Referandumun AKP’cesi… – Fikret Başkaya

Sorulan soru şu: “Bir dikta rejimi, bir tek adam rejimi istiyor musunuz?“. Böyle bir soruya insanların evet demesi pek mümkün olmadığına göre, geriye neyin oylandığını gizlemek, görünmez kılmak kalıyor. Boşuna, “iktidar gizlemesini bilenindir” denmemiştir… İşte, hayır cephesine yönelik baskıların, yasakların, yalanların, hakaretlerin, telaşın nedeni bu…

Devamı…Referandumun AKP’cesi… – Fikret Başkaya

“Her yoksullukta bir yalnızlık vardır!” Evetle Hayır Arasında – Albert Camus

Cennetlerin yalnızca yitirilmiş cennetler olduğu doğruysa, bugün içimden çıkmayan şu hoş ve insandışı şeyi nasıl adlandırmalıyım, bilmiyorum. Bir göçmen yurduna döner. Bense, anımsıyorum. Alay, katılık, her şey susuyor, işte yurduma dönmüştüm. Durmamacasına mutluluğu düşünmek istemiyorum. Böylesi çok daha basit, çok daha kolay.

Devamı…“Her yoksullukta bir yalnızlık vardır!” Evetle Hayır Arasında – Albert Camus

Fikret Başkaya: Utanmasalar yoksulluk diye bir şeyin söz konusu olmadığını bile ilân edebilirler

Fikret-BaşkayaKimlerin yoksul sayılacağına, kimlerin aç sayılacağına zenginler karar veriyor. Değerli uzmanlar bu konuda canla başla çalışarak, yoksulluk sınırları çiziyorlar. İşte, günde 1.25 doların altında geliri olanlara aşırı yoksul, 2.50 doların altında yaşayanlara da yoksul deniyor. Mesela bu hesaba göre Türkiye’de yoksul sayılan insan sayısı yok denecek kadar az. TÜİK’in (Türkiye İstatistik Kurumu) hesaplarına göre, 2012 sonu itibariyle yoksulluk oranın binde altıya (%06) gerilediği söyleniyor. Neye göre mi? Günde 2.15 doların altında geliri olanların sayısına göre.

Devamı…Fikret Başkaya: Utanmasalar yoksulluk diye bir şeyin söz konusu olmadığını bile ilân edebilirler

Fikret Başkaya: “Nüfusunun %2’si zenginliğin %55’ine el koyduğu için 5 milyon çocuk ölüyor”

Fikret-BaşkayaYer yüzünün efendileri hep yoksullukla mücadeleden söz ediyor ve yoksulluk sürekli artıyor? Dünyanın neresinde olursa olsun, politikacıların ağzından hiç düşmeyen söz, işşizlikle, yoksullukla mücadele. Zaman zaman “acaba bu adamlar söylediklerine gerçekten inanıyorlar mı?” dediğim oluyor. Elbette inansalardı, samimi olsalardı da değişen bir şey olmazdı. Eğer geçerli sistem kapitalizm ise ve kapitalizm de eşitsizlikleri büyütmeden var olamıyorsa, üstelik her ileri aşamada toplumsal eşitsizlikler derinleşmek zorundaysa, kaşarlanmış politikacıların, onların hizmetindeki “uzmanların” ve sözde “bilim insanlarının” kuruntularının bir kıymet-i harbiyesi olur muydu? Kapitalizm ücretli emek sömürüsüne dayanır, ve ücret de en önemli maliyet unsurudur.

Devamı…Fikret Başkaya: “Nüfusunun %2’si zenginliğin %55’ine el koyduğu için 5 milyon çocuk ölüyor”

Fikret Başkaya: “Saray ile adalet kelimelerinin yan yana getirilmesi tuhaf değil mi?”

Doğal ve sosyal zenginliğin küçük bir azınlığın elinde toplandığı, geniş kesimlerin, açlığa, çaresizliğe, sefalate terkeldiği bir toplumda, hangi adaletten söz edilebilir? Siz kentlerin merkezinde yükselen adalet saraylarının varlığına aldanmayın. Oralarda adalet tecelli etmez, etmesi mümkün değildir. Kaldı ki, saray ve adalet kelimelerinin yan yana getirilmesi tuhaf değil mi? İnsanın, sarayda adaletin işi ne diyesi geliyor… Zira hukuk sisteminin misyonu ve varlık nedeni, verili eşitsiz, dolayısıyla haksız, durumu sürdürmektir. Bu yüzden özel mülkiyet etikle bağdaşmaz, bu ikisi uzlaşmaz çelişki içeren [antagonique] kelimelerdir. Zira, etik eşitliği varsayar, mülkiyet ise eşitsizliğe dayanır, eşitsizliği derinleştirir ve sürekliliğini sağlar. Durum böyle olsa da şimdilerde “hukuk devletinden”, “hukukun üstünlüğünden” çok söz ediliyor. Geçerli hukuk sistemi kimin tarafından oluşturulmuştur, ne amaçla oluşturulmuştur, neyin koruyucusudur? sorusunu soran var mı?

Devamı…Fikret Başkaya: “Saray ile adalet kelimelerinin yan yana getirilmesi tuhaf değil mi?”

Fikret Başkaya: “Neden yoksulluk var? Neden yoksulların sayısı sürekli artıyor?”

Zenginlik, yoksulluk ve özel mülkiyete dair
Neden yoksulluk var? Neden yoksulların sayısı sürekli artıyor ve artmak zorunda? Göreli ve mutlak yoksulluğun sürekli büyümesinin sebebi nedir? Neden hep ?yoksullukla mücadeleden? söz edildiği halde yoksulluk çığ gibi büyüyor. Yoksullukla mücadele söylemi neyi gizliyor? Bunun doğrusu zenginlikle mücadele olması gerekmiyor mu? Eğer öyleyse neden hiç ?zenginlikle mücadele? diye bir şey akıl edilmiyor? Zenginlikle mücadele akla gelmiyor zira zengin ve zenginlik bir tabu mertebesine yükseltilmiş durumdadır… Tabu söz konusu olduğunda, ondan söz etmek yasaklanır. Kimse ağzına almak istemez, almaya cesaret etmez… ?Ayıbı açığa vurmanın âlemi yok? denecektir… Bir şarkıcının iki saatte kazandığını, asgari ücretle çalışan biri nasıl olup da tam 11 yılda kazanabiliyor?

Devamı…Fikret Başkaya: “Neden yoksulluk var? Neden yoksulların sayısı sürekli artıyor?”

Bir Şiddet Biçimi Olarak Yoksulluk ve Beslenme Yetersizliğinin Çocuklar Üzerindeki Etkileri

Beslenme yetersizliği olan bebeklerde enerji ve protein yetersizliğinin yanısıra iyot, demir, A vitamini ve çinko gibi mikronutrient eksikleri de sık görülmektedir. Bunların arasında demir eksikliğinin hem sık görülmesi hem de kalıcı bozukluklara neden olması bakımından özel bir önemi vardır. Demir eksikliği, beslenme yetersizliğine sıklıkla eşlik ettiği gibi kendisi iştahsızlığa yol açarak beslenme yetersizliğini derinleştirmektedir. Yoksul evlerin bebeklerinin en önemli özelliği toprak, kül, kömür, kum gibi besin olmayan maddeleri yemeleridir. WHO’na göre hem bebeklerdeki hem de başta kadınlar olmak üzere erişkinlerdeki demir eksikliği dünyada yılda 800 milyon ölüme yol açmaktadır.

Devamı…Bir Şiddet Biçimi Olarak Yoksulluk ve Beslenme Yetersizliğinin Çocuklar Üzerindeki Etkileri