Emrah Serbes: Erkek zekâsı kadınların gözüne girme tutkusu yüzünden gelişmiştir

İngilizceyi sevmem, bir kere bir sürü lüzumsuz tense var. Düzensiz fiiller desen -Irregular Verbs- bir öyle bir böyle, yok ikinci hali yok üçüncü hali. İşin gücün yoksa otur onları ezberle, speak-spoke-spoken, hangi dilde bu kadar çirkin söz öbekleri vardır.

Devamı…Emrah Serbes: Erkek zekâsı kadınların gözüne girme tutkusu yüzünden gelişmiştir

Emrah Serbes: “Benim, Çehov’dan ve o yazdan öğrendiğim şey şu: Fırsatı varken ağlamalı insan”

Emrah SerbesBazı sokaklarda yalnız yürünmez, illaki biriyle paylaşmak gerekir o sokağı. “Bana öyle bakarsan nasıl ağlayabilirim ki?” demişti. O kadar sıcak bir gülüşle söylemişti ki bunu dokunsam elim yanardı.
Benim, Çehov’dan ve o yazdan öğrendiğim şey şu: Fırsatı varken ağlamalı insan. Ele güne sergilenmeyecek duyguları olduğunu düşünmemeli. Sadece gözüne sabun kaçmış çocuklara bırakmamalı bu işi. 

Devamı…Emrah Serbes: “Benim, Çehov’dan ve o yazdan öğrendiğim şey şu: Fırsatı varken ağlamalı insan”

Emrah Serbes: “Haberler doğru olsaydı onları güzel kadınlara sundurmak zorunda kalmazlardı”

KitapZamanın memleketi
İnsan bir yerde doğdu mu oralı olmuyor, o zamanlı oluyor daha çok. Memleketi o zaman oluyor. Doğduğumuz büyüdüğümüz şehirdeki bütün değişimleri hüzünle kaydetmemizin nedeni bu. Hüzünlenmek için illa somut bir yıkıma da gerek yok. “Eskiden bu okulun kapısı paslıydı ne güzel,” diye üzüldüğüm de oldu. Konu, doğduğumuz yerin mazisi olunca asla vazgeçemeyeceğimiz takıntılar var çünkü. Renkler var, sesler var, kokular var, binlerce ıvır zıvır var. Sonsuza kadar yitirilmiş anlar var. İnsan zamanını durdurmak istediği yere aittir.

Devamı…Emrah Serbes: “Haberler doğru olsaydı onları güzel kadınlara sundurmak zorunda kalmazlardı”

Emrah Serbes: O kadar çok man­kafa var ki abartmayınca hiçbir şeyi anlamıyorlar

Emrah SerbesKız kardeşim Çiğdem iyice dokuz yaşındadır, Evliya Çele­bi ilköğretim Okulu 3-A sınıfında okur, derslerinde açık ara birincidir ve el yazısı inci gibidir. Benimkine benzemez, Sümerolog falan olmanız gerekmez ne yazdığını anlamak için. Ayrıca sınıflarında açık ara birinci giden öğrenciler gibi içe kapanık ve bencil değildir, hayli sosyaldir. Sadece arkadaş­larınca da değil, yeryûzündeki bütün canlılarca çok sevilir, mesela yolda kediler köpekler gördüğünde onu, yanından geçerken durup hayranlıkla bir daha bakarlar. Bir seferin­de hiç unutmam, Migros’un açık otoparkında kabuğuna kapanmış bir kaplumbağa görmüşlük, o kederli kaplumbağa bile kız kardeşimi görünce kabuğundan çıkmış, başını tak­dir edercesine öne arkaya sallamıştı.

Devamı…Emrah Serbes: O kadar çok man­kafa var ki abartmayınca hiçbir şeyi anlamıyorlar

Emrah Serbes: “Afili Parçalar (Madde 80): insan ziyan olmak için yaratılmıştır”

Emrah Serbes74. insan bir sirkten ne bekler

Mimarlık fakültesinde okuyan çapkın bir arkadaşım vardı. Bir gün yardım istemeye gittim. Dedim ki, “Canım kardeşim, ocağına düştüm, ne olur bana bir akıl ver.” Ankara’ya o sene gelmiştim, aynı kız tarafından üç sefer reddedilmiştim. Kendimi uzay çöpü gibi hissediyordum.
“Fısıldamalısın,” dedi. “Kadınların sana yaklaşmasını istiyorsan onlarla fısıldayarak konuş.”
“Neden?” dedim.
“Çünkü kadınlar her şeyi duymak isterler.”
Makul bir öneri gibi geldi. Onunla tekrar karşılaştığımızda, “İnsan iradesi çelikten bir binadır,” dedim fısıldayarak. “Ama bataklık üstüne inşa edilmiştir, en ufak sallantıda batar.” Bu lafın kendisi de mimarlıkta okuyan arkadaşa aitti.

Devamı…Emrah Serbes: “Afili Parçalar (Madde 80): insan ziyan olmak için yaratılmıştır”

“O yüzden en iyisi unutmak ve çekip gitmektir…” Hikayem Paramparça – Emrah Serbes

Emrah Serbes“Birbirine yalan söyleyemeyecek kadar eski arkadaşlarız Galip,” dedim. “İnsan babasını seçemez. İnsan ailesini seçemez. İnsan onlar yüzünden çekeceği acıları da seçemez. Aslında insan hiçbir şeyi seçemez ama seçemedikleri arasında en çok bunlar üzer onu. O yüzden en iyisi unutmak ve çekip gitmektir. Sırf bu yüzden İsviçre’den Vietnam’a kadar bisikletle giden bir Fransız tanımıştım.”
“Sahiden mi?”
“Yok. Aslında tanımamıştım, Atlas dergisindeki bir röportajını okumuştum sadece. Ama bazı röportajlar vardır Galip, doğru zamanlarda sorulmuş doğru sorular vardır. Ve onların düzenleniş biçimi falan vardır. O insanı gerçekten tanırsın.”
Galip ellerini omzuma koydu, alnını alnıma yasladı, bir süre öyle kaldık.

Devamı…“O yüzden en iyisi unutmak ve çekip gitmektir…” Hikayem Paramparça – Emrah Serbes

Emrah Serbes: Hayatı hep tırmanılacak bir şey olarak görüyoruz. Ama bazen bekliyor, bazen aşağı iniyorsun

Emrah SerbesHastanenin kafeteryasında oturduk Nuran Hemşire’yle. Kafeterya sahibinin bize bakmayı kesmesini ya da en azından bunu çaktırmadan yapmasını bekliyordum söze başlamak için. Bir yandan da, “Nereden başlamalı?” diye düşünüyordum. Birine ne anlatacağınızı uzun uzun düşündüğünüzde hiçbir şey anlatamaz olursunuz ya, birine ne anlatmayacağınızı uzun uzun düşündüğünüzde de öyle olursunuz. Sessizliğin ne kadar kuvvetli ve yaralayıcı bir şey olduğunu da belki en çok o zaman idrak edersiniz. En doğal haliyle. Kıyameti büyük bir gümbürtü olarak tasavvur ediyorlar ama bence sonsuz bir sessizlik olmalı. Kıyamet, dünyadaki bütün bu şamataya son verecekse eğer bunu ancak sessizliğin ezici gücüyle yapabilir. Her şeyi ezebilecek tek güç sessizliktir.

Devamı…Emrah Serbes: Hayatı hep tırmanılacak bir şey olarak görüyoruz. Ama bazen bekliyor, bazen aşağı iniyorsun

Emrah Serbes: “Gerçek şu: Hikâyeleri güzelleştikçe insanlar mutsuz olurlar”

Emrah SerbesHastaneden çıktık, sabah ezanı okunurken Kent Lokantası’na gidip çorba söyledik.
(…) Galip, “Ben âşık oldum kardeşim,” dedi.

Farkındayım,” dedim.
ilk defa âşık oldum.”
Onu da biliyorum.”
Ne yapacağım?
Hiçbir şey,” dedim. “Oturup çorbanı içeceksin.” “Hayır,” dedi. “Nuran Hemşire için ne yapabilirim?” “Hiçbir şey yapamazsın. Belki şarkı sözlerine biraz daha dikkat edebilirsin bu aralar.” “Başka?
Galip’in muhabbetin ucunu bırakmaya niyeti yoktu.
Başka?” dedi yine.

Duymamış gibi yaptım, çorbamı içmeye devam ettim. “Başka?
Başka bir şey yok Galip.

Devamı…Emrah Serbes: “Gerçek şu: Hikâyeleri güzelleştikçe insanlar mutsuz olurlar”

Emrah Serbes’in Son Kitabı Deliduman: Bazen Günümüzün Don Kişot’u, Bazen Sakar Bir Kahraman

DelidumanEmrah Serbes’in son romanı Deliduman aldığı olumlu ve olumsuz eleştirilerle üzerinde çok konuşulan, çok satan bir roman oldu. Sanat eleştirisi örtük veya açık bir sanat tanımına dayanır(*). Ama herkesin üzerinde anlaştığı bir sanat –daha dar anlamda da bir edebiyat– tanımı yok. Buna karşılık eski Yunan’dan bu yana süregelen tartışma ve düşüncelerle oluşmuş sanat, edebiyat kuramları ile farklı tanımlar var. O nedenle, aynı roman için zıt yargılara varılması sık karşılaştığımız bir durum. Eserle ilgili değer yargısı, eleştirmenin öznel yargısı değil de, belli bir edebiyat anlayışının içinden kurulmuş, nesnel ölçütlere dayanan bir yargı ise, iki zıt yargıdan ikisi de doğru olabilir.

Devamı…Emrah Serbes’in Son Kitabı Deliduman: Bazen Günümüzün Don Kişot’u, Bazen Sakar Bir Kahraman

Emrah Serbes: “Bir yalanı söylemek kolaydır, sürdürmek maharet ister”

Emrah SerbesAhmet, hayatımda tanıdığım en iyi çalım atan adamdı. Karşı takımdaki herkesi çalımlamadan gol atmak istemediğinden topu kaleye değil de taç çizgisine doğru sürdüğü bile olurdu. Annesi hastaydı. Bir gece öldü. Ertesi gün bütün arkadaşlar kendi annemiz ölmüş gibi ağlamaya söz verdik. Çünkü Ahmet’in bu acı olay nedeniyle futbolu bırakmasını istemiyorduk. O gün Ahmet’le beraber herkes ağladı ama ben bir türlü duyguya girip ağlayamadım. Ortalıktan kayboldum, ağlamış süsü vermek için kızarana kadar gözlerimi kaşıyıp geri döndüm. Ahmet sonraki günlerde de ağlamaya devam etti. Biz de gözlerimizi kaşıdık. Bizim çocuklara da göstermiştim bu numarayı. Ahmet, annesinin öldüğü günlerde ne zaman bizi görse gözlerimiz ağlamaktan kızarmış gibiydi. Bir yalanı söylemek kolaydır, sürdürmek maharet ister.

Devamı…Emrah Serbes: “Bir yalanı söylemek kolaydır, sürdürmek maharet ister”

Emrah Serbes: Hepimizi önemli insanlar olduğumuza inandırdılar. Sonra da çekip gittiler.”

Emrah SerbesMütevazı hakikatlerin peşindeydim o gece. Bilmem gerekmeyen şeyleri öğrenmek istemiyordum. Ufak ama kritik bir görev bekliyordum. Ajan olmak isteyen bir çocuk gibi. Bütün gün soğukta gezmiştim, duygularım donsun diye. Küçük dersler almak istiyordum. Tepeden bakmayan insanların vereceği mütevazı dersler. Çevir aç kapağı kim icat etmiştir? Hawaii’de yaşayan etobur tırtıllar nasıl beslenirler? Bla bla bla.
Yaşadıklarıma bir hikâyeymiş gibi bakmak istiyordum ayrıca. Kendi yaşamıma bir hikâye gibi bakarsam geriye dönüp düzeltme şansım olacaktı sanki.

Devamı…Emrah Serbes: Hepimizi önemli insanlar olduğumuza inandırdılar. Sonra da çekip gittiler.”

Emrah Serbes: Mutsuz insanları kandırmak zordur çünkü hayata her zaman kuşkulu gözlerle bakan…

Emrah SerbesKapanış Konuşması

Sokak lambalarının ölgün ışıkları karanlık odalara vurduğunda, duvar saatinin tik taklarından başka ses yokken yanında, sanki bir tek sana açıklanmayan bir sır varmış gibi beklerken anlarsın aslında boşa beklediğini. Tünelde sana yol gösterecek rehberin, karanlıktan başka bir şey olmadığını anlarsın. Anne diye ağlayan çocukların aradığının çoğu zaman şefkatli bir baba olduğunu anlarsın. Çekip gitmek isterken görünmez bir elin seni nasıl durdurduğunu anlarsın.

Devamı…Emrah Serbes: Mutsuz insanları kandırmak zordur çünkü hayata her zaman kuşkulu gözlerle bakan…

“Hatıraların da son kullanma tarihleri vardır” Madde 84: Ayşenur’un Ablası – Emrah Serbes

Emrah SerbesBöyle durumlarda dürüstlük insanı en çok yaralayan şeydir. Bir soru sorduğumuzda dürüst bir cevap beklemeyiz. Bizi hayal kırıklığına uğratmayacak bir cevap bekleriz. “Hayır,” da diyemedim. “Boş ver,” dedim.
Yağmur durur ama saçaklardan ve ağaç dallarından damlamaya devam eden taneleri kalır. Hiç kimse bıçakla kesilmiş gibi terk edemez bu dünyayı. Bir insanın tam manasıyla ölmesi için onu hatırlayan hiç kimsenin kalmaması gerekir. Bu memlekette milyonlarca ölü yaşıyor bu hesapla bakarsak. Kimsenin siklemediği insanlar. Ateşböcekleri gibi, görünmek için karanlığa muhtaçlar. Belki bir gece nezarethaneleri andıran demir parmaklıklı zemin katlardan çıkarlar ve ışıltılı bir mezarlık mahallesi kurarlar.

Devamı…“Hatıraların da son kullanma tarihleri vardır” Madde 84: Ayşenur’un Ablası – Emrah Serbes

Emrah Serbes: Mutlu olmak için bir sürü faktörün bir araya gelmesi, mutsuzluk için tek neden yeter

Emrah Serbes“Niye öyle yapsın ki?”
“Çünkü kadınlar doğuştan suçlu olduklarına inanmaya yatkındırlar.”
“Tamam,” dedim. “Bunu değerlendireceğim.”
J&B bitti, parkın karşısındaki tekelden bira alıp geldim.
“Ne iş yapıyorsun?” diye sordu.
“Ansiklopedi işindeyim.”
“Ansiklopedi mi pazarlıyorsun?”
“Hayır, yazıyorum.”
“Ne Ansiklopedisi?”
“Hisler Ansiklopedisi. İnsan duygularını sınıflandırıyorum. Biraz saçma gözükebilir ama gerçek. Üçüncü cilde geldim. Üçüncü defter yani.”

Devamı…Emrah Serbes: Mutlu olmak için bir sürü faktörün bir araya gelmesi, mutsuzluk için tek neden yeter