Gülten Akın: Karanlığı sevmem, ben olsaydım akşamın bütün ışıklarını yakardım…

Gülten AkınKaranlığı sevmem, ben olsaydım
akşamın bütün ışıklarını yakardım
odaya dışardan bakıyorum, bir kadın
hemen kalkacakmış gibi koltuğun ucunda
yandan eğilmişsin
yüzün yüzüne yakın, elin kadının omzunda
o ben miyim? nice eski ki unuttum
öyle diyor kadın başı önünde
“senden yoruldum”

Devamı…Gülten Akın: Karanlığı sevmem, ben olsaydım akşamın bütün ışıklarını yakardım…

Gülten Akın: Beni sorarsan/ Kış işte/ Kalbin elem günleri geldi

Gülten Akın“Ben İkinci Dünya Savaşı’nı gördüm ve 90’lara geldiğimiz zaman bile ben bu yaşamın daha güzel olabileceğine dair bir takım umutlar besledim. Bakın yaşam nedir? Yaşam gerçektir, yaşam düştür. O ikisi bir açıyı taşısalar da yaşam bu ikisi birlikteyken ancak yaşamdır. O ikisini birbirine yaklaştıracak şey de yani düşten gerçeğe insanın geçebilmesini sağlayan şey de umuttur. Bu umut kaybolduğu, gerçekle düşün arası çok açıldığı zaman tam bir trajedi oluşuyor. İnsan yaşamında, ilişkilerinde, dünya ile insan arasında bir bölünme, parçalanma oluşuyor. Ve şiddet buradan çıkıyor. Düş’ün yaşama dönüşebileceği umudu olmadığı zaman bu şizofrenik bir bölünmeye sebep oluyor. İşte dünyanın ve insanların sorunu bence burada.”

Devamı…Gülten Akın: Beni sorarsan/ Kış işte/ Kalbin elem günleri geldi

Gülten Akın: “Egemenler iyilikle yönetemediklerini şiddetle yönetmek zorunda hissediyorlar kendini”

Gülten AkınDünyaya sol’dan bakan bir yazarım. Her şeyin değişeceği, olduğu gibi kalamayacağı üstüne kurulmuş bir bakış. Bir var ki, bu değişimin hızı öngörülebilecek olandan çok fazla. Bir düzenin kendi iç gücüyle değişmesi değil bu. Hızla şişirilmiş bir balon içinde gibi insanımız. Balon patladı patlayacak. Yaşlı olmak, salt geçmişin bilgileriyle yaşamı yargılamak, günü anlamak değil de, bu değişimdeki yapay, pompalanmış hızı görmek yani yaşlılığı görmekse, iyidir. Aykırılık bu gidişte bence. Geldiğimiz noktada az sayıda güçlünün (ulusal ölçekte de, uluslararası ölçekte de) ulaşılmazlığa gittiğini, geri kalan büyük çoğunluğun açlığa, yoksulluğa, çaresizliğe itildiğini, savaşlarla tüketildiğini görmemeli miyiz?

Devamı…Gülten Akın: “Egemenler iyilikle yönetemediklerini şiddetle yönetmek zorunda hissediyorlar kendini”

Ahmed Arif ve umudun, inceliğin, korkusuzluğun şiiri üzerine bazı düşünceler

Refik Durbaş: “Bir kitabı vardı ama, ömrünün elli yılını adamıştı şiire. Hem şiire adamıştı, hem halkına. “Ben halkımın mazlum ve gariban bir ozanıyım. Böyle olmak da yüce bir onurdur,” diyordu. Yoksa başka türlü nasıl açıklanabilir bunca yaygınlik, bunca etkinlik kazanması? O tek kitap ki, dünyada başka bir benzeri var mıdır, bunca baskıya karşın her yıl en az dört baskı yapsın, 25 yıla yakın bir sürede her yaştan, her kuşaktan okurun beğenisini kazanıp okunsun.
Yalnız Türk edebiyatında değil, dünya edebiyatı içinde de benzersiz bir olay değil mi onun şiiri?”

Devamı…Ahmed Arif ve umudun, inceliğin, korkusuzluğun şiiri üzerine bazı düşünceler

“Arka Bahçede Karton Bir Valiz ya da Yalnızlık Odağında Bir Şiirci: Gülten Akın” – Betül Tarıman

.
“Yüzünle bir olmaz hatırlıyorum sen kimsin / Bir yanından öbür yarın görünüyor bomboş / Yeni çarşılar gibi alımlısın geçiyorum / Çarşılarda erkek adları söylenir kadınlar gizli / Sana kim taktı bu sorumluluğu kadınsın / Nerden aldın “olmaz”ları o “geçilmez”leri / Bir yanından –senin değil öbür yanın– geçiyorum / Bu senin yüzünden gülmelere bu ne bu / Tüm karşıyız binlerle yıl çoğunlukta / Kara tartılarda ağırlığımız / Tüm kadın tüm utanç tüm korku”

“ÖLÜ KADIN SURETLERİ”

Devamı…“Arka Bahçede Karton Bir Valiz ya da Yalnızlık Odağında Bir Şiirci: Gülten Akın” – Betül Tarıman

Şairler ve yazarlar ölümünden sonra Nazım Hikmet Ran için ne yazdılar? (1)

Jean-Paul Sartre (1905-1980)
“Ben her şeyden önce onun insan olarak büyüklüğünü ve kabına sığmaz enerjisini hatırlatmak istiyorum. Onu ağır hastalığı sırasında tanımış, yaşamak ve savaşmak iradesi karşısında şaşıp kalmıştım. Ama beni asıl etkileyen onun hüzünlü ve alaycı uyanıklığı oldu. Eziyetlerden, ölümlerden kaçıp kurtulan bu adam – başkalarının yaptığı gibi – dinlenmiyordu. Biten hiçbir şey yoktu onun için. Dıştaki düşmanla savaşırken içteki dostların hatalarına karşı da kardeşçe bir savaşı sürdürüyordu. Herkesle birlikte barış uğruna, emperyalizme ve faşizme karşı savaştığı sırada bile, Moskova’da oynanan bir piyesinde, bürokrasinin tehlikelerine karşı arkadaşlarını uyarıyordu. Ne militan disiplininden geçti, ne de yazar eleştiriciliğinden. Bu çelişmeyi sonuna kadar yaşadı. Bu sürekli gerginlik, son yıllarda, mahpusluktan artakalan güçlerini de yedi bitirdi. Ama asıl bu yönüyle bugün bir örnek insan olarak kalıyor aramızda.
“Vefalı dost, yiğit

Devamı…Şairler ve yazarlar ölümünden sonra Nazım Hikmet Ran için ne yazdılar? (1)

Şiir Analizi | Gülten Akın: “Ahmed Arif’in şiiri baştan sona somut gerçeklere dayanan bir şiir

ahmed arifSeni, anlatabilmek seni.
İyi çocuklara, kahramanlara.
Seni anlatabilmek seni,
Namussuza, halden bilmeze,
Kahpe yalana.
.
Ard- arda kaç zemheri,
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
Dışarda gürül- gürül akan bir dünya…
Bir ben uyumadım,
Kaç leylim bahar,
Hasretinden prangalar eskittim.
Saçlarına kan gülleri takayım,
Bir o yana/ Bir bu yana…

Devamı…Şiir Analizi | Gülten Akın: “Ahmed Arif’in şiiri baştan sona somut gerçeklere dayanan bir şiir

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org