“Dinin Kökeni Korkudur” Varolmanın Acısı – Schopenhauer Felsefesi

Schopenhauer’in ahlak öğretisinin, ahlak bilincinde nitelikçe yeni bir basamak oluşturma olasılığı, onun dine, inanç sistemlerine yaklaşımında da önemli yansımalar gösterir. Sıkça tekrar ettiğimiz gibi düşünür, aklın içeriklerinin aklın kendi ürünü olduklarından emindi.

Devamı…“Dinin Kökeni Korkudur” Varolmanın Acısı – Schopenhauer Felsefesi

“Acı çekenler ile acı çektirenler aynıdır” Schopenhauer Felsefesi’ne Giriş -Klaus Jurgen Grün

SchopenhauerFelsefe on dokuzuncu yüzyılda Schopenhauer’in attığı adımlarla birlikte önemli sonuçlar getiren bir dönüşüm yaşar. Schopenhauer insanın gerek kendi bireysel tek doğasını gerekse de bütün bireylerin paylaştıkları dünyayı uyumlu bir bütün olarak kavrama, öğrenme yeteneğinin kaynağını, kendisinden önceki ide-alist felsefelerde olduğu gibi doğrudan insanın kafasının içinde, onun düşünme faaliyetinin ürünü olarak görmeyip daha doğrusu bu aşamada takılıp kalmayıp bu kaynağı insanın bedeninde bulur. Böyle olunca da bir bakıma felsefenin ağırlık noktası, insanın düşünme yetisinden, kafasında bulunduğu varsayılagelmiş doğuştan bilgi formları arayışından bedene kayar.

Devamı…“Acı çekenler ile acı çektirenler aynıdır” Schopenhauer Felsefesi’ne Giriş -Klaus Jurgen Grün

“Ne mutlu ona ki bilinçsiz! diyebiliriz” Arthur Schopenhauer – William M. Salter

schopenhauerGittikçe mükemmelleşen insan diye bir şey yoktur
İnsanın yavaş yavaş, hiç durmadan mükemmeliyete doğru ilerlediği tasavvurunun geçmişi belki de iki yüzyılı bile bulmaz. Schopenhauer bunun bir yanılsama olduğunu düşünür. O durağan diyebileceğimiz bir insan görüşüne sahipti. Nesiller birbirini takip eder, fakat büyük ölçüde aynıdırlar. İnsan belli değişmez niteliklere sahip olduğu için, büyük ölçüde diğerleri—maymun, aslan, herhangi bir ağaç yahut bitki—gibi bir türdür. Gittikçe daha mükemmel meşe ağaçlarına ya da daha mükemmel aslanlara doğru bir ilerleme yoktur; giderek daha mükemmelleşen insan diye bir şey de olamaz.

Devamı…“Ne mutlu ona ki bilinçsiz! diyebiliriz” Arthur Schopenhauer – William M. Salter

Sanat Üzerine Düşünceler, Aşkın Metafiziği/ Schopenhauer Felsefesi


Bilgeliğin böylece istemin buyruğundan kurtarılması ve bireysel ‘ben’ ile maddî çıkarının unutturulması, sanatın görevidir. Bilimin amacı, içinde birçok özel olan, evrenseldir; sanatın amacı, içinde bir evrensel olan özeldir. “Bir kimsenin portresi bile, Winckelmann’ın dediği gibi, o kimsenin ideali olmalıdır.” Hayvanların resmini yaparken, aralarında en ilginç olanı, en güzel olarak görülmektedir, çünkü kendi türünü en iyi gösteren odur…

Devamı…Sanat Üzerine Düşünceler, Aşkın Metafiziği/ Schopenhauer Felsefesi