Ece Ayhan’ın bazı ‘bilinmeyenlerine’ doğru bir arşiv taraması

ece ayhanGelir dalgın bir cambaz. Geç saatlerin denizinden. Üfler lambayı. Uzanır ağladığım yanıma. Danyal yalvaç için. Aşağıda bir kör kadın. Hısım. Sayıklarbir dilde bilmediğim. Göğsünde ağır bir kelebek. İçinde kırık çekmeceler. İçer içki Üzünç Teyze tavanarasında. İşler gergef. İnsancıl okullardan kovgun. Geçer sokaktan bakışsız bir Kedi Kara. Çuvalında yeni ölmüş bir çocuk. Kanatları sığmamış. Bağırır Eskici Dede. Bir korsan gemisi! girmiş körfeze.
Bakışsız Bir Kara Kedi -Ece AYHAN  

Devamı…Ece Ayhan’ın bazı ‘bilinmeyenlerine’ doğru bir arşiv taraması

Yaşamı Yansıtan Aynalar, Günlükler – Zafer Yalçınpınar

günlüklerEdebiyat ve sanat dünyasından tanınmış kişilerin kaleminden günü gününe yazılan günlükler, tüm gerçekliğiyle yaşamı yansıtan birer ayna olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Günlükler, yazarlarının iç dünyasını kurgusuz bir biçimde sergileyerek günlüğün sahibine ilişkin ayrıntılı bilgilere birinci elden ulaşmamızı sağladıkları gibi, yazıldıkları dönemin önemli olaylarına ilişkin tarihsel belgeler olarak da önem kazanırlar.
Günlük isimli yazın türünün tarihsel gelişimini ve geçirdiği evreleri incelemek istediğimizde bu yazın türü için iki ayrı dönem olduğunu fark ederiz. Bu dönemlerden ilki günlüklerin edebi bir nitelik kazanmasından önceki dönemdir. Tarihte ilk defa Romalılar günlük kullanmıştır. Edebi içerikten yoksun, bir takım kamu kuruluşlarında yapılan işlemlerin unutulmaması amacıyla tutulan ve “commentarii” adıyla anılan bu ilk günlükler, duygusallıktan uzak notların kabaca birleşiminden oluşmaktadır.

Devamı…Yaşamı Yansıtan Aynalar, Günlükler – Zafer Yalçınpınar

“Zulmün her yere hâkim olduğu, her şeye, herkese bulaştığı” Yeni Sinsiyet’in Haksızlık Yordamı

sinsiyetretorigi“Melanet” ortamına değin genişletilmesi bir “performans” olarak görülen, yandaş-paydaş etkileşimleri doğrultusunda, “muazzam kötücül” bir “biz” söylemiyle kalkınan cehalet ortamının muhterisleri, her alanda belirgin bir nicel üstünlüğü -hileli de olsa mizanı- ileri sürmenin kendilerine muktedir ya da müstahkem bir varoluş hediye edeceğini sanıyorlarsa, yanılıyorlar. Bu sanrının konforlu gözbağında ısrar eden herkesin telafisiz (ölümcül) “mezalim” merhalesinde “haksızlık zevatları” olarak türevleştiğini, hizmetkârlaştığını anlamadılar mı? Zulmün her yerde hâkim olduğunu, her şeye, herkese bulaştığını…

Devamı…“Zulmün her yere hâkim olduğu, her şeye, herkese bulaştığı” Yeni Sinsiyet’in Haksızlık Yordamı

“Duyduklarına inanıyorsun. Söylenmeyenlere inan!” Halil Cibran ve Mistisizm – Zafer Yalçınpınar

Halil CibranArkadaşım adamı bana gösterdi:
“Memleketimizin en bilge adamı bu!”

Bunun üzerine, arkadaşımdan ayrılıp kör adama doğru gittim,
onu selamladıktan sonra konuşmaya koyulduk,

– Siz hangi bilgelik unsurlarına göre yaşamınızı ayarlıyorsunuz?
Kör bilge cevapladı:
– Ben gökbilimciyim.
Sonra da elini göğsüne getirerek sözünü tamamladı:
“Tüm bu güneşlerle ayları ve yıldızları gözlemlerim.”*

Devamı…“Duyduklarına inanıyorsun. Söylenmeyenlere inan!” Halil Cibran ve Mistisizm – Zafer Yalçınpınar

“Yapay Karşıtlığın ve İşbirliği Sistematiği” Yeni Sinsiyet’in İkbal Ezberi – Zafer Yalçınpınar

Yeni sinsiyet tipolojisi[1] tarafından kurgulanan tüm enstrümanların birer saat gibi tıkır tıkır işlemesine, cehalet alanının genişleyerek devasa bir cehalet ortamına dönüşmesine, işbu havzadaki dipsizlik duygusunun gün be gün artmasına, tüm yanıltıcı salvoların veya retorik arsızlıklarının[2] “mutlak bilgi”ye bağlanmasına, ortamdaki yandaş-paydaş etkileşimlerinin endüstrileşmiş bir menfaat-sömürü çizelgesinde üssel olarak hızlanmasına ve nihayetinde yeni sinsiyet tipolojisinin oligarşik bir yönetsel katmanda(kulede) müstahkem mevki kazanmasına[3], kısacası, bu kör keşmekeşinin tümüne şahit bulunmanın ya da kalmanın biriktirdiği “susku” korkunçluğunu, “susku” gerginliğini ve “susku” öfkesini nasıl anlatabiliriz?

Devamı…“Yapay Karşıtlığın ve İşbirliği Sistematiği” Yeni Sinsiyet’in İkbal Ezberi – Zafer Yalçınpınar

Öykü | Ben Senin Duygularından Biriyim – Zafer Yalçınpınar

“Bir şeyler yapmak istediğini düşün. Her eylem dışarıdan gelen engellerle karşılaşabilir. Eğer sen bir eylemi gerçekleştirmek isterken bazı engellerle karşılaşırsan, o anda eylemi gerçekleştirmekte özgür olmadığını anlarsın. Böylece engellerle karşılaştığında ve özgür olmadığını hissettiğinde özgürlüğünün bilincine varmış olursun. Daha önce gerçekleştiremediğin eylemleri gerçekleştirmeye başladığında ise kendini özgür hissedersin.”

Her şey On Eylül Pazartesi günü başladı. İş gününe başlamak üzere yatağımdan kalkmıştım ki onu gördüm. Orta boylu, esmer bir kadın karşımda durmuş beni süzüyordu. Yatağından kalktığında karşısında tanımadığı bir kadın gören herkes kadar korkmuştum. O kadar korkmuştum ki onu görünce bir an nefesim kesildi. Biraz bakıştıktan sonra onun bir hırsız olmadığını ve beni öldürmeyeceğini anladım.

Devamı…Öykü | Ben Senin Duygularından Biriyim – Zafer Yalçınpınar

Ayrıcalık arzusu ve müstahkem mevkiler | Yeni Sinsiyet’in Seçkinlik Arayışı – Zafer Yalçınpınar

Seçkinlik, saygınlık ve bu ikisi doğrultusunda oluşan statüko arayışı, Yeni Sinsiyet Tipolojisi’nin[1] kendini, arzularını ve hilebaz stratejilerini sisleyemediği, bu yönde dezenformasyon uygulayamadığı en belirgin konulardan biridir. Yeni Sinsiyet’in seçkinlik arayışı çoğulcu yaklaşımlarla tersleşen oligarşik bir düzeneğin kurulumunu içerdiği için Yeni Sinsiyet’in projelendirdiği hedef kitlesinde gecikmeli bir huzursuzluk yaratmaktadır. Yeni Sinsiyet’in niceliksel olarak hedeflediği “biz” söylemine ve retorik arsızlığına[2] uymayan niteliksel bir arayış, huzursuzluğun kök nedenidir. Bu his cehalet alanında -henüz- bütünlüklü bir “farkındalık” boyutuna gelemediği için çoğunlukla gecikmeli olarak duyulmakta, geçiştirilmekte ve büyük bir tepkisellik içermemektedir.

Devamı…Ayrıcalık arzusu ve müstahkem mevkiler | Yeni Sinsiyet’in Seçkinlik Arayışı – Zafer Yalçınpınar

Yeni Sinsiyet Tipolojisi’nin “Biz” Söylemi ve Retorik Arsızlığı – Zafer Yalçınpınar

“Modern meritokrasinin ilgilendiği tek şey, farklı nedenlerle, farklı zamanlarda, farklı disiplinlerden farklı söylemleri yapay bağlamlar aracılığıyla birleştiren arsız bir retoriği oluşturabilme becerisidir. Bu retorik sarmaşığı, arkaplanında şu tümceyi imler; “Bizimle işbirliği yapın… İşbirliği yapın ki biz niceliksel olarak daha da güçlenelim. Bizi, beraberce büyütelim.” Yeni Sinsiyet’in fetbazlarının “biz” söylemindeki arkaplanı bir katman kadar daha tercüme edip boyayı kazımaya devam edersek; “Yeni garabet alanlarının oluşması ve ardından yeni cehalet alanlarının mevcut cehalet ortamına eklenlenmesi” ezberiyle karşılaşırız.  Günümüzün meritokrasisi “işbirliği yapabilmek potansiyeli” ve “ikna edilebilirlik” üzerine kuruludur.”

Devamı…Yeni Sinsiyet Tipolojisi’nin “Biz” Söylemi ve Retorik Arsızlığı – Zafer Yalçınpınar

Yeni Sinsiyet Ve Bazı Enstrümanları – Zafer Yalçınpınar

“Cehalet ortamında oluşan tipoloji çok önemlidir. Çünkü, hayret verici bir biçimde, “tipoloji” tanımıyla çelişen “karakter aşınması, ilkesizlik ve döneklik” gibi olumsuzluklar, kişilik bozuklukları ya da işte sistematik hatalar, birden bire, kalabalıkların eklemlendiği bir “görüngü” haline gelmiştir ve tipolojik olarak geçerlik kazanmıştır. Cehalet tipolojisinin oluşmasında kullanılan bazı yöntemler ve cehalet alanının ortama dönüşüm aşamasındaki çeşitlemeler, cehalet ve liyakatsizlik ortamının geribesleme mekanizmasında da son derece etkindir. “

Devamı…Yeni Sinsiyet Ve Bazı Enstrümanları – Zafer Yalçınpınar

Ece Ayhan, “Kömürün elmasa dönüşmesi üzerine…” Zafer Yalçınpınar’la söyleşi

Ece Ayhan’ın hayatı, zihninde, çok derin bir yerde “kömürün elmasa dönüşmesinin eczası ya da kimyası olarak şiir” düşünmekle, tasarlamakla, yazmakla ve araştırmakla geçmiştir”

 “Ece Ayhan, “Ben karamsarım. Ama benim karamsarlığım akkordur” der. Bunu yaşamıyla ortaya koymuştur. Başına gelen binlerce olay, umutsuzluk,  onun inadına inat katmıştır. Olumsuzluklar onu karakter aşınmasına uğratacağına, kendisinden uzaklaştıracağına, aksine, Ece Ayhan’ın kendisiyle yanmasına neden olmuştur… Neyse o olmuştur Ece… Kendisinden, özünden,  doğrularından, şüphelerinden, kök nedenler arayışından, bildiklerinden, bulduklarından, sezdiklerinden, anlam arayışından kısacası sahiciliğinden hiç dönmemiş, aksine derinleşmiş ve sürekli olarak boyayı kazımaya çalışmıştır.”

Devamı…Ece Ayhan, “Kömürün elmasa dönüşmesi üzerine…” Zafer Yalçınpınar’la söyleşi

Kendi bedenlerinizde yüzmenize izin verin, ruhlarımızı ruhlarımıza terk edin*

(…) “Esneklik” (flexibility) kelimesi Ingilizceye on besinci yüzyılda girdi. Kelime asıl anlamını, rüzgârda egilen agaç dallarının tekrar eski konumuna döndügü seklindeki  basit gözlemden alıyordu. “Esneklik” kelimesi agacın egilip düzelme gücünü, agacın formunun rüzgârda sınanmasını ve eski haline dönmesini ifade eder. Ideal olarak esnek insan davranısının da aynı elastik güce sahip olması, yani degisen kosullara uyum saglayarak, onlardan zarar görmemesi gerekir. Günümüzde toplum, daha esnek kurumlar olusturarak, rutinin yol açtıgı kötülükleri yok etmenin yollarını arıyor. Ancak esneklik uygulamaları çogunlukla kisiyi egen güçler üzerinde yogunlasır.

Devamı…Kendi bedenlerinizde yüzmenize izin verin, ruhlarımızı ruhlarımıza terk edin*

İlhan Berk, 1964 tarihli bir söyleşide “Yazdığı şiirleri, halkın rüyasına benzetiyor…”

Milliyet Gazetesi arşivini inceleyip Ece Ayhan hakkında bulduğu bazı önemli belgeleri bize  ulaştıran şair Zafer Yalçınpınar, şimdi ise İlhan Berk üzerine yaptığı bir  arşiv taramasıyla ortaya çıkan İlhan Berk’le yapımış  bir  söyleşiyi bizimle paylaşıyor.
Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanan  “Kanatlı At”  ve Kültür Bakanlığı tarafından yayımlanan “Kendi Seçtikleriyle İlhan Berk Kitabı” adlı  eserlerde yer  almayan  bu söyleşi 28.1.1964 tarihli Milliyet Gazetesi’nde basılıyor.  Yalçınpınar,  “Mısırkalyoniğne” adlı kitabın ardından oluşan İlhan Berk poetikasına ilişkin birçok “karanlığı” bu söyleşinin  “aydınlatacağını” ve   “Nesrin (N) İlhan Berk” hikâyesinden de çok etkilendiğini  de belirtiyor.

Devamı…İlhan Berk, 1964 tarihli bir söyleşide “Yazdığı şiirleri, halkın rüyasına benzetiyor…”

Odakule Sanat Galerisinde Taş Uçak Şiir Sergisi


Taş Uçak Şiir Sergisi görsel işler ve Zafer Yalcınpınar şiirleriyle bütünlenmiş 30 adet parçayla beraber   Nâzım Hikmet ve Ece Ayhan üzerine tematik odaklanmaları kapsıyor.  Serginin kompozisyonu, Şairlik Halleri, Boşluğun Dili ve Haklılığın İnadı üzerine çeşitli bağlam ve dizgelerden oluşan söyleşilerle sürecek.   “Haklılığın İnadı” başlıklı söyleşide bir Ece Ayhan videosu gösterilecek, Amerika’daki Poetry Scores taifesinin “Bakışsız Kedi Kara” çalışmalarından bahsedilecek…  Nâzım Hikmet’in ve Ece Ayhan’ın hayatından kesitler, mücadeleler, çeşitli belgelerle ele alınacak ve katılımcılarla paylaşılacak… Ahmet Soysal katılımı ile birlikte “Ece Ayhan ve Nilgün Marmara” hakkında çeşitli paylaşımlarda bulunacak…

Devamı…Odakule Sanat Galerisinde Taş Uçak Şiir Sergisi

Zafer Yalçınpınar ve şiirleri “ki ben o ki ben dağa çıkmaya çalıştım tekneyle o zamanlar ‘zaman’ vardı”

1.
ki ben o ki ben dağa çıkmaya çalıştım tekneyle
o zamanlar “zaman” vardı
kitapçılar hesapçılar izlek tentesinin altında
bu eski tahtasız deniz ahşabını
izliyorlardı

2.
ve babam tekneyi sattığı zaman
ki ben o ki ben iskeleyi tamir ediyordum
ve belki
babasından daha yakındır bir çocuğa
deniz usta

3.
Senkop:
ki o ki ben yalan söyledim
babamı denizden çok severim

Devamı…Zafer Yalçınpınar ve şiirleri “ki ben o ki ben dağa çıkmaya çalıştım tekneyle o zamanlar ‘zaman’ vardı”