İktidar, Sinema, Sanatçı, Özgürlük ve Eleştiri: Memleketin Tuhaf Halleri Üzerine – Zahit Atam

Yeni Sinema

  1. İç ve Dış…
    “Hristiyanlık, İslam ve Yahudilik hiçbir zaman muhalifler tarafından savaşlar, mücadeleler ve kargaşalarda zayıf düşürülmüş veya tahrif edilmiş değildir. Bilakis Mesih’in dediği gibi Yahudiliği Yahudi âlimleri bozmuştur. Aynı şeklide Hristiyanlığı saptıranın Papacılık, İslam’ı saptıranın ise bizler olduğunu görüyoruz.”
    (Ali Şeriati, Sanat, s. 19, Fecr Yayınları)

Türkiye’de en çok yanılgının olduğu hakikatlerden birisi bu: bizi bozdular, düşmanlar, şunlar bunlar, esas olarak Ali Şeriati şunu söylüyor, tam aksine “düşman, düşmanı diriltir”. Mesela somut bir örnek vereyim, Küba’yı düşünün, yanı başındaki ABD’nin çok uzun on yıllara dayanan ablukası dâhil olmak üzere, Küba’yı ideolojik olarak hep diri tuttu. Kübalılar için bir harç işlevi gördü.

Devamı…İktidar, Sinema, Sanatçı, Özgürlük ve Eleştiri: Memleketin Tuhaf Halleri Üzerine – Zahit Atam

Babür Pınar ile Sanat ve Sanatçı Üzerine… Söyleşi: Fikret Başkaya

Fikret Başkaya : İstersen sanat ve sanatcı kavramıyla başlayalım.  Zanaatçı ile sanatçı arasındaki ayırımın mânâ ve mâhiyeti nedir? Z’nin yerini S’nin alması [Türkiye’de] ne ifade ediyor? Güzel Sanatlar tanımı [ İşte resim, heykel…vb.] bir dizi estetik faaliyeti dışarda bırakan Avrupa-merkezli bir ayrım değil mi? Mesela Van’da gördüğüm muhteşem bir kilim sanat tanımını hak etmiyor mu?.veya bir bakır ustasının o güzelim ürünleri… Sana göre bir ‘ürünü’ sanat tanımına sokmanın kriteri nedir?
Babür Pınar : Zanaat ile Sanat arasında çok ince bir ayrım var. Bir ibrik, su taşımak, sıvı maddenin saklanması amacıyla ve kullanım gereksinimine bağlı olarak üretilir, dolayısıyla ibriğin biçimi, ibriğin işlevi tarafından sınırlandırılır. İbriği yapan usta, tutamak ve su akma ağzı yapmak zorundadır. Bu zorunluluk onun yaratım özgürlüğünü kısıtlar; onu standarda bağlar. 

Devamı…Babür Pınar ile Sanat ve Sanatçı Üzerine… Söyleşi: Fikret Başkaya

20. Yüzyılın Başında, Sanatçı, Sanat Eseri ve Sanat Nesnesinin Başkalaşımı – Lütfü Kaplanoğlu

Çağın hız ve devinim kavramlarını ele almasıyla ve nesneleri eş zamanlı sunuş biçimiyle kübizm, hız ve devinimi kendine hedef seçen fütürizmin öncüsüdür. Bir başkaldırı hareketi olarak ortaya çıkan fütüristlerin tüm sanatları birleştirici tavırları; sanatın ve yaşamın her türüne ilişkin manifesto yayımlamaları; gündelik hayatı bütünüyle değiştirmek, kendilerini kabul ettirmek için düzenledikleri gösteriler; sanatın yerleşik bütün kurallarını bir yana bırakmanın, yeni biçim ve anlatım yolları yaratmanın, değişime ayak uydurmak gerektiği mesajının verilmesinde aracılık etmiştir. Yeni anlatım yollarının denenmesinde, çağın enerjisinin verilmesinde kullandıkları hız ve devinim kavramları toplumuna yön veren sanatçı profilinin fonksiyonelliğini anlaşılır kılmıştır.

Devamı…20. Yüzyılın Başında, Sanatçı, Sanat Eseri ve Sanat Nesnesinin Başkalaşımı – Lütfü Kaplanoğlu