Yalnızlığın Omuzlarında: Newton, Veba ve Karantinanın Bilime Katkısı

0
366

“Gerçek, sessizlik ve derin düşünceden doğar.”

1650’lerde veba felaketi Avrupa’yı etkisi altına aldı. Önce İtalya, hemen ardından İspanya, Almanya ve Hollanda hastalığa yenik düştü. Kanalın ince duvarlarının ötesindeki İngiltere bütün olan biteni izleyip korkusundan titredi, ne var ki on yıl boyunca ilahi bir güç sanki ülkeyi korumaktaydı. Ancak dünya çoktan ticaret tapınağında ibadet etmeye başlamıştı, küreselleşme güçleri harekete geçmişti. İngiltere’nin ekonomisi büyük ölçüde ticarete dayanıyordu, limanları dünyanın her yerinden çay ve ipek taşıyan gemilerle dolup taşıyordu. Sıçanlar gemilere girdi, pire ve bakteriler de sıçanlara – henüz keşfedilmemiş tek hücreli organizmaların krallığı – ve bunlar karaya çıkar çıkmaz insanlara geçti.

Böylece 1664 Noel gününde Londra’da tek bir veba ölümü gerçekleşti. Bir başka ölüm şubatta meydana geldi ve sonra biri daha öldü. Efsanevi günlüğüyle tanınan Samuel Pepys nisanda şöyle yazdı: “Büyük hastalık korkuları şehirde ortaya çıktı. Tanrı hepimizi korusun.”

Tanrı, biyoloji ve epidemiyoloji hakkında temel bir bilimsel anlayışın eksikliğinin yerini dolduramadı. Ölümler hızlı, dehşet verici ve o kadar fazla sayıdaydı ki bütün hayat durdu. Yaz boyunca ölümler katlanarak arttı. Hastalık bulaşmış olanlara evlerinden çıkmamaları emredildi. Birçok kişi yalnız ölmeye mahkûm edildi, vebalı kişileri bulunduran evlerin kapılarına kocaman haçlar çizildi. Tiyatro ve insanların toplanabileceği diğer yerler yasaklandı. Sokak satıcılarının mallarını satması yasaklandı, gazete dağıtan çocuklar bağırmayı kesip evlerine kapandı. Korkunç, garip bir sessizlik her yeri kapladı. Üniversiteler kapatıldı.

Cambridge Üniversitesi, öğrencilerini eve gönderdiğinde babası o doğmadan üç ay önce ölen, “kaosun değil düzenin tanrısına” tapan, ders karşılığı zengin öğrenciler için çalışan; matematik, hareket ve ışık konularına ilgi duyan genç bir adam değerli kitaplarını topladı ve annesinin çiftliğine geri döndü.

Veba, ölüm yaymaya devam ederken Isaac Newton (1642-1727) insanlığı Karanlık Çağ’dan kurtaracak bir düzenek hayal etti. İşte Newton oradayken elma – gerçek ya da uydurmaca – düştü ve kıyametin gölgesinde yerçekimi yasası doğdu. Hesaplamaları için gerekli olduğundan kalkülüsü de icat etti.

Isaac Newton biyografisinde James Gleick, Newton’ın veba yüzünden eve dönüşünü şöyle anlatıyor:

“Kitap rafları yaptı ve kendisi için küçük bir çalışma odası hazırladı. Üvey babasından miras kalan, bin sayfalık defteri açtı ve ona Atık Defter adını verdi. Defteri okuma notlarıyla doldurdu. Bunlar yavaş yavaş asıl araştırmalara dönüştüler. Kendi kendine problemler yarattı, üzerine kafa patlattı ve yeni sorular sordu. Bilginin sınırlarını aştı, bunu bilmiyor olsa da. Veba yılı onun değişim yılıydı. Yalnızlık ve başkalarıyla neredeyse hiç iletişim kurmamak, Newton’ın dünyanın en önemli matematikçilerinden biri olmasına neden oldu.”

Newton seksen dört yaşına – o zamanların ortalama yaşam süresinin iki katı – kadar yaşadı. Veba yıllarına dönüp baktığında ağzından şunlar çıktı: Gerçek, sessizlik ve derin düşünceden doğar.”

Kolera ve Veba Aşısını Geliştiren, Okuldan Atılmış Bir Öğrenci Lideri: Waldemar Haffkine

Kaynak: Brainpickings
Çeviren: Aslı İdil Kaynar | Oggito

Cevap Ver

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz