19 Yüzyıl Sonrası Ortaya Çıkan Sanat Akımları Hakkında Örneklemeli Genel Bilgi

Apology
19 yy sanat akımların doğuşu sanata anlayışı farkları ve en önemli sanatçıları hakkında genel bilgilere aşağıdan ulaşabilirsiniz. (19 yy akımları Neoklasizm, Realizm, Romantizm, Empresyonizm, Fovizm, Kübizm, Fütürizm, Ekperesyonizm, Barok sanat Dadaizm, Dışavurumculuk, Fluxus Non-figüratif, Metafizik, Natüralizm, Popart, Postmodernizm, Sembolizm, Sürrealizm ve Dadaizm)

Devamı…19 Yüzyıl Sonrası Ortaya Çıkan Sanat Akımları Hakkında Örneklemeli Genel Bilgi

Oğuz Atay yapıtlarında postmodernist ve sürrealist etkiler – Fatih Sakalı

Postmodernizm ve Oğuz Atay
Atay, 1970 sonrası edebiyatımızın en önemli isimlerinden birisidir. Onun, yazdığı eserlerle postmodern edebiyatımızın öncülerinden birisi olduğu kabul edilir. “Postmodernizm; modernitenin pratiklerinin modern teorinin düşlediği bir zeminden çıkarak kendine yabancılaştığı, kendini dönüştürüp yeni bir dönemi başlattığı sürece verilen addır. Bu yönüyle, postmodernizm, artık postmodernite oluşumları, modernitenin devamı olmaktan çıkarak, ondan farklı bir anlayışa dönüşmüştür. Postmodernizm; 1960’ların sonlarında, öncelikle Fransa’da yaygınlaşmaya başlayan; 1970’lerden itibaren de giderek ABD’de ağırlık kazanan bir harekete verilen addır.” (Emre, 2004: 34)

Devamı…Oğuz Atay yapıtlarında postmodernist ve sürrealist etkiler – Fatih Sakalı

Oğuz Atay’ın Anlatılarında Ben, Öteki ve Benlik – Veysel Şahin

On dokuzuncu ve yirminci yüzyılda meydana gelen teknik – bilimsel ve toplumsal değişimler sonucunda anlatılan, taklit edilen dış dünya eski anlamını yitirmiş, giz olmaktan çıkmıştır. Sanatçılar da dış dünyanın taklit anlatımından uzaklaşarak bireyi ve iç dünyasını anlatmaya yönelmiştir. İnsanının bireysel ve sosyal ortamda metalarca kuşatılmışlığı, zaman ve uzam aralığına sıkışan bireyin kendini şeyler dünyasında yitirmesine sebep olmuştur. Sanatçılar da bireyin içine düştüğü bu durumu insani bir refleksle ve aydın bir bilinçle eserlerde ele almıştır. Aynı zamanda, değişen dünya ve yapılan savaşlar, toplumu ve bireyi derinden sarsmış ve sarsılan değerler, sanatçıların eserlerinde gerçek yerine, gerçeklerin oyun hâlinde, gizlenerek çok katmanlı bir şekilde işlenmesine sebep olmuştur. Ecevit bu durumu, “Yazar çeşitli tekniklerle anlamı/ gerçeği böler/ çoğaltır/ gizler” (Ecevit 2004: 48) şeklinde ifade eder. Nitekim gelişen dünya ve yenilikler insanlığın bütün değerlerini altüst etmiş ve sanatçılar da bu değişimden etkilenip, gerçeğin öyküsünü bireyin parçalanmış dünyasına yönelerek ortaya koymuşlardır.

Devamı…Oğuz Atay’ın Anlatılarında Ben, Öteki ve Benlik – Veysel Şahin

Yalnızca bir tarihçi, bir filozof bir edebiyatçı değil daha fazlası: Michel Foucault – Edward Sait

Le Mond’un (27 Haziran 1984) yayınladığı tıp bültenine göre Michel Foucault , 25 Haziran günü saat 13’ te Paris’in de la Saipetridre Hastahanesinde şiddetli kan zehirlenmesi sonrası nörolojik komplikasyonlar sonucu hayata gözlerini yumdu. Haber gazetede iki sütunluk Filozof Michel Foucault’nun Ölümü başlığı altında, birinci sayfayı dolduran olağanüstü bir övgü seli şeklinde yer aldı. Başyazıyı Foucault’ nun College de Frence’dan seçkin bir meslektaşı olan Pierre Bourdieu yazıyordu.
Felsefe ve tarih üzerine yapmış olduğu çalışmaların, Başbakandan anısına bir övgü almış olsa da, zorluğu ve uzlaşmazlığına karşın herhangi bir başka çağdaş fılozofun ölümüne gösterilecek ilginin böylesine yoğun ve hürmete şayan olabileceğini, Fransa ve Foucault örneği dışında, tasavvur edebilmek güçtür. Foucault’nun ölümünün çok büyük bir kayıp olarak değerlendirilmesi ve düşüncesinin hala yaşayan şaşırtıcı gücü ve etkisi hakkında söylenenler, Onun bu ilgiye mazhar olmasının nedenini gösterir.

Devamı…Yalnızca bir tarihçi, bir filozof bir edebiyatçı değil daha fazlası: Michel Foucault – Edward Sait

Murathan Mungan’ın “Dumrul ile Azrail” Öyküsünü Postmodernist Açıdan Okuma*

Dede Korkut’un Deli Dumrul hikayesi, Dumrul’un Azrail’ ı cenke çağırmasıyla başlayan bir varoluş süreciyle başlar. Dumrul bu öyküde canı için can aramaya çıkmışken, cana sahip olmanın önemini anladığı bilinçlenme, Murathan Mungan’ın “Dumrul ile Azrail” hikayesinde yaşamanın ve insan olmanın bilincini kazanan Azrail ile öne çıkmakta. 34 yaşında yitirdiğimiz Ögr.Gör. Sakine Çelik Öztürk, bu iki varoluş sürecini Yıldız Ecevit’in “Türk Romanında Postmodernist Açılımlar” -kitabı- doğrultusundan bakarak “Dumrul ile Azrail” adlı bu öykünün postmodern bir yapısı olduğunu ileri sürülmekte ve bu amaçla metnin, postmodern çizgide kurmaca/üstkurmaca özellikleri, metinlerarası gönderimi ve zamansal yapısını ele aldığı çalışmayı aşağıdan okuyabilirsiniz.

Devamı…Murathan Mungan’ın “Dumrul ile Azrail” Öyküsünü Postmodernist Açıdan Okuma*

Postmodernizm Ya da Geç Kapitalizmin Kültürel Mantığı | I. İfadenin Parçalarına Ayrılması

koylupapuclari‘Onlarda,’ diyor Heidegger, toprağın sessiz çağrısı, mısırın yetişmesini sağlayan gösterişsiz yeteneği ve ekilmemiş kış tarlasının kimsesizliğindeki anlaşılmaz kendi kendini reddediş titreşmektedir.
Köylü Pabuçları’ modernizmin görsel sanatlardaki en muteber eserlerinden biriyle, Van Gogh’un ünlü köylü pabuçları tablosuyla başlayalım. Tahmin edebileceği gibi, bu masumca veya rastgele seçilmiş bir örnek değil. Bu tablonun yorumlanmasında iki ayrı yol önermek istiyorum. Bu yolların her ikisi de eserin algılanışını iki aşamalı ya da çift-düzeyli bir süreçle yeniden kuruyor.

Devamı…Postmodernizm Ya da Geç Kapitalizmin Kültürel Mantığı | I. İfadenin Parçalarına Ayrılması

Postmodernizm Ya da Geç Kapitalizmin Kültürel Mantığı | Estetik Popülizmin Yükselişi – Fredric Jameson

Birkaç yıldır, geleceğe yönelik felaket ya da kurtuluş kehanetlerinin yerini çeşitli şeylerin sonunun geldiğine dair görüşlerin aldığı tersyüz olmuş bir mileneryanizm göze çarpmakta (ideoloji, sanat, ya da toplumsal sınıfın sonu; Leninizm, sosyal demokrasi veya refah devletinin ‘krizi’, v.b., v.b.): Bir arada ele alındığında, belki de bunların tümü, giderek daha sık kullanılan terimle, postmodernizmi oluşturuyor. Bu olgunun varlığına ilişkin savlar, genel olarak 1950’lerin sonlarında ya da 1960’lı ilk yıllarda başladığı kabul edilen radikal bir kopma veya coupure’un gerçekleştiği hipotezine dayanıyor. Sözcüğün kendisinden de anlaşılacağı gibi, bu kopma büyük çoğunlukla yüz yıllık modern hareketin söndüğü veya ortadan kalktığı (ya da ideolojik veya estetik olarak reddedildiği) görülerine bağlanmakta.

Devamı…Postmodernizm Ya da Geç Kapitalizmin Kültürel Mantığı | Estetik Popülizmin Yükselişi – Fredric Jameson

Edebiyat Eleştirisinde Postmodernist Yönelimler


Doksanlı yıllar dönümünde Türk edebiyatında yayılım alanını genişletmeye başlayan postmodernist/avangardist edebiyat ürünleri, Türk edebiyat eleştirisinde çok yönlü gelişmelere neden olur. Özellikle, her romanında alışılmamış kurgu teknikleri uygulayan Orhan Pamuk’un Kara Kitap (1990), Yeni Hayat (1996) ve Benim Adım Kırmızı (1998) romanlan çevresinde yeni estetiğin ana ilkelerini sorgulayan, giderek edebiyat dışı alanlara kayan polemik ortamları oluşur.

Devamı…Edebiyat Eleştirisinde Postmodernist Yönelimler