İlk Acı: Düşünceler bir kez içini kemirmeye başladıktan sonra, sonu gelir miydi hiç? – Kafka

Günlerden bir gün menecerle trapez sanatçısı, yine bir turneye çıkmışlardı; trapez sanatçısı bagaj filesinde uzanmış yatıyor ve düşler kuruyor, menecer ise pencere önündeki koltuklardan birinde oturmuş, kitap okuyordu. Ansızın trapez sanatçısı, menecere usulca seslendi.

devamı ⇒İlk Acı: Düşünceler bir kez içini kemirmeye başladıktan sonra, sonu gelir miydi hiç? – Kafka

Franz Kafka: Ne ayın batışı, ne güneşin doğuşu uyandırdı beni

kafkaRahat rahat yürüyüşümü sürdürdüm. Ama bir yaya olarak sarplığının zahmetinden korktuğum için giderek düzledim yolu ve sonunda, ileride bir ovaya doğru alçaldım. Kayalar dilediğim gibi gözden kayboldu, rüzgar dindi.  Küçümsenmeyecek bir tempoyla ilerliyordum. Yokuş aşağı indiğimden başımı kaldırıp vücudumu dikleştirmiş, ellerimi ensemde kavuşturmuştum.

devamı ⇒Franz Kafka: Ne ayın batışı, ne güneşin doğuşu uyandırdı beni

“Şöyle böyle yürüyüp gidiyoruz…” At Üzerinde – Franz Kafka

KafkaAnsızın sanki ilk kez yapmıyormuşum gibi, şöyle bir yaylanarak Tanışımın omuzlarına sıçrayıp oturdum ve yumruklarımla sırtına vurarak onu hafiften tırısa kaldırdım. Gel gelelim ilk anda biraz gönülsüz, paldır küldür yol aldığım ve hatta kimi zaman durduğunu görüp, daha hızlı ilerlemesini sağlamak için pek çok kez çizmelerimle karnına tekmeler savurdum.

devamı ⇒“Şöyle böyle yürüyüp gidiyoruz…” At Üzerinde – Franz Kafka

“Beni nasıl bu kadar incitebilirsiniz?” Mutsuzluk – Franz Kafka

KafkaArtık dayanılmaz olmaya başlamıştı –bir Kasım günü, akşama doğru- ve ben odamdaki halının ince uzun şeridi boyunca bir yarış pistindeymişim gibi koşuyordum, derken sokak lambalarıyla aydınlatılmış sokağın ışığından ürktüm, sonra yine odaya doğru dönünce aynanın derinliklerinde kendime yeni bir hedef buldum, avazım çıktığı kadar bağırdım, ne çığlığıma bir karşılık ne de onu susturacak bir güç olmaksızın, ancak kendi çığlığımı duyarak. Öyle ki çığlığım kontrolsüz arttı ve artık duyulmaz hale geldiğinde dahi duramadı. Evet, artık dayanılmaz olduğunda, duvardaki kapı bana doğru açıldı, ne kadar da hızlıydı, çünkü ihtiyaç olan hızdı, aşağıda, kaldırım taşları üstündeki arabanın atları bile, savaşta gırtlakları düşmanın insafına terk edilmiş halde çılgınca sürülen atlar gibi şaha kalkıyordu.

devamı ⇒“Beni nasıl bu kadar incitebilirsiniz?” Mutsuzluk – Franz Kafka

“Her şey önceden hazırlanmış gibiydi…” Rüya – Franz Kafka

KafkaJosef K. rüya görüyordu.
Güzel bir gündü ve K.’nın canı yürüyüşe çıkmak istemişti. Henüz bir iki adım atmıştı ki, hemencecik mezarlığa varmıştı bile. Mezarlıktaki patikalar çok dolambaçlıydı, dahiyâne şekilde yapılmışlardı ve hiç pratik değillerdi, fakat sarsılmaz bir duruş ve dengeyle sanki bir akıntıya kapılmışçasına o patikalardan birine sessizce süzüldü. Çok uzaktan gözü yeni doldurulmuş bir mezar tepeciğini seçti. Yanına gitmek istiyordu. Bu tepeciğin etkisiyle büyülenmiş gibiydi. Mezara yeterince hızlı ulaşamayacağını hissetti. Ona doğru ilerlerken mezarı zaman zaman gözden kaybediyordu, çünkü büyük bir güçle dönen ve birbirine çarpan bayraklarla görüşü engelleniyordu; sancakları kimin taşıdığı görünmüyordu, fakat belli ki çok eğlenceli bir kutlama süregidiyordu.

devamı ⇒“Her şey önceden hazırlanmış gibiydi…” Rüya – Franz Kafka