi” çerçevesinde formüle edilmiştir ve hem Nazi-ideolojisinin temel taşlarını ve Varlık ve Zaman’ın üzerinde kurulu olduğu kavramlar silsilesini oluşturuyor.

Devamı…Martin Heidegger,’in Varlık ve Zaman’ında Saklı Olan Nazi İdeolojisi – Doğan Göçmen

Faşizmi Destekleyen felsefeci Martin Heidegger, Nazizm ve Felsefe – Doğan Göçmen

Uzun yıllardan sonra Türkiye felsefecileri (ve genel olarak aydınları) arasındaki sohbet ve tartışmalara yakından kulak misafiri olduğumda, Martin Heidegger isminin hiç tereddüt etmeden telaffuz edildiğini görmek, ondan genellikle olumlu, bazen de tarafsız olarak bahsedildiğine şahit olmak beni şaşırtmıştı. Kimisi Hegel’i Heidegger açısından yorumlamaya koyulduğunu söylüyordu, kimisi Heideggercilerle Marksistlerin birleştiğini ilan ediyordu, kimisi ise Heidegger’i özgürlükçü düşünürler arasına katıyordu. Postmodernist sistem eleştirilerinin etkisinde kalıp özgürlükçü bir felsefe kurmak için Heidegger lehine Marx’tan vazgeçilmesini savunanlar da yok değildi.

Devamı…Faşizmi Destekleyen felsefeci Martin Heidegger, Nazizm ve Felsefe – Doğan Göçmen

Martin Heidegger düşününde varlık ve zaman – Mert Sarı

“Yaşam ölüme giden dolanbaçlı bir yoldur” (Heidegger )
Bu ve izleyen bir kaç yazımızda düşün yapıtları üzerindeki ateşli tartışmaları bir türlü dinmek bilmeyen Martin Heidegger’i (1889–1976) ele alacağız. Martin Heidegger; Hegel, Marks, Nietzsche, Freud Frankfurt Okulu üyeleri ile birlikte en çok tartışılan yüksek kişiliklerden bir tanesidir. Böylesine ince kıvrımlarla bezenmiş bir düşün yapısını bir kaç yazının sınırları içerisinde tüketmeye kalkışmak bizi kaçınılmaz olarak bir vulgarizasyona (basitleştirme) zorunlu kılacak. Neylersiniz ki çağımız tümden bir vulgarizasyon ve banalite (bayağılaştırma) çağı. İlkin Heidegger’in başyapıtı sayabileceğimiz ve 1927 ‘de felsefe ve görüngübilim yıllıkları içersinde yayınlanan “varlık ve zaman” yapıtına değineceğim. Kanımca Heidegger, insanın, evren, toplum, hayat karşısındaki konumunu en anlamlı biçimde ortaya koymuş çözümlemiş bir düşünürdür. Türkçe bir sözcük olan yaşam sözcüğü yerine Arapça kökenli bir sözcük olan hayat sözcüğünü bilinçle seçmiş bulunmaktayım. Yaşam sözcüğü organizmanın canlılık yetisini dile getirirken hayat sözcüğü buna ek olarak onun varoluş bilincini anlatır. Ruhbilim, toplumbilim, insanbilim (antropoloji) de insanı betimleyen disiplinlerdir. Ancak hiçbiri onun evren, toplum, hayat karşısındaki bütünsel konumlanışını açıklayamaz. İlkin insan bir Dasein’dır, bir “orada” varlıktır. Da sözcüğü Alman dilinde orada anlamına gelen bir gösterme zamiridir. Sein sözcüğü de aynı dilde varlık demektir. İnsan varlığı bir “orada” varlıktır.

Devamı…Martin Heidegger düşününde varlık ve zaman – Mert Sarı

Modern insanın kaybolmuşluğu | Varlığı unutmak; Heidegger’de varlık sorununa kısa bir bakış

Ansızın – ve belki de tüm an’ların ötesinden ve berisinden – şu soru yükselir : Varlık nedir? Anlamsızca kulaklarımızda yankılanan, tekrarladığımız her an bizi daha da fazla unutmaya sürükleyen bu soru, belki de şu ana dek bir cevap bulamadı. Heidegger’in cevabı : Varlık Varlıktır. Görünürdeki totoloji, biz, Nietzsche’nin deyimiyle duyacak kulaklara sahip olmadıkça, gizemliliğini koruyor. Oysa, ‘Varlık Varlıktır’ cümlesini, dilin içerisinde kendisini duyuran bir sesleniş olarak duymak yerine, bir önerme olarak kabul ettikçe, kendimizi özgün olmayan, düşünmeyen düşüncenin kollarında buluyoruz. Öyleyse ne yapmak gerek?

Devamı…Modern insanın kaybolmuşluğu | Varlığı unutmak; Heidegger’de varlık sorununa kısa bir bakış

Martin Heidegger Felsefesinde Ölüm Problemi – Yrd. Doç. Dr. Talip Karakaya

Düşünce tarihi bize ölüm fenomeninin insanın var oluşundan itibaren en önemli problemleri arasında yer aldığını gösterir. Bunun en belirgin örneğini “felsefe yapmak, ölmeyi öğrenmektir” diyen İlkçağın büyük düşünürlerinden biri olan Platon’da görmekteyiz. Ölümün Martin Heidegger’da konumuna geçmeden önce onunla ilgili soruların bazılarını ortaya koymak gerekiyor: Ölüm nedir? Ölüm gerçekten yok oluş mu? Yoksa yeni bir hayatın başlangıcı mı? Ölüm korkusu nedir ve bizi niçin etkiler? Daha açık bir ifadeyle teorik olduğu kadar pratik bir vakıa olan ölüm materyalistlere ve spiritualistlere göre nedir? Heidegger’ın ölüm hakkında düşünceleri nelerdir? Ölümü nasıl açıklamaktadır?…

Devamı…Martin Heidegger Felsefesinde Ölüm Problemi – Yrd. Doç. Dr. Talip Karakaya

Varoluşçu Düşünürlerde Yaşamın Ayrılmaz Bir Parçası Olan Ölüm ve Ölüm Problemi

Varoluşçu Düşünürlerde Ölüm Problemi Veya Martin Heidegger ve Jean-Paul Sartre’da Ölüm Problemleri; İnsanlık tarihine baktığımızda ölüm, insanın varoluşundan itibaren en önemli fenomenleri arasında yer almış ve yer almakta alan fenomenlerden biridir. Bunun en belirgin örneğini “Felsefe yapmak, ölmeyi öğrenmektir” diyen İlkçağın en büyük düşünürlerinden biri olan Platon’da görmekteyiz.
Ölümün varoluşçu düşünürlerde konumuna geçmeden önce onunla ilgili soruların bazılarını ortaya koymak gerekiyor: Ölüm nedir? Ölüm gerçekten yok oluş mu? Yoksa yeni bir hayatın başlangıcı mı? Ölüm korkusu nedir ve bizi niçin etkiler? Daha açık bir ifadeyle teorik olduğu kadar pratik bir vakıa olan ölüm materyalistlere ve spiritualistlere göre nedir? Varoluşçu düşünürlerin ölüm hakkında düşünceleri nelerdir? Ölümü nasıl açıklamaktadırlar?… işte tüm bu soruları ve benzerlerini Martin Heidegger ve Jean-Paul Sartre felsefesinde ele alacağız.

Devamı…Varoluşçu Düşünürlerde Yaşamın Ayrılmaz Bir Parçası Olan Ölüm ve Ölüm Problemi

Martin Heidegger’den Esinle Otantik Varoluş Olanağı Aranışı – 1


Martin Heidegger günübirlik bir yaşamın tekdüze ve sıkıcı görünümlerini etkili bir biçimde betimleyebilmiş bir düşünürdür. Ancak, buna almaşık bir otantik varoluş olanağını sınırlı bir ölçüde sergileyebilmiştir. Gerçekte daha ilkçağda Aristoteles insan varlığının kendisini açıp tamamlama ödevinin bulunduğunu savunuyordu. Düşünce tarihinde pek çok düşünür insanın daha yetkin bir varoluş biçimine evrilebileceği gizilgücüne vurgu yaptı.

Devamı…Martin Heidegger’den Esinle Otantik Varoluş Olanağı Aranışı – 1

Martin Heidegger: Hiçlik Olarak Varlık (Qu’est-ce que la Métaphysique?)

Martin Heidegger1933 yılında Naziler’in iktidara gelmesiyle Heidegger Nazilere katıldı. Bu dönemde Freiburg Üniversitesinde rektör oldu. Heidegger’in bu dönem boyunca izlediği politika her zaman tartışma konusu olmuş ve onun çalışmalarının değerlendirilmesine gölgeler düşürmüştür. Nazilere katıldığı gerekçesiyle 1945’te üniversiteden uzaklaştırıldı ama sonra 1952’de yeniden üniversiteye dönebildi. Daha sonra yanlış yaptığını söylemesi de üzerine düşen gölgelerin sona ermesini sağlamamıştır, ancak bununla birlikte onun teorik çalışmalarının değeri her zaman kendini buna rağmen korumuş ve felsefe açısından önemli yerini muhafaza etmiştir.

Devamı…Martin Heidegger: Hiçlik Olarak Varlık (Qu’est-ce que la Métaphysique?)