“Varlık kendiliğinden gerekliliktir” Hasan Sabbah ve Talimi Öğretisi – İsmail Kaygusuz

Hasan SabbahErken Nizari İsmaililerin İmamlık öğretisine özel bir ilgi gösterdiği ve kuramsal özelliklerini burada odaklaştırdığı açığa çıkıyor. Hasan bin Sabbah İsmaililere Talimiye doktrinini (Buyurucu/Eğitici öğreti) İsmaililere öğretti. Sünni gözlemciler, Alamut İsmaililerin yeni davayı (al-dava al-cedid) yansıttığı yönünde farklı bir izlenim geliştirdiler. Oysa yeni Talimi öğretisi, herhangi bir yeni öğretilerin mezhepsel formülasyonunu gerektirmiyordu; çünkü bu daha çok, İmam Cafer Sadık tarafından ‘İlim öğretisi’ olarak somutlaştırılmış, Şii İslam’ın temel ilkelerinin yeniden formüle edilmesiydi. İbn Tughri Birdi (ö.1470) “al-Nujum al-Zahira fi MulukMisr wa’l-Qahira” kitabında “Mısır’da Fatımi Halifeliği al-Muiz e daha sonra al-Mustansir Talim ilkelerini en geniş yaygınlıkta kullandılar” demektedir.

Devamı…“Varlık kendiliğinden gerekliliktir” Hasan Sabbah ve Talimi Öğretisi – İsmail Kaygusuz

Suçlamalar ve Çirkin Adlandırmalar, Hasan Sabbah’ın Alamut Yıllarından Bazı Ayrıntılar

Hasan SabbahSuriye İsmailileri için Haşişiyya sözcüğünü kulaktan öğrendikten sonra, Haçlılar daha fazla yalanlar ileri sürdüler. Dava’larını ölüm-kalım mücadelesi olarak her an omuzlarında taşıyan İsmaili fedailerinin korkusuz davranışları, dünyalık ödüllerden başka birşey için yaşamlarını tehlikeye nadiren atan Haçlıları fazlasıyla etkilemişti. Haçlılar İsmaili fedailerinin cesaret ve yiğitlikleriyle yarışmakta başarısız oldular. Bunun üzerine onların savaşa girmeden önce haşiş kullandıkları propagandasını yaydılar. Ancak onlar, haşişin neden olduğu sarhoşluğun, tehlikeli ve yiğitlik isteyen misyonlarını yerine getirmek ve sorumluluk yüklenmek için cesareti ateşleme eğiliminden doğan bir şiddetten ziyade, sadece bir çeşit tam vecd (çoşku) hali içerdiğini öğrenmeyi unuttular.

Devamı…Suçlamalar ve Çirkin Adlandırmalar, Hasan Sabbah’ın Alamut Yıllarından Bazı Ayrıntılar

Hasan Sabbah, Sufiler ve Haşiş Kullanımı Konusunda Tarihsel Gerçekler – İsmail Kaygusuz

Hashish (Haşiş) ya da Hashisha, cannabis sata olarak latinceleşen kenevir otu için kullanılan Arapça sözcük. Onun çok iyi bilinen bir çeşidi Hindistan keneviri ya da Cannabis Indica, uyuşturucu etkisinden dolayı eski zamanlardan beri Uzak Doğu?da kullanılmaktaydı. Hashish sözcüğünü açıklayan en erken söylem, Abu İshak Şirazi’nin (ö.1083) ?At-Tadhkirah fi?l Khilaf?ında bulunur. Hasiş kullanımı Suriye, Mısır ve diğer Müslüman ülkelerde 12 ve 13.yüzyıllar boyunca toplumun aşağı kesimlerinde artmıştı. Müslüman yazarlar tarafından, haşiş kullanımının ve kullanıcıların ahlak ve dinleri üzerinde etkili olduğunu betimleyen çok sayıda risaleler yazılmıştır.

Devamı…Hasan Sabbah, Sufiler ve Haşiş Kullanımı Konusunda Tarihsel Gerçekler – İsmail Kaygusuz

Alamut Bahçeleri, Hasan Sabbah ve İsmaili Fidaileri Üzerine Birkaç Söz – İsmail Kaygusuz

Alamut İsmaililerin tarihi çirkin bir biçimde sunulduğundan hep yanlış anlaşıldı. Yazık ki, Alamut çağı hakkında, hemen hemen hiç gerçek İsmaili kaynağına sahip olmayışımız çok üzücü bir durumdur. Günümüze kalan kaynakların çoğu, aldatıcı ve bölük pörçük söylenti bilgileri temel alan saldırgan kamplardan bize ulaşmıştır. Onların, içsel gerçekliği kanıtlamayı denemeksizin sadece görünüşteki yüzeysel değerler üzerinden alınmış bilgiler olduğu gözüküyor. Oysaki tarihin, bir masaldan ve bir hikayeden farklı olarak, ayrıca ispatlanması gerekir. Örneğin İsmailileri anlatan en eski kaynaklardan biri, fakat çok acımasız bir İsmaili karşıtı olan Cuveyni‟nin tarihidir. Gerçek İsmaili inanç ve geleneklerini çarpıtmaktan sorumlu olan odur.

Devamı…Alamut Bahçeleri, Hasan Sabbah ve İsmaili Fidaileri Üzerine Birkaç Söz – İsmail Kaygusuz

Hasan Sabbah’ın Selçuklu Saldırılarına Karşı Alamut Savunması – İsmail Kaygusuz

Selçukluların zorba yaklaşımı ve tehdidi Hasan bin Sabbah’ı, fedailerinden birine Sultan’ın yatağı üzerine, kabzasına kağıt sarılı bir hançer koydurdu. Kağıtta şunlar yazılıydı: “Senden çok uzakta Alamut kayalığı üzerinde yattığım seni aldatmasın, çünkü kendine hizmet için seçmiş olduğun kimseler de benim buyruğumdadır ve bana itaat ederler. Yatağına bu hançeri koyabilen biri, onu yumuşak kalbine de saplayabilirdi. Bu sana bir ihtar olsun!”
 Büyük bir dehşete düşen Sultan çok korktu. Kuşatmanın kaldırılmasını emretti e düşmanca planlarından azgeçti. 1123 yılı içinde Hasan bin Sabbah ile, Nizari İsmailileri Bağımsız Deleti’ni tanıyan bir barış andlaşması yaptı.

Devamı…Hasan Sabbah’ın Selçuklu Saldırılarına Karşı Alamut Savunması – İsmail Kaygusuz

Yaşamı çarpıtılmış önemli bir sahsiyet Hasan Sabbah ve Alamut İsmailileri – İsmail Kaygusuz

1. Alamut Öncesi Hasan Sabbah ve Kısa Yaşam Öyküsü
İsmaililerin Seyyidina Hasan bin Sabbah diye çağırdıkları Hasan Sabbah (Ali oğlu Muhammed oğlu Cafer oğlu el-Huseyin oğlu Muhammed oğlu el-Sabbah, el-Himyari) Kum kentinde doğdu. Ataları kendisinden altı kuşak önce Yemen’den gelip Küfe yakınlarında Himyari’de yerleşmiş. İran’a geçerek bir süre Kum’da kalan Sabbah ailesi, daha sonra Rey’de yaşamaya başlamışlar. Kısacası Hasan Sabbah İran’da doğup yetişmiş, Yemen kökenli Küfeli bir Araptır. Hasan Sabbah 17 yaşına kadar Oniki İmamcı Şii eğitimi almış. Ancak onyedisinde dai Amir Darrin’den el alıp, İsmaili dava’sına katılmıştı. İsmaili dava’sı üzerinde, propagandistler tarafından birçok kitaplar okutulup, eğitim derecelerinden geçirildikten sonra İmam Cafer oğlu İsmail’in İmamlığının ve onun ardıllarının yasallığına inandırılmış. Böylelikle Fatimi İsmaili dava’sınına kazanılmıştı. Mustansır üzerine ‘ahd (ikrar, yemin) töreninden’ geçerek, onun zamanın İmamı olduğunu kabul edip İsmailizmi kucaklamıştı. 1072’de İran’da görevli Rey’de oturan baş dai Abdul Malik el-Attaş’ın huzuruna çıkarılmış. Dava’ya yeni girmiş biri olarak kendisine görev verildi. Onu Mısır’a gönderen de baş dai el-Attaş olmuştur. Böylelikle 30 yıl önce Nasır Husrev’in yaptığı gibi Fatimi dava’sının merkezi karargâhını ziyaret etmiş olacaktı.

Devamı…Yaşamı çarpıtılmış önemli bir sahsiyet Hasan Sabbah ve Alamut İsmailileri – İsmail Kaygusuz