‘İki cinsten birini suçlamak öbürünü bağışlamaktan çok daha kolaydır’ Kadın – Simone de Beauvoir

Simone de BeauvoirŞurası bir gerçek: bugün, ne erkekler ne de kadınlar birbirlerinden hoşnut değiller. Ama üstünde durulması gereken nokta, tepelerine çöken bir ilencin onları kedi-köpek gibi hiç durmadan çekişmeye mi ittiği, yoksa onları birbirine düşüren çatışmaların insanlık tarihinin geçici bir anını mı dile getirdiğidir. incelememiz boyunca gördük ki, bütün efsanelere rağmen, hiçbir bedensel yazgı, Erkek’le Kadın’ı sonsuz bir çekişmeye zorlamamaktadır: din kitaplarında adı geçen ünlü mantis böceği bile, başka yiyecek bulamadığı için ve türünü devam ettirebilmek üzere erkeğini yemektedir: en tepeden en dibe dek bütün hayvanlar bu sonuncu kaygıya bağlıdır zaten. Öte yandan, insanlık, bir tür olmaktan öte bir şeydir: tarihsel bir olgudur o; insanlık, doğal varoluşunu yükleniş biçimiyle belirlenir. Gerçekte, kötüniyetin en aşırısıyla yola çıkılsa bile, insan denen varlığın dişisiyle erkeği arasında salt bedensel açıdan bir düşmanlık, bir çekişme bulabilmek olanaksızdır.

Devamı…‘İki cinsten birini suçlamak öbürünü bağışlamaktan çok daha kolaydır’ Kadın – Simone de Beauvoir

Yılmaz Güney, Kadın Meselesi ve Kürt Sorunu’na nasıl bakıyordu?


Yılmaz Güney  ile yapılmış olan bu  şöyleşide Güney, kadının ezilmişlik sorunu için  Kadınların meseleyi sadece kadın erkek eşitliği, eşitsizliği üzerinden ele almak değil de sınıfsal kurtuluş açısından elle almaları gerektiğini belirterek aksi durumda Avrupa’daki hastalıklı duruma düşülebilir olduğuna dikkat çekiyor.  Kürt Sorunu için ise;  “Kürt sorunu, Türkiye ve Ortadoğu’daki devrim sorununun kilit noktalarından biridir. Kürt sorununu bugüne kadar Türk solu tarafından kuyruk bir sorun olarak görüldü. Yani esas olarak olaya bakarken işte “Biz Türkiye’de devrim yapacağız. Devrimden sonra size bir siyasi hak bağışlayacağız.” Halbuki; Marksist literatürde olsun devrimci demokrat literatürde olsun bağışlamak diye bir şey söz konusu değildir.” diyor.

Devamı…Yılmaz Güney, Kadın Meselesi ve Kürt Sorunu’na nasıl bakıyordu?