“Binyılın Bekleyişinde” Kıyametin Özü – Enis Batur

enis baturBugün, Tevrat’ın ve İncil’in bölümlerinin eşzamanlı metinler olmadığını, en eski parçalarla (İ. Ö. 1100 yılından kalma “Debora’nın Şiiri”yle) en yeni parçalar arasında iki bin yıla varan yazılış farklılıkları bulunduğunu biliyoruz — bu zamansal uçurumlar, kimi zaman tek bir metnin parçaları arasında da yer almıştır. Bugün pek bilmediğimiz şu: Modern Zamanlar’a gelesiye, bir avuç insan sayılmayacak olursa, Eski Ahîd’in ilk (Tanrı tarafından bir seferde yazdırılmış), en eski kitap olduğu genel kabul görmüştür. Jean Bottero, bu mitolojinin 3 Aralık 1872 günü Londra’da, Gılgamış Destanı’nın G. Smith tarafından bir bölümünün tanıtılmasıyla çöktüğünü aktarıyor.

Devamı…“Binyılın Bekleyişinde” Kıyametin Özü – Enis Batur

Savaşlar, Sefalet, Salgın Hastalıklar… Yeryüzü: Cehennem – Enis Batur

enis baturJohn Berger’ın*, Bosch’un üçüzlüsüyle bir CNN haber bülteninde yer alan görüntülerin toplamı arasındaki koşutluğa dikkat çekmesi, çarpıcı bir alan açıyor önümüzde: Keşke, Zapatist önder Marcos’un açık mektubunu başka, tamamlayıcı bir metinde ele almış olsaydı da, sözkonusu benzetmeyi biraz daha açmayı, açımlamayı sürdürseydi — hayıflanmadan edemedim.
Brueghel’ın, Dürer’in, Bosch’un: Yarım yüzyılı aşkın bir sürenin içinde üç ustanın yapıtlarına toplanan Tufan, Mahşer, Cehennem tasarımlarının arkasında, Jurgis Baltrusaitis’in bir bakıma iğneyle kuyu kazarak ortaya çıkardığı, birkaç araştırmada serimlediği bir çağın ikonografik felsefesi yatıyor.

Devamı…Savaşlar, Sefalet, Salgın Hastalıklar… Yeryüzü: Cehennem – Enis Batur

Düzyazımıza Şiirinin Metafor Gücünü Armağan Eden Tanpınar İçin Portre Denemesi – Enis Batur

ahmet hamdi tanpinarAhmet Hamdi Tanpınar öleli tam 30 yıl olmuş. Necatigil’in Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü’nü açıyorum önüme. Zihnim durmadan kelimelerin, satırların, kitap başlıklarının arasına sığınmış küçük boşluklara sızıyor; orada, bir hayatın ansiklopedi maddelerine geçmeyen arz ve tülü içinde geziniyorum: Bir netleşiyor Tanpınar’ın yüzü, bir bulanıyor.
Modernler, edebiyat metnini haklı olarak tek hedef sayarken, bir yazarı tanımanın onun kitaplarını okumaktan geçtiği gerçeğinden yola çıkıyorlar. Okur olarak bu yaklaşımla barışamadım bir türlü ben. Bir yazarı tanımak, bir yandan da onun sancılarına yaklaşmaktır. Sonuçta, sancının en iyi aynasının yapıt olduğunu kabul etsem bile, bununla yetinmeyi öğrenemedim. Bu kısa ‘okuma denemesi’nde metnin yakın çevresine, arasıra da iyice ötesine uzanmamı, yaşıyor olsaydı, Tanpınar bağışlardı sanıyorum.

Devamı…Düzyazımıza Şiirinin Metafor Gücünü Armağan Eden Tanpınar İçin Portre Denemesi – Enis Batur

Enis Batur’un gözünden Turgut Uyar: “Büyük saat’in amansız tiktakı”

Dönüp baktığımızda, her önemli şair gibi Turgut Uyar’ın da bize büyük bir mıknatıs bıraktığını görüyoruz: Dil. Bir şiire dönüp baktırtan, dönüp dönüp baktırtan başka bir sihir yok galiba. Bir “dünya” geliyorsa şairle, dilegeldiği için geliyor – herkes dilegelebilir, birşeyleri dilegetirebilir, şüphe yok: Şairin ayrılışı nerede? Kelime oyunu değil: Onun dilegelişi, dilde geliş aslında: Özel hızı, kasılma ve titreme üslûbu, akışı ve tıkanması var.
Dilbilimciden öğrendiğimiz kavramları, ayırtıları küçümsemiyorum. Gene de şiirden sözederken bir başka anlam yükü bindiriyorum “dil”e, daha sınırda bir anlam tanımı kovalamak istiyorum. Proust’un “bütün güzel kitaplar bir tür yabancı dilde yazılmışlardır” sözü, en azından niyetimi karşılıyor.

Devamı…Enis Batur’un gözünden Turgut Uyar: “Büyük saat’in amansız tiktakı”