Hakimiyetin Millette Olmasını Sağlamanın Bir Yolu Var Mıdır? – Robert Michels

Demokrasi, örgütlenme olmadan anlaşılamaz. Bu önermeyi kanıtlamak için birkaç söz yeterli olacaktır.
Toplumun karşısında belirli iddiaların bayrağını dalgalandıran ve sınıfının yerine getirdiği ekonomik işlevlerden doğan düşünsel hedeflerinin gerçekleşmesini arzulayan bir sınıfın örgüte ihtiyacı vardır.

Devamı…Hakimiyetin Millette Olmasını Sağlamanın Bir Yolu Var Mıdır? – Robert Michels

Hakimiyetin millette olmasını sağlamanın bir yolu var mıdır? – Robert Michels

Çoğunluk her zaman kendi kendini yönetme kabiliyetine sahip değildir. Kitlelerin hoşnutsuzluğu burjuvayı güçten yoksun bırakma girişimiyle sonuçlandığında bile bu, Mosca’nın iddia ettiği üzere, sadece görünüşte etkilenmektedir; bu kitlelerden kendini yönetici sınıfı kademesine yükselten yeni düzenli bir azınlık daima ve zorunlu olarak doğmaktadır.

Devamı…Hakimiyetin millette olmasını sağlamanın bir yolu var mıdır? – Robert Michels

İnsan Hangi Gelişim Aşamasına Erişti? – Concordet

Fransız, felsefeci, matematikςi, bilim-tarihςisi ve siyaset adamı, Fransız Devrimi’ne düşünce ve eylemde katılmış aktif bir politikacı, monarşinin düşüşünden sonra Fransa’yı yöneten Millet Meclisi’nin bir üyesiydi.  “insanlara karşı” hareketleri dolayısıyla suçlu ilan edildi ve Paris’te barınabileceği bir ev bulmakta zorlandı.

Devamı…İnsan Hangi Gelişim Aşamasına Erişti? – Concordet

“Doğa azla yetinir onu örnek alırsak asla yanılmayız” Yasalara Dair – Cicero

CiceroBir tanıkla yargıçtan başka hiçbir şeyden korkmayan insan karanlıkta ne kadar uzun yol alabilir ki! Eğer ıssız bir yerde tek başına kalmış, biçare bir adamla karşılaşıp onun her şeyini soyabilecek durumda olsa ne yapacaktır? Faziletli olan, yani doğası icabı iyi olan insan onunla konuşacak, ona yardım edecek, ona yol gösterecektir; başkaları için hiçbir şey yapmayan, her şeyi kendi çıkarı itibariyle değerlendiren diğerinin ise ne yapacağı açık! Bu diğeri, adamı öldürüp parasını çaldığını inkâr ederse, bunu yaptığı şeyi doğal olarak kötü addettiği için değil, suçu ortaya çıkacağı, yani başı belaya gireceği için yapacaktır. Aman ne gerekçe! Sadece filozofun değil, kaba bir köylünün bile yüzünü kızartabilir.

Devamı…“Doğa azla yetinir onu örnek alırsak asla yanılmayız” Yasalara Dair – Cicero

“En büyük mucize insanoğludur” İnsan Haysiyetine Dair – Mirandolalı Pico

Giovanni PicoBitkiyi bitki yapan kabuğu değil, duyarsız doğası; hayvanı hayvan yapan postu değil, duyarlı ve fakat akılsız ruhudur. Aynı şekilde, gökleri gök yapan küreselliği değil, değişmez düzeni; meleği melek yapan bedeninden vazgeçmiş olması değil, ruhani aklıdır. Kendini bedensel hazza kaptırıp yerlerde sürünen birini görürseniz bilin ki o bir insan değil, bitkidir; kendini Calypso gibi hayallere kaptırıp başka bir şey görmez olan birini görürseniz bilin ki o bir insan değil, hayvandır. Şayet her şeyi muhakeme sonucu açıklayan bir filozof görürseniz, önünde eğilin, çünkü göksel bir varlıktır. Şayet bedeni unutup zihnin derinliklerine ulaşmak üzere tefekküre dalmış birini görürseniz, bilin ki o ne bu dünyaya, ne de gökyüzüne aittir; o insan derisine bürünmüş, muhterem bir varlıktır.

Devamı…“En büyük mucize insanoğludur” İnsan Haysiyetine Dair – Mirandolalı Pico

Faşist Parti’nin kurucusu Mussolini’nin Adalet Bakanı Alfredo Rocco’ya Göre Faşizmin Siyasal Doktrini

Mussolini hitler.jpegÖncelikle kendimize faşizmin siyasal bir doktrini olup olmadığını ve faşist devlette herhangi ideal bir muhteviyat olup olmadığını soralım. (…)
Faşizmin her şeyin ötesinde eylem ve duygu olduğu ve böyle olmaya devam etmek zorunda bulunduğu açıktır. Aksi olsaydı, bu uçsuz bucaksız itici gücü, şu anda sahip olduğu ve birkaç seçilmişin belki de tek tefekkürü olan yenilenme gücünü devam ettiremezdi. O, sadece duygular ve duyarlılıklar olduğundan, sadece güçlü ırkçı içgüdümüzün bilinçsizce yeniden uyandırılması olduğundan, insanların ruhuna hitap etme ve karşı konulamaz bir milli irade cereyanını serbest bırakma gücüne sahiptir. Sadece devinim olduğu ve kendisini böylelikle büyük bir hareket, engin bir örgütlenme içinde gerçekleştirdiği için günümüz İtalya’sının tarihsel akışını belirleyici şartlara sahiptir.

Devamı…Faşist Parti’nin kurucusu Mussolini’nin Adalet Bakanı Alfredo Rocco’ya Göre Faşizmin Siyasal Doktrini

Aristo’ya Göre Bilmenin, Vakıf Olmanın, Nazari ve Ameli Olması (Teorisi ve Pratiği) Arasındaki Fark Nedir?

aristoEflâtun’un ölümünden (İÖ 348) sonra Akademia’nın önderliğini, matematiğe ilgisi bazı öğrencileri rahatsız eden eski bir öğrencisi üstlenir. Yeni önderin “felsefeyi matematiğe çevirmesine” karşı çıkarak Akademia’dan ayrılanlar arasında, o sıralar otuz altı yaşında olan Aristo da vardır. Aristo, izleyen birkaç yılı Anadolu’da (Küçük Asya) Midilli (Lesbos) Adası’nda geçirerek, zoolojiyle meşgul olur. Derken, İÖ 343’lerde, Makedonya Kralı II. Philip, kendisini oğlu İskender’e ders vermesi için saraya davet eder. Aristo, bu görevi iki yıldan biraz fazla sürdürürken Kral II. Philip sefere çıkmak üzere Makedonya’dan ayrılır. Tahtını naip olan oğluna bırakmış, naibin resmi işleri de derslerini sürdüremeyecek kadar yoğunlaşmıştır. Aristo, Atina’ya döner, kentin dışında bir koru ve birtakım binalar kiralayarak kendi okulu Lyceum’u (Lise) kurar.

Devamı…Aristo’ya Göre Bilmenin, Vakıf Olmanın, Nazari ve Ameli Olması (Teorisi ve Pratiği) Arasındaki Fark Nedir?

Batıya Yön Veren Metinler: Tiranlara Karşı Özgürlüğün Savunulması*- Stephanus Junius Brutus

Batıya Yön Veren MetinlerTiranlara Karşı Özgürlüğün Savunulması (Vindiciae Contra Tyrannos) adlı ünlü risale 1579 yılında, Basel’de yayınlandı. Fransız otoritelerini şaşırtmak için ilk sayfada basım yeri Edinburgh ve yazarı “Stephanus Junius Brutus, bir Kelt” olarak gösterildi. Yazarın gerçek adı bugün bile bir tartışma konusudur. Bazı âlimler bu risalenin yazarının erişkin yaşamının büyük bölümünü Almanya’da ve Güney ülkelerinde gönüllü bir sürgünde geçiren önemli bir Protestan diplomat olan Hubert Languet (1518-1581) olduğunu iddia ederken, diğer bir kısmı da Languet’ten sonra Fransız Protestanlığının önde gelen bir figürü olan başka bir avukat-diplomatı, Philippe du Plessis-Mornay’ı (1549-1623) işaret eder. Languet gibi, Mornay da Paris’te 1572’de meydana gelen St. Bartholomew Huguenot katliamından zor kurtulmuştur. Ancak Languet’in aksine Din Savaşları’nın kanlı dönemleri boyunca Fransa’da kalır. Yazarı kim olursa olsun Vindiciae’nin devrim edebiyatı tarihinde bir dönüm noktası teşkil ettiği, On Altıncı yüzyıl Huguenot’larının en önemli manifestosu olduğu kabul edilir.

Devamı…Batıya Yön Veren Metinler: Tiranlara Karşı Özgürlüğün Savunulması*- Stephanus Junius Brutus

Kötülük ve Özgür İrade: Her insana şöyle söylemeli “İnsan olarak haysiyetini unutma” – Voltaire

İnsan kötü olarak doğmamıştır. Peki, o zaman neden bazıları kötü niyet salgınına tutulur?
Voltaire’in insan kavramı, belirsiz ve kararsızdır. İnsan onuruna sahip çıkarak, İlk Günah öğretisini7 reddetmekle beraber, bilimsel devrimin insanoğlunun diğer tüm yaratıklarla aynı doğa kanunlarına tabi olduğunu söyleyen “makinistik” dünya görüşünden de etkilenmiştir. Bu durum, yazarın özgür iradeye olan insancı inancını sarmakta, insancı düşünceyle bilimsel düşüncenin arasında bırakmaktadır. Felsefi Sözlük’ten (Philosophical Dictionary) alınan “Kötülük” (Méchant) başlıklı makale ile “Özgür İrade” (Franc arbitre) başlıklı bir diğer yazı Voltaire’in ruh haline ışık tutmaktadır.

Devamı…Kötülük ve Özgür İrade: Her insana şöyle söylemeli “İnsan olarak haysiyetini unutma” – Voltaire

Doğru Akıl Yürütme Yöntemi Üzerine Söylev; Doğru olduğunu bilmediğin şeyi doğru olarak kabul etme!

descartes

Sağduyu dünyadaki şeyler içinde bizlere en eşit biçimde dağıtılmış olandır, çünkü herkes kendisinde bolca sağduyu olduğundan emindir, tüm diğer meselelerde asla memnun olmayanlar bile zaten sahip olduklarından daha fazla sağduyuya sahip olmayı pek arzu etmez. (…) Bana gelince, ben asla zihnimin herhangi bir açıdan sıradan insanların zihinlerinden daha mükemmel olduğunu düşünmedim; hatta bazıları kadar hızlı bir düşünme gücüne, kesin ve belirgin bir hayal gücüne veya kapsamlı ve hazır bir hafızaya sahip olmayı istedim. Bunların dışında insan zihnini mükemmelleştiren başka bir nitelik bilmiyorum. İnsanı insan yapan ve vahşilerden ayıran akıl ve duyuların bireylerde tam ve eksiksiz bulunabileceğine seve seve inanırım ve bunu yaparken de azlık veya çokluk sorununun ancak tesadüfler alanında ortaya çıktığını ve aynı türden bireylerin doğalarını veya biçimlerini etkilemediğini söyleyen filozofların ortak fikrini izlerim.

Devamı…Doğru Akıl Yürütme Yöntemi Üzerine Söylev; Doğru olduğunu bilmediğin şeyi doğru olarak kabul etme!

Batıya Yön Veren Metinler: İki İlkel İçgüdü; Eros ve Thanatos (Sevgi & Ölüm)* – Sigmund Freud

Sigmund FreudBizi, analiz sırasında dirençle karşılaştığımızda, mümkün olan tüm vasıtalarla iyileşmeye karşı kendisini savunan ve hastalık ve acıya inatla sarılan bir güç olduğunu hissetmekten daha fazla şaşırtan bir şey yoktur. Bu gücün bir kısmının suçluluk duygusu ve ceza ihtiyacı olduğunu tespit etmiştik, şüphesiz bu doğrudur; bunun egonun süper-ego ile olan ilişkisiyle ilgili olduğunu görmüştük. Ancak bu gücün içindeki öğelerden sadece bir tanesidir, süper-ego ile fiziksel bir bağı olduğu ve bizim bu yüzden algıladığımız söylenebilir. Aynı gücün, bağlı veya özgür, başka parçaları da zihnin tespit edilemeyen bölgelerinde faaliyet halindedir. Birçok insanda mevcut olan mazoşizm fenomeniyle oluşturulan, negatif terapatik tepkilerden ve nevrotik suçluluk hissini gösteren resmin bütününü incelediğimizde zihinsel süreçlerin sadece zevk elde etme uğraşı tarafından yönetildiği yönündeki inancımızı terk etmek zorunda kalırız.

Devamı…Batıya Yön Veren Metinler: İki İlkel İçgüdü; Eros ve Thanatos (Sevgi & Ölüm)* – Sigmund Freud

“İyiler bir çeşittir, kötüler ise çeşit çeşit” İnsanoğlunun İçindeki “İyi”nin Doğası Nedir?

aristo Erdemli olmak güç, her şeyde ortayı bulmak zor iştir, sözgelişi bir dairenin ortasını bulmak herkesin değil, bilenin işidir; aynı şekilde öfkelenmek, para vermek ve harcamak herkesin yapabileceği kolay bir şeydir; ama bunların kime, ne kadar, ne zaman, niçin, nasıl yapılacağı ne herkesin bileceği bir şey ne de kolaydır. Bunları iyi yapmanın ender, övülesi, güzel bir şey olmasının nedeni de bu. Bunun için Kalypso’nun öğütlediği gibi, ortayı arayanın önce ona daha karşıt olandan uzak kalması gerekiyor.

Devamı…“İyiler bir çeşittir, kötüler ise çeşit çeşit” İnsanoğlunun İçindeki “İyi”nin Doğası Nedir?

Batıya Yön Veren Metinler: Yaratılış, İnsanoğlu ve dertleri ya da her şey ilk ne zaman başladı?

Batı Geleneklerinin Yahudi-Hıristiyan Kaynakları
Batı dünyasının gelenekleri, biri Yahudi-Hıristiyan, diğeri Yunan-Roma veya Klasik olmak üzere, başlıca iki kaynağa sahiptir. Çok eski değil, tarihçiler bu iki temel kaynağa bir üçüncüsünü, Germanik olanı da ekleme eğilimindeydiler. Ne var ki, Dördüncü yüzyılın başlarından itibaren Batı’yı işgal eden cahil kavimlerin -Roma İmparatorluğu’nun sınırlarını aşan barbarların- bölgede yeşeren medeniyetin üstünde, mevcut geleneklerin derinliği ve kalıcılığıyla kıyaslanabilir nitelikte iz bırakmış olmaları, artık mümkün görülmemektedir. Batı geleneklerindeki Yahudi-Hıristiyan ve Yunan-Roma unsurlarının derinliği ve kalıcılığı nedeniyledir ki, Batı dünyasında süregelen düşünce ve davranış alışkanlıkları, bin beş yüz ila üç bin yıl önce ölen insanların entelektüel ve ruhani keşiflerinin bugün bile etkisi altındadır. İlk üç bölümü, Antik Çağ’dan başlayarak, Batı geleneğinin iki büyük dini, yani Yahudilik ve Hıristiyanlık ile Yunan ve Roma medeniyetlerinin kültürel, felsefi ve siyasi kavramlarının ilişkilerini tasvir etmektedir.

Devamı…Batıya Yön Veren Metinler: Yaratılış, İnsanoğlu ve dertleri ya da her şey ilk ne zaman başladı?

Batıya Yön Veren Metinler: Hz. İsa’nın Yaşamı Nasıl Sona Erdi ve Nasıl Bir Anlam Taşıyordu?

Hz. İsa, öğretileri ve hastaları iyileştirme yetisiyle pek çok mürit kazanır. Bunlardan bazıları, O’nun Yahudileri Romalıların boyunduruğundan kurtarmak üzere, Tanrı tarafından gönderildiğine inanır. Bu nedenledir ki, Hz. İsa’nın Mayasız Ekmek
Yortusu’nu kutlamak üzere Kutsal Şehir’e, (Yeruşalim’e) gelmesi, Romalı yetkililerden ziyade, onlarla iyi geçinmeye çalışan Yahudi önderleri rahatsız eder. Yahudiler için Mayasız Ekmek Yortusu, Tanrı’nın seçilmiş insanlarını bir diğer baskıcı yönetimden, Mısırlılardan, Hz. Musa’yı göndermek suretiyle kurtarmasını kutladıkları bir şenliktir. İzleyen olaylar, Hz. İsa’nın dünya üzerindeki yaşamının son bulmasıyla noktalanarak, bir doruk noktası oluşturur. Hz. İsa’nın bu olaylara dair söz ve eylemlerinin kayıtları, Aziz Markos’a göre Kutsal Kitap’ta yer almaktadır. Aşağıdaki metin, Aziz Matta ile Aziz Luka’nın anlatıları itibariyle de açıklayıcı bir temel teşkil eder. Aziz Matta, Aziz Markos ve Aziz Luka’nın anlatıları, birbirleriyle benzerlikleri nedeniyle, sinoptik, yani aynı bakış açısıyla yazılmıştır.

Devamı…Batıya Yön Veren Metinler: Hz. İsa’nın Yaşamı Nasıl Sona Erdi ve Nasıl Bir Anlam Taşıyordu?

Tanrı’nın Seçilmiş İnsanlarıyla İlişkisinin Boyutları ve Telmihi Tam Olarak Nedir?

Kötü adamların evleri haksızca kazanılmış servetlerle dolu, bilmiyor muyum sanıyorsunuz? Eksik ölçek lanetlidir. Hileli terazi kullanan, torbasında eksik ağırlıklar olan adamı nasıl aklayayım? Kentin zenginleri zorba, halkı da yalancıdır. Dillerinden aldatıcı sözler dökülür. Günahlarınızdan ötürü yıkımınızı, mahvınızı hazırladım bile. Yiyecek, ama doymayacaksınız. Aç kalmayacak karnınız, biriktireceksiniz, ama saklayamayacaksınız. Koruyabildiğinizi kılıçla yok edeceğim. Ekecek, ama biçemeyeceksiniz. Zeytin ezecek, ama yağını sürünemeyeceksiniz. Üzümü sıkacak, ama şarabını içemeyeceksiniz. Kral Omri’nin buyruklarına, Ahav9 soyunun kötü âdetlerine uyduğunuz, onların törelerini izlediğiniz için sizi utanca boğacağım, yıkıma uğratacağım.

Devamı…Tanrı’nın Seçilmiş İnsanlarıyla İlişkisinin Boyutları ve Telmihi Tam Olarak Nedir?