Elmasın kanlı serüvenine fotoğraflarla kısa bir yolculuk

Sierra Leone; Batı Afrika’da çoğumuzun harita’da bile gösteremeyeceği bir ülke. Uzun yıllar İngiliz sömürü altında ezilmiş. Ülke zenginliği bölge halkından çok uzaklara taşınmış tarih boyunca. Önemli miktarda altın ve elmas madeni yatakları mevcut. Ancak Sierra Leone bu kadar zenginliğe rağmen, fakirlik içinde yüzüyor. Çünkü ülkenin zenginlikleri batı tarafından yıllarca sömürülmüş ve sömürülmeye devam ediliyor.


BM kayıtlarına göre dünyanın en fakir ülkelerinden biri ve ortalama yaşam süresi sadece 40 yıl. 2002 yılında ülkede yaşan iç savaş binlerce insanın sakat kalmasına yol açtı. Ülke nüfusunun yaklaşık yarısı Müslüman. Ülke halkı oldukça zor şartlarda yaşamaya çalışıyor. Örneğin bir çok  yerde elektrik tesisatı bile bulunmuyor, kimi yerlerde ise günde bir saatliğine elektrik veriliyor.

Sierra Leone BM kaynaklarına göre dünyanın yaşam standartları en düşük en fakir ülkesi. Ama aynı zamanda dünyanın en çok elmas, altın ve titanyum madenine sahip. Bunların hepsi yüksek teknolojide kullanılan ya da çok para eden madenler.

Her 3 çocuktan biri 5 yaşına gelmeden ölüyor. Nüfus’un % 3’ü AIDS ve bu Afrika ortalamasının altında sayılır.

Nüfusu altı milyon olan bir ülkede 100 ile 200 bin arasında insan ölüyor ve on binlerce de sakat var. Nasıl sakatlık bunlar; mesela bazı dergilerde Afrikalı çocuk askerlerin fotoğraflarını görürüz. Bu fotoğrafların çoğunluğu Sierra Leone ve Liberya’da çekilmiş.

Sierra Leone 1961’te bağımsızlığını kazandı. Şeklen bağımsızmış gibi bir görüntü içindeler. Pirinci kendileri ayırıp yemelerine rağmen, benzin ya da su olmamasına rağmen bu ülke ekonomik olarak kendini toparlama potansiyeline sahip, alt yapı yok, halk temel ihtiyaçlarını zor karşılıyor.

Sierra Leone elmas zengini bir ülke. Taylor oraya savaş açıyor. Elmas tarlalarına konuyor. Elmasların nasıl çıkartıldığı, o tarlalarda çalışmanın ne olduğu ise, cehennemin öteki yüzü. Elmas ararken, nehirden çıkartılan sulu toprağı elekten geçirirken, en küçük bir harekette beyinlere sıkılan kurşunlar. Karın tokluğu bile değil, kırbaç ve dipçikle çalıştırılan elmas köleleri.

Dünyada en geri kalmış ıssızlığında,  yoksul, açlık sınırının en altında, her türlü bulaşıcı ve öldürücü hastalıkla iç içe yaşamı sürdürmeye çalışırken kanlı elmaslar  New York Beşinci Cadde’de dünyanın en pahalı ve gözde kuyumcularının vitrinlerinde. Gerdanlıklar, yüzükler, küpeler…

Uluslararası Af Örgütü (UAÖ)  yaptığı açıklamada: Birçok insan Sevgililer Günü´nde (14 Şubat) sevdiklerine elmas/pırlanta hediye edenlerin bu elmasların nereden geldiğini bilmediğini ve bunları alarak insan hakları ihlallerine yardım etiklerinden haberi olmadığını belirtmişti.

Angola, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Sierra Leone´de elmas satışından elde edilen gelir, korkunç insan hakları ihlallerine yol açan iç savaşları finanse etmektedir. “Bu ülkelerdeki insanlar için elmaslar aşkı değil savaş, umutsuzluk ve yoksulluğu simgelemektedir.”


Çoğu zaman en kötü şartlarda elmas ve altın arayan bu zengin ülkenin fakir insanları, ellerini ve kollarını kaybettikleri ağır şartlarda ancak karın tokluğuna iş bulabiliyor.Fakir insanların kanlarıyla çıkarılan bu elmaslar ülkelerine refah değil zulüm, zenginlik değil ölüm getirdi.

“Elmasın kanlı serüvenine fotoğraflarla kısa bir yolculuk” üzerine 5 yorum

  1. Iste Kapitalizmin görünmeyen yüzü…Arka sahne yani…Keske herkese anlatabilsek, gösterebilsek bu yaziyi ve resimleri…..Aci! Bilincine saglik….

  2. inanın o insanları gördükçe içim parçalanıyor ve halime şükrediyorum ne yazık ki insan oğlu tokluğun kıymetini bilmiyor paralarını har vurup harman savuruyorlar keşke elim de olsada yardım eli uzatabilsen çoğu insanoğlu bu msumları görmücek kadar ne yazıkki kör olmuşlar allah(c.c)yardımcıları olsun AMİN

  3. BU FOTOĞRAFLAR KARŞISINDA GÖYAŞLARIMI TUTAMIYORUM KEŞKE HERKES BU RESİMLERİ GÖREBİLSE

  4. amerikayıda unutmayalım o ülke kızıl derelilerin cesetleri kanları üzerine kurulan bir ülke onların hali nice olur

  5. dünyanın bilinmedik köşelerinde kim bilir kimler zorla çalıştırılıp kan kusup can veriyor neler neler oluyor bir bilseniz bir bilsek

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Hümanist Psikanalizin Marx’ın Teorisine Uygulanması – Erich Fromm

Marksizm hümanizmdir, insancıllıktır ve hedefi, insanın saklı kalmış yeteneklerinin tümünün ortaya çıkarılmasıdır. Söz konusu bu insan yalnızca düşünceleri veya bilinci...

Kapat