Hayatı ve Sanatıyla Franz Kafka: “Pek çok şeyin bambaşka olmasını isterdim!..”

kafka
“Hep anlatılmaz bir şeyi anlatmaya, açıklanamaz bir şeyi açıklamaya çalışıyorum ben.”
Ailenin en büyük çocuğu olan Franz’ın iki erkek kardeşi küçük yaşta hayatlarını kaybettiler. Kız kardeşleri Elli, Valli ve Ottla ise Nazi Almanya’sında Yahudi katliamında öldüler.  Çek kökenli bir aileden geldiği halde Almancayı anadili olarak kullandığı için tam bir Çek sayılmayan Kafka’yı, Almanlar da tam anlamıyla kendilerinden görmediler.

Devamı…Hayatı ve Sanatıyla Franz Kafka: “Pek çok şeyin bambaşka olmasını isterdim!..”

Franz Kafka’yı anlamak (2)| İç Dünyası ve Belirsizlikleri – Roger Garaudy

Kafka’nın yaşadığı dünya, yabancılaşma dünyasıdır. Çatışmalar dünyasıdır, ikiye bölünmüş insanın dünyasıdır. İnsanın bu ikiye bölünüşün bilincini yitirdiği, kendisini uykuya bıraktığı dünyadır. Kafka’nın iç dünyası, bu yabancılaşma dünyasına ait olmak, boğazına kadar onun içine batmış olmak duygusu ile uyuyanların gözlerini gerçek bir yaşama açtırmak için duyduğu tutkulu arzudan kuruludur.
Nocturne adlı parça bu görevi şöyle çiziyor: «Geceye dalmışsın… her yanda insanlar uyuyor. Bir küçük komedi bu, suçsuz bir yanılsama bu: katı yataklarda, katı damların altında, şiltelere uzanmış, ya da çarşaflara, yorganlarının içine büzülmüş uyuyorlar! Gerçekte, daha önceki gibi, nice sonra olacağı gibi, çölde toplanmışlar, bir açık hava kampı, sayısı bilinmez bir kalabalık, bir ordu, buz gibi bir göğün altında, kaskatı toprağın üstünde bir halk… Ya sen, sen uyanıksın, gece nöbetçilerinden birisin; yanan ateşten ayaklarına doğru salladığın meşalenin ışığında, her şeyi daha yakından görmektesin. Niçin uyanıksın? Birinin uyanık olması gerek, diyorlar! Öyle birisi gerek.»1 Bu nesnel ikiliği, gerekliliğin birliği ile aşmaya çalışıyor.

Devamı…Franz Kafka’yı anlamak (2)| İç Dünyası ve Belirsizlikleri – Roger Garaudy

Kafka: İnançlar, gün geçtikçe yerleşir içimize, bizi körü körüne korkak biri yapar”

“Bunlar değildi demek istediğim, ya da başka türlü diyecektim, olmadı… ”
En güçlü olduğumu sandığım günlerde bile, yeterince güçlü değildim bu konuda. İlkokula gidiyordum, birinci sınıftaydım daha. Kısa boylu, kara kuru, sivri burunlu, yanakları çökük, ama tuttuğunu koparan, dediği dedik bir kadın aşçımız vardı; o götürürdü beni sabahları okula. Küçük bulvarı büyük bulvardan ayıran sokaktaydı evimiz. Önce bulvardan, sonra Tam Sokağından, kale kapısı gibi bir kemerden geçip Pazar Sokağına, oradan da balık pazarına inerdi yolumuz. Bir yıl her sabah, çekiştim durdum aşçıyla. Kapıdan çıkar çıkmaz başlardı söylenmeye: Evdeki yaramazlıklarımı bir bir anlatacakmış öğretmene. Pek yaramaz bir çocuk denmezdi bana, ama inatçıydım, tembeldim, öfkeli, üzgün bir çocuktum. 

Devamı…Kafka: İnançlar, gün geçtikçe yerleşir içimize, bizi körü körüne korkak biri yapar”

Franz Kafka: “Hiçbir şeyime göz yumulmaz, rahat edeyim diye bir dakika bile verilmemiştir bana”

Her şeyi kendim çabalayarak elde etmek zorundayım, yaşadığım günlerle geleceği değil, geçmişimi bile kendim yaratmak zorundayım, doğal olarak herkesin bir geçmişi vardır belki, ben onu bile kendim elde etmek zorundayım; bence bu en zor iş, dünya sağa mı dönüyor? -Bilmiyorum ya-ayak uydurabilmem için benim sola dönmem gerekiyor! Nasıl başa çıkarım? Gücüm yetmez ki; paltom ağır gelirken, nasıl taşırım koskoca dünyayı sırtımda? Bırak benim güçsüzlüğümü, kimin gücü yeterdi bütün istenenleri yerine getirmeye? Kendi gücümüzle bu işlerin altından kalkabilmeyi denemek çılgınlıktır, çılgınlıkla da ödenir.

Milena’ya mektup: Suya gitmeden önce kırıktı bu testi!

Devamı…Franz Kafka: “Hiçbir şeyime göz yumulmaz, rahat edeyim diye bir dakika bile verilmemiştir bana”