Kızıldere katliamı ve 12 Eylül üzerine Oral Çalışlar yazısı, Ertuğrul Kürkçü söyleşisi

Acıyı anlatmak mümkün değil – Oral Çalışlar
12 Mart 1971’de askeri darbe. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının yakalanması. Mahir Çayan’ların Maltepe Askeri Cezaevi’nden firarı… Bir dönem film şeridi gibi gözümüzün önünden geçiyor. Söz sanki bir uyarı gibi kulaklarımızda çınlıyor, Hatırla Sevgili. Bu dosyada ‘Hatırla ey okuyucu’ diyerek hafızaları yoklayıp, Sinan Cemgil’in de öldürüldüğü Nurhak Dağı’ndaki çatışmadan sağ kurtulan Mustafa Yalçıner’e, Kızıldere’de öldürülen Cihan Alptekin’in ablasına, Denizler’in idamına tanıklık eden Halit Çelenk’e, Altan Öymen’e, Fahri Aral’a, Oral Çalışlar’a kulak kabarttık. 30 Mart 1972’deki katliamdan 36 yıl sonra aynı toprakları ziyaret ettik. Ve de karanlık bir dönemin diğer tarafındaki Faik Türün’e, Tahsin Gürdal’a yakından baktık.

Devamı…Kızıldere katliamı ve 12 Eylül üzerine Oral Çalışlar yazısı, Ertuğrul Kürkçü söyleşisi

Ertuğrul Kürkçü ve Süreyya Önder’den Açıklama: “Acil ve Onurlu Bir Barış Sorumluluğumuzdur”

Korku Kürt halkına nasıl ebediyen boyun eğdiremediyse, Türkleri de barışa ve Kürt halkının haklarına saygıya sevketmek için hiçbir işe yaramayacaktır. Korku ile kardeşlik arasında hiçbir illiyet bulunmayacağını Kürtler ve Türkler kadar kim bilebilir…
Emek Demokrasi ve Özgürlük Bloku İstanbul milletvekili Sırrı Süreyya Önder ve Mersin milletvekili Ertuğrul Kürkçü, savaşın yeniden alevlenmesiyle birlikte yaşanan gelişmelerle ilgili “kamuoyuna” basın açıklaması yaptı. Önder ve Kürkçü yaptıkları ortak açıklamada operasyonları “Savaş başladığı zaman ilk önce hakikat ölür” sözüyle eleştiren  BDP’li vekiller, “Eli kalem tutan, dili söz söyleyebilen herkesi, giderek büyük bir toplumsal felakete dönüşme eğilimi gösteren savaşa karşı sesini yükseltme” çağrısı yaptı.

Devamı…Ertuğrul Kürkçü ve Süreyya Önder’den Açıklama: “Acil ve Onurlu Bir Barış Sorumluluğumuzdur”

Mihri Belli’den Bize Kalan: Devrimin Güncelliği – Ertuğrul Kürkçü

96 yıl yaşamak bir devrimci için çok riskli olabilirdi. Ama Belli bunun da üstesinden geldi, 96 yıl boyunca davasına sadık kalmayı başardı. Hep Lenin’i Marx’a bağlayan halkaya bağladı kendisini: Devrimin güncelliği!
Lenin’in düşüncesinin özü ve onu Marx’a bağlayan belirleyici halka devrimin güncelliğidir,” der George Lukacs, 1924’te yazdığı Lenin değerlendirmesinde.  1960’ların ikinci yarısında Mihri Belli’ye çağdaşları arasında özgün bir konum sağlayan ve onu “devrimci gençlik” hareketinin kutup yıldızı kılan da aynı şeydi: Devrimin güncelliği.

Devamı…Mihri Belli’den Bize Kalan: Devrimin Güncelliği – Ertuğrul Kürkçü

Ertuğrul Kürkçü’den Erdoğan’a ve papağanlarına cevap: Yağma Hasan’ın böreğini kim yiyor?

İktidar, toplumu Kürt sorununun demokratik ve sosyal bir cumhuriyette çözülmesinden caydırmak için ‘iç çatışma’ korkusunun yayılmasını teşvik ediyor.
12 Haziran seçimlerinden “tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet” şiarıyla çıkan AKP iktidarının asıl derdi, eninde sonunda varılacak bir çözüm için masaya oturmadan önce, Kürt özgürlük mücadelesini şiddetle test etmek, sökebildiği kadar dişini sökmek, siyasi merkezini zaafa uğratmak ve itibarsızlaştırmak -hatta Sri Lanka usulü bir “nihai çözüm”ün imkanlarını araştırmak- ittifaklarını dağıtmak için mümkün bütün yolları kullanmak ve süreçteki sivil kurumlar ve medya üzerindeki kontrol kadar “ayaklanma bastırma” mekanizmalarının tamamı üzerinde de tekel kurmak.

Devamı…Ertuğrul Kürkçü’den Erdoğan’a ve papağanlarına cevap: Yağma Hasan’ın böreğini kim yiyor?

Atıl(a)mayan Tokat ve Egemenin İncinen Gururu – Ertuğrul Kürkçü

Onlar ki, polise tenhada attıkları dayaklarla öğünür, ötekiler yedikleri dayakları sineye çekerler ama bir kadının, bir Kürdün, bir sosyalistin Tayyip Erdoğan’ın sultanlığının koruyucularına meydan okuması yüreklerini dağlar, memleket sevgisini, devlet aşkını ayaklandırır. Sebahat Tuncel’in at(a)madığı tokadın, bütün maçoların, bütün zorbaların, bütün fallus tapınıcılarının gururunu Mustafa Bayram’ın bastığı karakolda silah zoruyla polise diz çöktürmesinden daha da çok yaralaması işte bundan: Nasıl olur da hep ayaklar altında kalması, milletvekili de olsa boyun eğmesi gereken bir egemenlik nesnesi, bir kadın, bir Kürt, bir solcu, bir ezilen, dikilir ayağa, fiyakasını bozar muktedirlerin ve bir başkaldırı öznesine dönüşür…

Devamı…Atıl(a)mayan Tokat ve Egemenin İncinen Gururu – Ertuğrul Kürkçü

Teorinin Pratiği, Pratiğin Teorisi; Komünist Manifesto – Ertuğrul Kürkçü

Karl Marx ve Friedrich Engels Komünist Manifesto’yu 1848 Alman Devrimi başlarken kaleme almışlardı. Manifesto tarihin testinden geçti. 160 yıl sonra hala kapitalizme karşı yapacak birşeyi olanlara zihin açıklığı, kendine güven, girişim cesareti sunmayı sürdürüyor.
160 yıl önce bugün, henüz adlarını kendi küçük gizli örgütleri “Komünistler Birliği” üyeleri dışında kimsenin bilmediği iki Alman devrimcisinin kaleme aldığı modern komünizmin ilk manifestosu yayınlanmıştı: Komünist Manifesto. Aradan geçen birbuçuk yüzyılı aşkın zamana karşın Karl Marx ve Friedrich Engels’in “zincirlerinden başka kaybedecek birşeyleri olmayan” bütün ülkelerin işçilerini “koca bir dünyayı kazanmaya” çağıran bildirgeleri, insanlığın neden kapitalizme karşı ayağa kalkmaksızın edemeyeceğini bugün de en inandırıcı bir biçimde açıklamaya devam edebilen, daha mükemmeli henüz kaleme alınmamış bir dünya çapında devrim çağrısı olarak değerini koruyor, hatta belki de kapitalist küreselleşme çağında asıl değerine kavuşuyor.

Devamı…Teorinin Pratiği, Pratiğin Teorisi; Komünist Manifesto – Ertuğrul Kürkçü

“Bütün iktidar düzeylerinden baktığında görüyor ki, Kürtler çözüm inisiyatifini ellerine alıyor”

Kürtler’in Özgürleşmesine Eşlik Etmek – Ertuğrul Kürkçü
Kürtler Diyarbakır’da bir “çalıştay” topladı, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin yeri göğü inletti “Meclisten başka yerde toplanamazsınız” diye! İnanması zor,  Mehmet Ali Şahin vatandaşların bütün toplantılarını TBMM’de mi yapmalarını istiyor gerçekten! Yoksa “çalıştay” nedir bilmiyor mu?  Kürtler Türkçe konuşsa bir dert, konuşmasa başka dert. “Çalıştay” yerine “workshop” deseler Şahin böyle kükrer miydi? Ya da “atölye”?
Artık Ankara’dan sıtkı sıyrılmış bir Kürt olsam “sizin diliniz size bizim dilimiz bize” derdim. “Biz bir ‘Komxebata’ topladık, siz ne sanmak isterseniz onu sanın!”

Devamı…“Bütün iktidar düzeylerinden baktığında görüyor ki, Kürtler çözüm inisiyatifini ellerine alıyor”

Pinokyo’nun Son Macerası: İstanbul Barosu Başkanlığı – Ertuğrul Kürkçü

İstanbul Barosu Başkanı Kocasakal, Lozan antlaşmasının “Türkiye’de yaşayan herkes”e tanıdığı mahkeme önünde “kendi dillerini sözel olarak kullanma” hakkının Kürtler için geçerli olmadığını ileri sürerek yalnızca “hilafı hakikat beyan”da bulunmakla kalmıyor. Meslek ahlakını da çiğniyor.*
Pinokyo, biliyorsunuz, bir masal kahramanı. Bir marangozun elinden çıktıktan sonra, gerçek bir çocuk oluncaya kadar başına gelmedik kalmaz. En bilinen macerası, koruyucu perisine yalan söyledikçe burnunun durmadan uzaması.

Devamı…Pinokyo’nun Son Macerası: İstanbul Barosu Başkanlığı – Ertuğrul Kürkçü

Ertuğrul Kürkçü: Referandumun emekçi halka bir şey getirmiyor, bu ip germe yarışı boykot edilmeli

“Geçici 15. maddenin kalkması önemlidir ama aynı zamanda da önemsizdir çünkü enteresan bir şekilde 12 Eylül 2010 tarihine denk geliyor oylama. Tam 30 yıl. Yani zamanaşımı süresi. 12 Eylül döneminde işlenmiş olan en ağır suçların, idamı gerektiren suçların zamanaşımı süresi 30 yılda doluyor. Bizim ceza mevzuatımıza göre idamın zamanaşımı 30 yıl. Dolayısıyla Kenan Evren’i bugün mahkemeye çıkartamazsınız.
(…) Ama daha da komiği; bugün Kenan Evren de “anayasalar değişebilir, ben de zaten değişeceğini söylemiştim” diyerek evet oyu kullanacağını mı söyledi, onu da bilemiyorum.”

Devamı…Ertuğrul Kürkçü: Referandumun emekçi halka bir şey getirmiyor, bu ip germe yarışı boykot edilmeli

Anayasanız da, ‘değişikliği’ de sizin olsun! – Ertuğrul Kürkçü

Emekçilerin, kadınların, Kürtlerin yoksulların, dışlananların ezilenlerin yurttaşlara İslam dinini ve Türk kimliğini dayatan, milliyetçiliği ve devlete taparlığı resmi ideoloji olarak kurumsallaştıran; kuvvetler ayrılığı ilkesini lafta tanırken pratikte yürütmenin gücünü en çoğa çıkartan, yasama ve yargıyı yürütmenin bir fonksiyonuna indiren mevcut anayasayı koruma  ekseninde sürüp giden bu tartışmada Kılıçdaroğlu’dan ya da Erdoğan’dan yana olmaktan hiçbir çıkarının olmadığı apaçık.

Devamı…Anayasanız da, ‘değişikliği’ de sizin olsun! – Ertuğrul Kürkçü

Ertuğrul Kürkçü: Tayyip Erdoğan “Gazze’ye yardım” edecekti, ama Gazze Erdoğan’ın imdadına yetişti

Tayyip Erdoğan ve “hariciye nazırı” Ahmet Davutoğlu bu “istikrarlı ve nezih” dünyada İsrail’in de eskiden oynadığı rolü oynamaya devam edemeyeceğini kavradıklarından beri, Washington-Tel-Aviv eksenini sınıyorlar… “One minute” şovu bu kavrayışın ürünüydü. Mavi Marmara seferi de “yükselen gücün” Arap dünyasındaki nüfuzunu derinleştirmek ve buradan edindiği etkiyi içeriye ve küresel güç mimarisine aktarma imkânlarını görmek için giriştiği bir sondaj!

Ehud Barak’ın komandoları, ahmaklık ve gaddarlıklarıyla sadece Erdoğan’ın nüfuz alanını genişletmesine destek oldular, rehin alıp hapse attıkları 360 “insani yardım militanı”yla da Türkiye’nin daimi bir Filistin meselesi edinmesini sağlayacaklardı ki, araya “uluslararası toplum”un aklı girdi. Başbakan, Hamas’a ve İsrail Siyonizmine ortaklaşa şükredebilir. Tayyip Erdoğan’ın Anayasa referandumuna kadar bununla idare etmesinin önüne geçecek olan tek şey, İsrail ile bütün askeri anlaşmalara son verme çağrısıyla AKP’nin önüne dikilmek.

Devamı…Ertuğrul Kürkçü: Tayyip Erdoğan “Gazze’ye yardım” edecekti, ama Gazze Erdoğan’ın imdadına yetişti

Ertuğrul Kürkçü: Ayhan Aydan, Deniz Baykal’ın yanında gerçek bir ahlak anıtı gibi parlıyor

Ertuğrul Kürkçü’den Baykal ve İstifası
.

Baykal’ın bir farsa dönüşen dramı, 50 yıl önce sıradan bir “zina” öyküsüyken bir kadının cesaretiyle çağdaş bir trajediye dönüşen benzer bir komployu anımsatıyor. Adnan Menderes’le yaşadığı kural ve yasa tanımayan aşkını mahkeme önünde “bu adamı sevmiştim” diyerek savunan primadonna Ayhan Aydan, siyasi rakiplerinden korunmak için okyanus ötesindeki bir vaizin üfürüğüne sığınan Deniz Baykal’ın yanında gerçek bir ahlak anıtı gibi parlıyor.

Okyanus Ötesinden Gelen Üfürükle Kutsanan Cumhuriyet

Devamı…Ertuğrul Kürkçü: Ayhan Aydan, Deniz Baykal’ın yanında gerçek bir ahlak anıtı gibi parlıyor

Histerik Unutkanlık | Mustafa Suphi’nin karısı nasıl öldürüldü?

Bu ülkede hem  egemen olan resmi tarih taraftarları  hemde sol kendi geçmişi ile yüzleşmeye  hiçbir zaman cesaret edemedi.  Öğrenmenin ve öğretmenin önüne konulan siyasi(!) çıkarlar ya da  görmeklizten gelmenin  kolaylığı yıllar boyu ”gerçeği’ karanlığın koyuluğu içinde  bir sır  gibi sakladı. Sol, bir taraftan yenilgileri, yanlışları, kayıpları ve kaypaklıkları  unutmak için elinden gelen her şeyi yaptı.  Öte tarafta ise bu talihsiz olayların yıldönümlerinde katledilen sahısları  anıp, hesabını soracağına dair binlerce kez söz verip slogan attı.  Peki ya sonra…

Devamı…Histerik Unutkanlık | Mustafa Suphi’nin karısı nasıl öldürüldü?

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org