Sabahattin Ali: Yalancının en büyük azabı, kimsenin ona inanmaması değil, kendisinin kimseye inanmaması imiş

Sabahattin AliMeğer ne büyük günah işlemişiz! Kanunlu, kanunsuz baskılar altında ezile ezile pestile döndük. Bugünün itibarlı kişileri gibi, kese doldurmadık, makam peşinde koşmadık. İç ve dış bankalara para yatırmadık, han, hamam, apartman sahibi olmak, sağdan soldan vurmak ve milleti kasıp kavurmak emellerine kapılmadık. Bütün kavgamızda kendimiz için hiçbir şey istemedik. Yalnız ve yalnız, bu yurdun bütün yükünü omuzlarında taşıyan milyonlarca insanın derdine derman olacak yolları bulmak istedik.
Bu ne affedilmez suçmuş meğer! Neredeyse, yoldan geçerken arkamızdan bağıracaklar: “Görüyor musun şu haini! İlle de namuslu kalmak istiyor ve ahengimizi bozuyor… “

Devamı…Sabahattin Ali: Yalancının en büyük azabı, kimsenin ona inanmaması değil, kendisinin kimseye inanmaması imiş

Sabahattin Ali: “İlk yazımı bastırmak için o kadar uğraşmıştım ki, çıkınca heyecan bile duymadım”

Sabahattin Ali8 Ekim 1935 Yılında Sabahattin Ali ile Yapılmış Bir Anket:

Bay Sabahattin Ali günün en kuvvetli hikayecisidir. Hikayelerini Değirmen isimli kitabında toplamıştır. Dağlar ve Rüzgâr isimli bir şiir kitabı da vardır. Kendisini Ankara’ya son gidişimde tanıdım. Anketimden bahsettiğim zaman, “Sorularınızı verin ben size karşılıkları yazar veririm. Zaten dört beş satırdan fazla tutmaz” dedi. Hakikaten beni hiç üzmeden karşılıkları yazdı ve gönderdi.
I – Edebiyata nasıl başladınız?
Kitap okuyarak.
II – İlk neşredilen yazınız ve bu neşir esnasındaki heyecanlarınız?

Devamı…Sabahattin Ali: “İlk yazımı bastırmak için o kadar uğraşmıştım ki, çıkınca heyecan bile duymadım”

Aziz Nesin Markopaşa’yı* anlatıyor: “Söz ağzımdan çıkar çıkmaz yüzümde müthiş bir şamar şakladı”

Aziz Nesin1946 yılı Temmuz ayında Esat Adil Müstecabi, Gerçek adlı günlük bir gazete çıkarıyordu. Ben, bu gazetenin sekreteri ve köşeyazarıydım. Gerçek yirmibeş sayı çıkabildi. Bigün, akşam gazeteyi hazırlarken, Emniyet Müdürlüğü Birinci Şubesi’nden basın yayın işlerine bakan Polis Hüseyin yönetimevine geldi. Sıkıyönetim Komutanlığı’nın gazeteyi kapatmış olduğunu bildirdi. Kendisinden yazılı emir istedik, yarım saat sonra da yazılı emri getirdi. Bu emirde kapatma nedeni bildirilmiyor, yalnızca Sıkıyönetim Komutanlığınca kapatılmasına gerek görüldüğü yazıyordu. Gerçek kapandıktan sonra işsiz kaldım. Gazetelerde düzeltmenlik için bile yaptığım başvurular geri çevirildi. O zaman üyesi olduğum Türkiye Sosyalist Partisi’nde parti işlerinde çalışıyordum.

Devamı…Aziz Nesin Markopaşa’yı* anlatıyor: “Söz ağzımdan çıkar çıkmaz yüzümde müthiş bir şamar şakladı”

Yazıncı-Aydın; Devrimci Öğretmen Sabahattin Ali – Rıfat Oymak

“Parazit aydınlarımız, bunlar balın üzerine üşüşen eşek anları gibidir. Bir araya geldiklerinde, konuşmakta adeta birbirleriyle yarışırlar. Başkasını değil ölülerle kendilerini överler. İçlerinden biri güzel bir söz söylerse, ötekiler niçin biz söylemedik diye üzülürler, gözlerini yere indirir, dudaklarını ısırırlar. Hem uşaklık etmek isterler hem de büyük adam gibi ün salmak isterler. Hiçbir zaman bir araya gelmezler. Böyle aydınların olup/olmaması pek kayıp sayılmaz. Görünmeye en az layık olduklarından saygısızca kendilerini gösterirler..”
L. Tolstoy

Devamı…Yazıncı-Aydın; Devrimci Öğretmen Sabahattin Ali – Rıfat Oymak

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org