Kabartmalar, Sikkeler ve Bayraklar – Erdoğan Çınar* (Dergahın Sırrı, Aleviliğin Kayıp Hafızası)


‘Ma’ kültünün doğduğu coğrafyaya uzun bir süre hâkim olan Bizans İmparatorluğu’nun bayrağı, kırmızı zemin üzerine işlenmiş bir hilal ve bu hilalin ortasında yer alan sekiz köşeli bir yıldızdı. Osmanlı İmparatorluğu, İstanbul’un fethinden sonra bu bayrağı devraldı. Hilal ve ortasındaki sekiz köşeli yıldız Tazminat Fermanı adı verilen Osmanlı yenileşme hareketine kadar hiç değişmeden imparatorluğun bayrağı olarak gönderdeki yerini korudu.

Kabartmalar, Sikkeler ve Bayraklar

Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nın en önemli yapısı, dergâhın ‘Hazret Avlusu’ denilen üçüncü avlusunda girişin tam karşısında yer alan ‘Pir Evi’dir. Pir Evi’ tek bir yapı değil, değişik zamanlarda yapılmış bir yapılar topluluğudur. Bu yapılar topluluğu geniş bir mekâna bağlanan (Kırklar Meydanı) ve birbirine açılan mezar odalarından oluşur. ‘Pir Evi’ plan şeması olarak Kapadokya ve Frigya’da çok sık görülen volkanik kayalara oyulmuş mezar evlerinin bir benzeridir.

Hacı Bektaş Veli Dergâhf nın merkezi olarak kabul edilen ‘Pir Evi’ne, ön cephesinde üç kemer bulunan bir revak-tan geçilerek girilir. Girişteki orta kemerin üzerinde üç adet motif bulunur.
Bu motifler Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nın kadimden beri var olan sembolleridirler. Bu üç sembolden en sağda bulunan hilal biçiminde ay ve hilalin ortasındaki sekiz köşeli yıldızdır. Alevi erkânında şimdilerde ‘Ay ve Gün’ -daha eski tarihlerde ‘nar ve nur’- olarak ifade edilen Yaratıcı Büyük Ana’nın temsili olan köklü bir motiftir. Bu motif ‘Ma’ tapınaklarının ‘amblemi’, eski tabirle bir tür ‘alametifarika “sıdır.”**

 

Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nda ‘Pir Evi’nin girişinde, orta kemerin üzerindeki “ay ve gün’ kabartması.

Luviler güneşin ışığının yeryüzünde dört ana yön, dört de ara yön olmak üzere sekiz yöne düştüğünü ve sekiz köşeyi aydınlattığına inanırlardı. Bu yüzden ‘Ma’yı temsil eden güneş motifi eski çağlardan bugüne kadar sekiz köşeli bir yıldız olarak resmedilmiştir.
Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nda, Pir Evi’nin girişinde yer alan ‘ay ve gün’ motifi, bir başka ‘Ma’ tapınağında daha, bir ‘alametifarika’ olarak karşımıza çıkar. Nemrut Dağı’nın zirvesinde yer alan Komagene Krallığı’na ait iki bin yıllık açık hava tapmağında son derece etkileyici, eşsiz bir aslan kabartması vardır. Yaklaşık 1.75 metre yüksekliğinde ve 2.40 metre eninde bir levha üzerine işlenmiş yürüyen aslan kabartmasının boynuna ‘Ma’nın sembolü olan ‘ay ve gün’ motifi işlenmiştir (Komanege. sözcüğü Luvicedir. Bu kelimenin Türkçedeki karşılığı ‘Ma tapınağının ülkesi ‘dir. ***


Nemrut Dağı’nda bulunan aslanlı kabartma, boynunda Ma’nın sembolü ‘ay ve gün’ var.

‘Ay ve gün’ motifi, eski dünyada ‘Ma’ kültünün egemen olduğu coğrafyalarda vazgeçilmez bir simge olarak yaşamın her alanında kullanıldı. Bu kullanıma en iyi örnek madeni paralar, bayraklar ve sancaklardır.

Madeni paranın keşfiyle birlikte, ‘Manın simgesi ay ve ortasında bulunan sekiz köşeli yıldız Akdeniz ülkeleri başta olmak üzere yeryüzünün hemen her köşesinde basılan sikkeler üzerinde yerini aldı. ‘Ma’ kültünün merkezi olan Battal Gazi Dergâhı’nın bulunduğu Frigya’da, Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nın bulunduğu Kapadokya’da, Yeşi-lırmak Komana’sının bulunduğu Gümenek’te ve Seyhan Komana’sının bulunduğu Kılikya’da bulunan antik sikkelerde ‘ay ve gün’ motifinin çok sık kullanıldığı görülmektedir.


Frigya sikkesi

Eski Çağ’da ‘Ma’ tapınaklarının bulunduğu merkezlerin dışında, ‘Ma’ kültünün Roma’ya taşınmasından sonra İtalya’da ve Roma İmparatorluğu’nun egemenlik sahası içindeki tüm ülkelerde de (Likya, Lidya, Yunanistan. İskenderiye, Makedonya, Kuzey Afrika ve Mezopotamya’da) üzerinde ‘ay ve gün’ motifi olan altın, gümüş ve bakır sikkelere rastlanılır.



‘Ay ve gün’ sembolünün eski çağlardan bugüne kadar en yoğun olarak kullanıldığı yer, kuşkusuz çeşitli devletlere ait bayraklar ve sancaklardır.

‘Ma’ kültünün doğduğu coğrafyaya uzun bir süre hâkim olan Bizans İmparatorluğu’nun bayrağı, kırmızı zemin üzerine işlenmiş bir hilal ve bu hilalin ortasında yer alan sekiz köşeli bir yıldızdı. Osmanlı İmparatorluğu, İstanbul’un fethinden sonra bu bayrağı devraldı. Hilal ve ortasındaki sekiz köşeli yıldız Tazminat Fermanı adı verilen Osmanlı yenileşme hareketine kadar hiç değişmeden imparatorluğun bayrağı olarak gönderdeki yerini korudu.

1844 yılında bir değişikliğe gidildi. Osmanlı bayrağının üzerindeki sekiz köşeli yıldız, beş köşeli yıldızla yer değiştirdi. Cumhuriyetin kurulmasına kadar kullanılan bu bayrak son şeklini 1923 yılında aldı. ‘Ma’nın sembolü ‘ay ve gün’ bugün kendi ülkesinde hemen her köşede, rüzgârın önünde  salınmaya devam etmektedir. ‘Ay ve gün’ yalnızca Türkiye Cumhuriyeti’nin bayrağında değil, Azerbaycan’dan Cezayir’e, Malezya’dan Pakistan’a, Tunus’a ve Kıbrıs’a kadar pek çok ülkenin bayrağındaki ana motiftir. ‘Ay ve gün’ sembolü, anlamı unutulmuş da olsa bizimle birlikte yaşamaya devam ediyor. Cebimizde taşıdığımız metal ya da kağıt paranın üzerindeki de odur, göndere çekilmiş al bayrağı süsleyen de o. Kabul etsek de etmesek de camilerin kubbelerindeki âlem de aynı temsildir.

Dergahın Sırrı, Aleviliğin Kayıp Hafızası (S.96-104)


*1957 yılında Sivas İmranlı’da doğdu. Orta öğrenimini 1976 yılında, Darüşşafaka Lisesi’nde tamamladı. 1982 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi, 1986 yılında İstanbul Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü’nü bitirdi. İstanbul’da serbest mimar olarak çalışmakta.

**II Yakın /amana kadar Anadolu’da tüm ana ve ara yönler bir renkle ifade edilirdi. Ana-
dolu insanının dilinde merke/e güneşin rengine atfen sarı denilmiş ve güneşin ışığının
düştüğü her yön ayrı bir renkle tanımlanmıştır.
San: Merkez Doğu: Gök
Kuzeydoğu: Gökçe Batı: Ak
Güneybatı: Akça Kuzey: Kara
Kuzeybatı: Karaca Güney: Kızıl
Güneydoğu: Kızılca
Yön bilgilerini Manisa Akhisar Efendi Mahallesi nde yüz on yaşına kadar yaşamış Belibiçaklı Nineden naklen aktaran İzzet Ozketen’den derledim. Hacı Bektaş Veli Dergâhında Kızılca halvet. Gök eşik. Ak eşik gibi mekânların renklerle ifade edilmesi bu sebepten olsa gerektir.

*** Bilge Umar, Türkiyedeki Tarihsel Adlar, İnkılap Yayınları 2. Baskı, İstanbul-1993, S. 459

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Ahmet Nesin: Ataol Behramoğlu, darbe seviyordun da 12 Eylül sonrası neden Paris’e gittin?

28 ŞUBAT DARBESİYLE DÖNEMİN HÜKÜMETİ DE YARGILANMALI… Dün bir arkadaşım twitter’da çok güzel bişey yazmış, “Keşke bu darbe 29 Şubat’ta...

Kapat